Bir puan. ir anlık kopuş. Bir saniyelik konsantrasyon kaybı. Koca bir sezonu insanın avuçlarının arasından kaydırabiliyormuş meğer. Trabzonspor son haftalarda sadece puan kaybetmedi. Aslında zaman kaybetti. Ruh kaybetti. Kendi içindeki inancı bazen sahaya geç çıkardı. Oysa Beşiktaş karşısında sahada başka bir hikâye vardı. Bir çok eksiğine rağmen.
Her ikili mücadelede bir karakter. Her geri koşuda bir vicdan vardı. İnsan işte tam burada kırılıyor. Çünkü taraftar şunu düşünüyor. Madem bu yürek vardı, neden bazı maçlarda bu kadar sessiz kaldınız. Son üç maçta eksilen puanlar aslında tabelaya yazılandan çok daha fazlasıydı. Bir şehrin içine çöken yorgunluk gibi. Kuzeyin dalgaları gibi büyüyen bir iç sıkıntıydı. Trabzonspor oyunu kaybetmedi bu sezon. Başlangıçtaki kendi ritmini kaybetti. Öne geçtiği an durdu. Bastıracağı yerde bekledi. Bitireceği yerde sustu. Futbol affetmedi. Çünkü şampiyonluk biraz da acımasızlıktır. Bazen merhametsiz bir devamlılık ister. Bir an bile gevşememeyi! Bir maç bile eksik inanmamayı! Trabzonspor ise bazı maçlarda hedefe yürümekten çok, hedefin ağırlığını taşımaya çalıştı.
Belki de bu yüzden son üç maçın bıraktığı his yenilgiden daha ağır. Çünkü taraftar mağlubiyete değil, eksik kalmış ihtimallere üzülüyor. Karadeniz insanı böyledir.
Kaybetmeye değil, yarım kalmaya içerler. Şimdi Dolmabahçe’de galibiyetin içinde bile buruk bir tat var. Çünkü o gece herkes aynı şeyi hissetti. Biraz daha erken uyansaydık.
Belki bugün şehir bambaşka olacaktı. Belki meydanlarda çocuklar şampiyonluk şarkıları söyleyecekti.2021 – 2022 sezonunda ki gibi. Belki bordo-mavi bayraklar rüzgâra daha başka değecekti. Belki de yıllardır yorgun düşen umut, yeniden ayağa kalkacaktı. Ama futbol bazen insana en ağır gerçeği gecikerek gösterir.
Trabzonspor’un Beşiktaş karşısındaki oyunu; aslında bu takımın neleri yapabileceğinin değil, sezon boyunca neleri eksik bıraktığının kanıtıydı. Bu yüzden galibiyetin içinde bile ince bir hüzün dolaşıyordu. Çünkü bazı zaferler insanı sevindirmez sadece. İçini de sızlatır. Trabzonspor taraftarı şimdi tam olarak bunu yaşıyor. Bir yandan gurur. Bir yandan kırgınlık. Bir yanda işte bu takım duygusu. Diğer yanda ise kaçıp giden haftaların sessiz hesabı. Belki de futbolun en şiirsel tarafı budur.
Bazen bir şehir, bir sezona değil;
Olamayan, olamadığımız ve gayretsiz bir ihtimale ağlar…