Sevgililer Günü: Sevmeyi Hatırlamak İçin Bir Gün mü, Bir Hatırlatma mı?

Vitrinler kırmızıya bürünür, kalpler çoğalır, kelimeler daha kolay “seni seviyorum” der. Oysa sevgi, tek bir güne sığmayacak kadar derin, tek bir hediyeyle anlatılamayacak kadar gerçek bir duygudur.

Abone Ol

Sevgililer Günü, yalnızca romantik ilişkilerin değil; insan olmanın, empati kurmanın, birbirini incitmeden yaşamanın da günü olmalıdır.

Bugün sevgilisi olmayanlar kendini eksik hissetmemeli. Çünkü sevgi, yalnızca bir çift olma hâli değildir. Sevgi; bir dostun omzunda, bir annenin sessiz fedakârlığında, bir çocuğun saf gülüşünde, sokakta görmezden gelmediğimiz bir canlıda da vardır. Ve belki de en çok, kendimize gösterdiğimiz şefkatte saklıdır.

Bu 14 Şubat’ta biraz durup düşünelim:

En son ne zaman birini gerçekten dinledik?

En son ne zaman kırmadan konuştuk?

En son ne zaman sevgiyi bir beklentiye dönüştürmeden verdik?

Toplum olarak sevgiyi çoğu zaman sahiplenmekle karıştırıyoruz. Oysa sevgi, kontrol etmek değil; alan açmaktır. Susturmak değil; anlamaya çalışmaktır. “Benim” demek değil; “yanındayım” diyebilmektir.

Sevgililer Günü, şiddetin, tahammülsüzlüğün, yalnızlığın bu kadar görünür olduğu bir dünyada; sevginin hâlâ mümkün olduğunu hatırlatma fırsatıdır. Bir mesajla, bir gülümsemeyle, bir barışma cümlesiyle, bir özürle…

Belki de bu yıl en kıymetli hediye;

birine iyi gelmek,

birini incitmemek,

birini görmektir.

Unutmayalım:

Sevgi sadece kutlanmaz, yaşatılır.

Sadece söylenmez, davranışla gösterilir.

Ve bir güne değil, bir ömre yakışır.

14 Şubat’ınız; daha çok anlayış, daha çok merhamet, daha çok sevgiyle dolsun.