Sevilen Güzeldir Sevgililer Günü geldi…

Vitrinler kırmızıya boyandı, çiçekçiler taşmış, restoranlarda yer bulmak neredeyse imkânsız. Sosyal medya kalplerle dolu, hediyeler paketlenmiş, sözler hazırlanmış.

Abone Ol

Aslında seremoniye dönüştürmeden, senede bir gün de olsa sevgiyi hatırlamak kötü bir şey değil. Ekonomi canlanıyor, esnaf ve çiçekçiler kazanıyor. Belki uzun süredir ihmal edilmiş duygular da bir nebze kıpırdıyor. Kim bilir, belki bazı kalpler zorla da olsa (!) “bugün özel” diyerek yumuşuyor.

Ama gerçek sevgide takvim işlemez.

Gerçek sevgide senede bir gün değil, ömür boyu “Sevgililer Günü” vardır.

Bugün asıl mesele hediyenin fiyatı değil; gönlün kıymeti.! Çünkü toplum olarak son yıllarda maddi beklentiler kadar, manevi yorgunluklarımız da arttı. Özellikle dizilerde parlatılan lüks hayatlar, abartılı romantik jestler, kusursuz görünen erkek ve kadın profilleri… Gerçek hayatın sabrını zorlayıp, emeğini ve eksiklerini gölgede bırakıyor.

Birçok ilişkide artık sevgi değil, kıyas konuşuyor.

“Bak onlar gibi ol.”

“Şunun kocası şöyle.”

“Bu kadın böyle.”

En ufak bir hata; “beceriksizlik”, “işe yaramazlık”, “kötü eş” yaftasına dönüşüyor. Maalesef evlilikler, küçük ama sürekli incitmelerle yoruluyor.

Boşanmaların temel sebeplerine baktığımızda çoğu zaman karşımıza “iyi yaşam beklentisinin” gereğinden fazla büyütülmesi çıkıyor. Herkes en iyisini hak ettiğini düşünüyor. En iyi ev, en iyi iş,

en iyi hayat, en iyi eş… Hatta evin içinde de en iyisi (!) dolaşsın isteniyor.

Fakat unutulan bir şey var:

En iyi eş, kusursuz olan değil; emek veren, seni anlayan ve öğrenmeye açık olandır.

Toplum olarak iletişimde de ciddi bir eksikliğimiz var. Okullarda yabancı dil derslerinin yanına belki de “Gönül Dili” dersi eklenmeli. Çünkü en yabancısı olduğumuz şey; kırmadan konuşmak, kırdığımız gönlü tamir etmek.!

Bir çocuğun yaptığı resmi düşünelim.

O çocuk, “Bu ne biçim resim, dağ kırmızı olur mu?” dediğinizde mi gelişir?

Yoksa, “Dağların kırmızı olabileceği hiç aklıma gelmemişti, ne güzel bir hayal gücün var” dediğinizde mi?

İlişkiler de böyledir.

“Hayvan gibi oldun” diyerek kimse kilo vermez.

“Bir işi de düzgün yap, beceriksiz” diyerek kimse sorumluluk bilinci kazanmaz.

Söz bazen tokattan ağırdır.

Ve sevgi, en çok sözcüklerle yani sevgi diliyle belli olur.

Sevgililer Günü’nde pahalı hediyeler almak zorunda değilsiniz. Ama sevdiğinizin emeğini görmek, mücadelesini takdir etmek zorundasınız. Çünkü çoğu zaman insanlar, kıymetini anlamadıkları şeyleri kaybettikten sonra fark ederler.

Dilerim ki hiçbir erkek, bir kadının verdiği mücadelenin değerini anlamak için onu kaybetmek zorunda kalmasın.

Hiçbir kadın da bir erkeğin omuzladığı yükü görmek için geriye dönüp pişmanlıkla bakmasın.

Sevgi; gösteriş değil, görmektir.

Sahip olmak değil, sahip çıkmaktır.

Güzel olan sevilir belki…

Ama asıl olan şudur:

Sevilen güzeldir.

İnsanı, hayvanı, bitkiyi seven; gönlünden sevgi geçen herkesin Sevgililer Günü kutlu olsun.