Manşet

SOBA NEDEN YÜKSEKTE!

Bir fizikçi, bir matematikçi, bir kimyacı, bir de jeolog ve antropologdan oluşan heyet, bir araştırma için arazide bulunuyorlar. Hava kararır, aniden yağmur bastırır. Gidecekleri hiçbir yer yoktur, Arazi üzerinde az ileride bir ev belirir. Koş

Abone Ol
Kimyacı; “Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş. Böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.” Fizikçi: “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş” Jeolog: “Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan, herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış” Matematikçi: “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış”; Antropolog: “Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarı kurmuş” der. Tartışma böyle uzayıp gidiyor Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir: “Boru yetmedi de efendim!” Kimse alınganlık göstermesin, kimse de kırılmasın. Maksadımız birilerini yermek değil, mühendislerin gereksiz düşündüğünü, fazla teferruata indiğini anlatmak değil. Maksat her şeyi doğru anlamak, net olmak. Hem mevzuatçıyız hem teferruatçı İnsanları anlamak elbette zordur. Herkes kendi merkezinden bakar olaylara, öyle değerlendirir, peşin hükümlüdür. Ve çok doğal olarak da kendi merkezli görür her şeyi. Herkes kendi penceresinden değerlendirir her şeyi Elbette farklı görüş, farklı düşünce olmalı Lakin gereksiz tartışmalarla da zaman kaybetmemeliyiz Ne kadar farklı bakarsak bakalım ortak paydamız insan olmaktır. İnsanın, insanlığa insan olmakla getirdiği bir borcu vardır, Hoşgörü ve adalet gibi. xxx Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar. Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün uzun olması değil, İyi olması önemlidir Fıkra Biraz da gülelim Fadime hayvan pazarında kurbanlık almak için gezinirken yanına yaklaşan Temel; “Uyyy Fadime senun gurbanın ben olayım daa ne dersun Fadime cevabı yapıştırır “Yok bu sene Öküz kesmeyeceğum