ŞİMDİ SIRA TESİSLERDE!.

Trabzonspor’un hafızası birer birer sökülüyor.Önce Avni Aker gitti…

Abone Ol

Şehrin tam kalbinde, nice şampiyonlukların, efsanelerin, gözyaşlarının, direnişlerin yaşandığı o mabed tarihe karıştı. Yerine modernlik anlatıldı, projeler sunuldu, “24 saat yaşayan stat” dendi... “Daha iyisi yapılacak” algısı pompalandı... Sonrası malum; zemin kayıyor, yanına hastane geliyor...

Bugün Trabzonspor’un ruhunu taşıyan bir başka merkez tartışmanın odağında: Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri

Havaalanı büyütme projesi gerekçesiyle tesislerin alınması konuşuluyor.
Teknik raporlar hazırlanıyor, bürokratik planlamalar yapılıyor… İş akışında devam ediyor... Hal böyleyken kimse sormuyor; Trabzonspor’un elinden daha kaç değer alınacak, yerine ne koyulacak?

Mesele yalnızca bina, arsa meselesi değildir. Konu, Trabzonspor’un aidiyet alanlarının sistematik biçimde daralmasıdır.

Bir kulübü sadece futbolcular oluşturmaz. Hafızası vardır. Duvarların tanıklıkları yaşar... Koridorlarında yankılanan hikayeleri öylece durur...

Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri, Trabzonspor’un yalnızca antrenman yaptığı yer değildir. Orası, yıllarca mücadele kültürünün üretildiği mekandır. Kulübün hangi şatlarda büyüyüp, nereye geldiğinin canlı tanığıdır... Şampiyonlukların planlandığı, krizlerin aşıldığı, altyapının büyüdüğü merkezdir.

İlginçtir… Mehmet Ali Yılmaz’ın vefatının ardından bugün yeniden gündeme gelen konuda görevdeyken en net tavrı koyan, şampiyon başkan Ahmet Ağaoğlu olmuştu. Divan Kurulu huzurunda açık açık konuşmuş; “Buna izin vermem” demişti.

O dönem çoğu kişi bu çıkışın önemini yeterince anlayamadı. Şimdi geriye dönüp bakıldığında o sözlerin yalnızca tesis savunması olmadığı daha net görülüyor. Ağaoğlu’nun itirazı, Trabzonspor’un elindeki stratejik değerlerin sessiz şekilde kaybedilmesineydi.

Trabzonspor’u şampiyon yapan başkan, bu sözlerin üzerine kısa süre sonra yönetim içi operasyonlarla yalnızlaştırıldı. Desteklenmek yerine tartışıldı. Korunmak yerine hedefe kondu. Sonunda da görevi bıraktı.

Herkes bir zahmet dönüp düşünmeli; acaba o gün verilen mücadele gerçekten tesis için miydi, yoksa Trabzonspor’un gelecekte nefessiz bırakılmaması adına mıydı?

Kulüpler sadece kupa kaldırarak değil, değerlerini koruyarak büyür. Bugün Avrupa’nın dev kulüpleri tesislerini şehirlerin dışına taşırken bile kendi kimlik alanlarını kaybetmemek için mücadele ediyor. Bizde elde kalan değerlere nasıl sahip çıkılacağı adam akıllı tartışılmıyor bile!..

* * *

Trabzonspor’un öncelikli sorunu saha içinde değil, hafıza kaybındadır.

Bir şehir, önce stadını kaybeder… Sonra tesislerini… Devamında alışkanlıklarını… En sonunda da kimliğini tartışmaya başlar. İstediğin kadar transfer yap, iş bu aşamaya geldi mi, hiç birini yerli yerine koyamazsın...

Trabzonspor’un sadece yeni binalara, arsalara değil, güçlü irade ortaya koymaya ihtiyacı vardır. Mesele beton değil, aidiyettir... Camianın kendi değerlerine ne kadar sahip çıkacağıdır.

İnsanın aklına ister istemez bir de “yeni tesislerin adı ne olacak?” sorusu geliyor... Yine Mehmet Ali Yılmaz mı yaşayacak o tabelada, yoksa yeni dönemin güç gösterisiyle farklı isimler mi yükselecek?

Bazen mesele sadece tesis yapmak değil, hangi ismi yaşatmak istediğinizdir!... Yeri gelmişken, dikkatli olun; kayıplar sadece tapuya değil, tarihe yazılır!...