Kültür sanat

Seyfettin Çakıralı’dan Yöneticilere Sert Tepki: “Halkı Bize Hasret Bırakmayın”

Karadeniz müziğinin “Sarı Fırtına” lakaplı ismi Seyfettin Çakıralı, Trabzon’daki etkinliklerde yıllardır kendisine yer verilmemesine tepki gösterdi: “Benim suçum halkın sevdiği türküler yazmak mı?”

Abone Ol

Karadeniz müziğinin sevilen isimlerinden Seyfettin Çakıralı, TAKA Gazetesi’ne verdiği röportajda müzik yolculuğunu, unutulmaz eserlerini ve yerel yönetimlere yönelik eleştirilerini anlattı. Yaklaşık 30 yıldır müzik dünyasının içinde bulunan Çakıralı, dokuz albüme ve söz ile müziği kendisine ait 100’ün üzerinde esere imza attığını söyledi.

“Yamalı”, “Candemir Ağa” ve “Arsin’den Gel” gibi eserleriyle geniş kitlelere ulaşan sanatçı, türkülerinin Karadeniz’in yanı sıra Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinde dinlendiğini belirtti. Buna rağmen Trabzon’daki festival ve etkinliklerde yaklaşık beş yıldır sahne alamadığını söyleyen Çakıralı, yaşadığı kırgınlığı açık sözlerle dile getirdi.

“Karadeniz Kültürünün Yükünü Çaykaralı Sanatçılar Taşıyor”
1965 yılında Çaykara’da dünyaya gelen Seyfettin Çakıralı, ilk ve orta öğrenimini ilçede, lise eğitimini ise Trabzon’da tamamladı. Gençlik yıllarında amatör olarak futbol oynayan Çakıralı, daha sonra Trabzon Belediyesi bünyesinde çalışmaya başladı.

Boş zamanlarını değerlendirmek ve sosyalleşmek amacıyla halk oyunları ve halk müziği çalışmalarına katıldığını anlatan sanatçı, burada keşfedilmesinin ardından 1997 yılında ilk albümünü çıkardı. Daha sonra İstanbul’a giderek profesyonel müzik yaşamına devam eden Çakıralı, çeşitli yapım şirketleriyle çalışarak albümler ve yeni türküler hazırladı.

Son yıllarda Karadeniz müziğinde üretimin ağırlıklı olarak Çaykaralı sanatçılar tarafından yapıldığını savunan Çakıralı, “İstiyorum ki Trabzon, Giresun, Rize ve Artvin’in her bölgesinden yeni türküler gelsin. Her bölge kendi sanatçısını çıkarsın ve sanatçısına sahip çıksın” dedi.

Sinan Sami, Muhammed Ali Yılmaz, Onay Şahin, Özgür Selçuk ve Turan Şahin gibi isimlerle uzun yıllar birlikte çalıştığını belirten Çakıralı, bu sanatçıları kardeşleri olarak gördüğünü söyledi.

“Yamalı Karadeniz’in Marşı Oldu”
Bugüne kadar dokuz albüm hazırladığını ve 100’den fazla eser yazdığını ifade eden Çakıralı, hangi türkünün ilgi göreceğini önceden tahmin etmenin mümkün olmadığını söyledi.

Bazı eserlerinden büyük beklenti içinde olduğunu ancak hiç beklemediği türkülerin geniş kitlelere ulaştığını anlatan sanatçı, özellikle “Yamalı” türküsünün Karadeniz müziğinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Çakıralı, “Yamalı gerçekten Karadeniz’de bir marş oldu. Cerrahpaşa ve Asiye neyse, Yamalı da aynı noktada duruyor. Candemir Ağa da dünyanın birçok yerinde çalınıyor ve oynanıyor” ifadelerini kullandı.

“Arsin’den Gel” adlı eserinin de yoğun ilgi gördüğünü söyleyen sanatçı, sosyal medyada yeniden gündeme gelen eski türkülerinden birinin beklenmedik şekilde büyük çıkış yakaladığını anlattı. Çakıralı, stüdyo çalışmalarına devam ettiğini ve yeni türküler üretmeyi sürdüreceğini kaydetti.

“Beş Yıldır Trabzon’daki Etkinliklerde Yokum”
Röportajın en dikkat çeken bölümünde Trabzon’daki yerel yönetimlere seslenen Çakıralı, yıllardır şehirde düzenlenen festival ve konserlere davet edilmediğini söyledi.

Yerel basından, özellikle TAKA Gazetesi ve radyosundan büyük destek gördüğünü belirten sanatçı, aynı desteği yerel yöneticilerden göremediğini savundu.

Çakıralı, “Ne bakan amcam var ne vali kuzenim ne de zengin bir sülalem. Hep aynı kişiler etkinliklerde yer alıyor. Benim hiçbir adamım yok. Benim işim türkü yazmak ve halkın karşısına çıkmak” diyerek tepkisini dile getirdi.

Kendi eserlerinin statlarda ve meydanlarda binlerce kişi tarafından söylendiğini ifade eden Çakıralı, buna rağmen Trabzon’da sahneye çıkamamasına anlam veremediğini söyledi.

“Halkın ve sanatçının arasına girmeyin” çağrısı yapan Çakıralı, yöneticilerin sanatçı seçimlerinde kişisel yakınlıklar yerine halkın taleplerini dikkate alması gerektiğini belirtti.

“Beni Sevmeseniz Bile Halka Sorun”
Karadeniz’de düzenlenen etkinliklerde sürekli aynı isimlere yer verildiğini öne süren Çakıralı, sanatçının başarısının kendi eserleri ve halkla kurduğu bağ üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Sahneye çıktığında türkülerinin devamını halkın söylediğini belirten sanatçı, “Ben ‘Arsin’den Gel’ diyorum, gerisini halk tamamlıyor. ‘Yamalı’ diyorum, yine halk söylüyor. Bence sanatçının karşılığı budur” dedi.

Yaklaşık beş yıldır Trabzon’da büyük bir etkinlikte sahne alamadığını söyleyen Çakıralı, şu ifadeleri kullandı:

“Beni sevmeyebilirsiniz, istemeyebilirsiniz ama halk öyle değil. Halka soracaksınız. Benim suçum ne? Güzel türküler yazmak mı, halkın türkülerimi sevmesi mi? Halkı bize, bizi de halka hasret bırakmayın.”

Müzik Hayatını Bırakmanın Eşiğine Geldi
Yoğun çalışma temposu nedeniyle müziği bırakmayı düşündüğü dönemler olduğunu açıklayan Çakıralı, halktan gördüğü ilginin kararını değiştirdiğini söyledi.

Menajer, asistan veya basın danışmanı olmadan daha amatör bir sistemle çalıştığını belirten sanatçı, aile hayatından hiçbir zaman kopmadığını vurguladı. Evli ve üç çocuk babası olduğunu söyleyen Çakıralı, yapım şirketlerinin geçmişte kendisini bekâr gibi göstermek istemesine karşı çıktığını da anlattı.

“43 yıldır evlilik yüzüğümü parmağımdan çıkarmadım” diyen Çakıralı, sanat anlayışını şu sözlerle özetledi:

“Benim işim türkü yazmak, türkü okumak, halkı eğlendirmek ve halkla birlikte ağlamak. Bir gün ağlarız, aynı gün oynarız. Karadeniz müziği de böyle olmalı.”

Sokak Hayvanları İçin Çağrı Yaptı
Seyfettin Çakıralı, müziğin dışında zamanının önemli bir bölümünü sokak hayvanlarıyla geçirdiğini söyledi. Trabzon, İstanbul ve köyündeki kedi ve köpeklerle ilgilendiğini anlatan sanatçı, belediyelerin bu konuda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini belirtti.

Trabzon halkının son yıllarda sokak hayvanlarına karşı daha duyarlı hale geldiğini ifade eden Çakıralı, bu duyarlılığın artarak devam etmesini istedi.

Sanatçı, “Sokak hayvanları çok zor durumda. Belediyelere önemli görevler düşüyor. O dilsiz canlılar daha iyi şartları hak ediyor” dedi.

Selçuk Baysal , Sezanur Aydın