Sür Atını Meydane Gel 2026

Bu başlığı onlarca kere atmışımdır, okuyucular iyi bilir.

Abone Ol

Türkiye’nin en iptidai dolmuş sistemi Trabzon’dadır, bu çok net. Çözülemiyor, niye? Çünkü göreve gelen tüm yerel yöneticiler (bizim dönemde dâhil) seçimi, oyu düşünüyor.

Ve toplu taşımaya önem vermediğinden bu kanayan yara gözümüzün önünde dağ gibi büyüyüp sorun kangrenleşiyor. Geldik 2026’ya ve –en azından toplanma yerleri konusunda- sağlam adımlar atıyorlar. Sonraki adım sanırım Meydan’ı yayalaştırmak olacaktır.

Adımı atan elbette Trabzon Büyükşehir Belediyesi.

Ben destekliyorum…

Arkasından toplu taşımacılıkta da olumlu adımlar atılırsa Trabzon’da taşıt-yaya kargaşası bir nebze olsun çözüm bulur. Kararlılık çok önemli, ben bu sorunun kararlılık ve ortak akılla Trabzon gündeminden kalkacağına inanıyorum. Şoför ve şoför esnafı da nalıncı keseri gibi kendine yontmamalı konuyu. 2026 Trafik sorununda olumlu bir adım atılan yıl başlangıcı olsun diliyorum.

Bekleyip göreceğiz yöneticilerin ne kadar kararlı olduklarını…

HİÇ BİR LİSTEYE GİREMEYEN TRÜ…

Arkadaş, amacınız ne sizin? İş olsun torba dolsun diye mi koltuk taşıyorsunuz?

Dünya sıralamasında hiçbir listeye giremeyen 2 üniversite var yöremizde, biri Gümüşhane Üniversitesi diğeri de Trabzon Üniversitesi…

Dünya genelindeki 3 bin üniversiteyi başarı sıralamasına koymuşlar TRÜ sıra bulamamış kendine! Bildiğimiz Fatih Eğitim Fakültesini ala ile vala ile Trabzon Üniversitesine çevirenler bir baksınlar istiyorum, eserinizle övünün.

Elbirliği ile eski bir imamın başmuallim olarak atandığı resmen medreseye döndürülmüş bir kurum görüntüsünde. Kampüs bayırından yukarıya doğru biraz yol alın, resmen yüksek lise zannedersiniz, ya da yüksek imam hatip lisesi…

Sizi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle kampüsündeki binaya Atatürk’ün resmini ters asmanızla biliyoruz, tanıyoruz ve unutmuyoruz. Şimdi oturmuş sizden bir başarı beklememiz bizim için uzayda bir nesne aramaktan öte bir şey değil.

Dünyadaki 3 bin üniversite arasına giremiyorsanız valla ne diyeyim size, hayırlı Cuma’lar…

OKTAY SARAL’A BİR DESTEK DE BENDEN…

Aynı ortamların adamı değiliz ama ben Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı iken kendisi Of Belediye Başkanı idi. Soğukta olsa bir mesai arkadaşı sayılırız. Milletvekili olduğunda bir açıklamasını eleştirmiştim, danışmanına beni arattırarak fırça attırmıştı. (Makinalı tüfek gibi bana ‘yazarlık’ öğretmeye çalışan danışmanına gerekli cevabı, telefonu yüzüne kapatarak vermiştim)

Gel zaman git zaman şimdi Sayın Saral Cumhurbaşkanlığı Danışmanlarından biri.

Hafta başı DEM Partiye verdiği bir ayarı gördüm, tebrik ediyorum hislerimize tercüman olmuş. Gerçi bu son “açılım” savsatasına zararı dokunur ama olsun dik durmuş.

“Yıllardır bu milletin acıları üzerinden siyaset devşiren, PKK’ya tek kelime edemeyip her fırsatta Türkiye’yi suçlayan bir zihniyetin ne söylediğinin de, kimi hedef aldığının da hiçbir kıymeti yoktur. Kendi sicilini temizleyemeyenlerin, başkalarına ahlak dersi vermeye kalkması sadece trajikomiktir. Siz önce Kandil’e, bebek katillerine, şehirleri hendeklerle kana bulayanlara “terörist” demeyi öğrenin…” demiş.

Harfine virgülüne katılıyorum ve altına bende imzamı atıyorum, teşekkürler Oktay Saral...

DEPREMDEN KORKMAYIN…

Hafta başı bir sallandık, pir sallandık. Aslında sallanmadık, yer altından gelen tok bir sesle irkildik. Valla ben bu yaşıma geldim böyle bir zelzele görmedim, duymadım, hissetmedim.

3-5 gündür Trabzon halkını izliyorum, resmen bir korku almış kent halkını…

Uzmanlar, özellikle bizim Osman (Bektaş) abi ilmi gerekçelerle açıklamalarda bulunuyor. Haklıdır elbette bir uzman olarak tehlikenin farkındalığını önde tutmak.

Ama şunları da göz önünde bulundurmak gerekir. Bir kere Karadeniz, ortasında büyük depremler üretecek faylara sahip bir deniz değil. Bu yüzden büyük depremler ve Tsunami riski yok denecek kadar az bir deniz. Ancak Doğu ve Batı Karadeniz diğer fay hatlarına paralel olduğundan stres altındadır. Bu bakımdan Kuzey Anadolu fayına dikkat etmeliyiz. Stres binlerce yıl boyunca birikir ve küçük ölçekli depremler oluşturur. Hatta şunu da söyleyebiliriz, bu dikkat edilecek faylar çok ama çok eski faylardır, derinlikleri yüksektir ve yıkıcı değillerdir.

Bu bakımdan siz beni dinleyin, gönül rahatlığı ile yatağınıza girip güzel bir uyku çekin.

Bizi sallamaz o sarsıntılar, neleri gördük neleri…

MUHTARLARIN VALİ’DEN İSTEĞİ…

Trabzon Valiliği görevine atanan yeni Vali’mize hoş geldin ziyaretleri sürüyor. Birkaç gün önce de Trabzon Muhtarlar Federasyonu kendisine ziyarette bulunup, “birlikte Trabzon için çalışacağız” demişler.

Yıllar önce ben hem muhtarım hem de Tüm Muhtarlar Derneği Başkanı. Görevdeki Valimiz ile çeşitli toplantılarda bir araya geliyoruz. Her toplantıda söz alan bazı muhtar arkadaşlar muhtar maaşlarının azlığından şikâyet ediyorlar. Yakın bir zamanda kaybettiğimiz merhum Valimiz Alaaddin Yüksel’de bayağı bir sıkılıyor bu sözlerden, anlıyorum ama cevap da vermiyor. Dernek olarak kendisini ziyaret ederken 1.Nolu Erdoğdu Muhtarı Osman abi yine aynı konuyu açtı. Maaşların az olduğundan, maddi güç olmayınca sıkıntı olduğundan bahsetti.

Vali Yüksel, arkasına yaslandı ve “Muhtar, Trabzon’da benden büyük kim var? Hiç kimse. Ben bu kentin bir numaralı kişisiyim ama nerede ise onuncu sırada maaş alıyorum. Benim şoför Kerim benden daha çok maaş alıyor. Arada ondan borç aldığım bile oluyor. Ama ben Vali’yim. Bunun hazzı ve ağırlığı başka bir şeyle, mesela senin bahsettiğin maaş ile ölçülebilir mi? Asla…” diye cevap vermişti. Osman abi dâhil kimse artık aldığı cüzi maaşlardan bahsetmedi bu olaydan sonra.

Göreve yeni başlayan Valimize bizde hayırlı olsun diliyoruz, umarım koltuğunun ağırlığını geçmiş Valiler gibi iyi taşır…

ARAKLI ÇÖP KONUSUNDA ÇÖZÜM BEKLİYOR

Göreve yeni başlayan Trabzon Valimiz Araklı Entegre Katı Atık Değerlendirme ve Bertaraf Tesisinde incelemeler yapmış ama sorun hala devam ediyor.

En büyük sorun elbette üye belediyelerin maddi yükümlülüğünü yerine getirmemesi. Geçmiş dönemlerden örnek vermiştim; Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın topladığı çöp vergilerinden tesis için ödemesi gereken payı için: “ödemiyorum, sıkıysa gidin Reis’ den alın” sözünü…

Yüklenici firma hak edişini muntazaman almadığı zaman yöre halkı da sinsile yolu ile etkileniyor. Çalışan elemanlarına gerekli maaşlarını ödeyemiyor, ödenmeyince yöre halkı etkileniyor. Koku ile çevre kirliliği oluşuyor ve doğal olarak da yörede sağlık korkuları artıyor. Bu bakımdan tüm Yanbolu Vadisi sağlık tehdidinde…

Bu sadece Trabzon’un sorunu değildir, Rize’yi de sorumlu tutar. Öyle arkasına yatıp “gönderiyorum çöpü, sen sorunu çöz”, demekle olmaz! Rize de elini taşın altına koyması gerekir. Sorunu Trabzon’a yüklemekle olmaz. Şimdi çıksa Trabzon Valisi ve Büyükşehir Belediyesi “Ey Rize ve Rize’nin yöneticileri, siyasileri size sesleniyoruz. Yıllardır Sürmene Kutlular mevkiine çöp döktünüz, 2007 den beri. Şimdi Araklı’ya Rize’nin çöpünü döküyorsunuz. Sıra bizde! Şimdi bizde 18 sene size çöp göndereceğiz. Of sınırından bu saatten sonra çöp arabası sokmayacağız. Sizde elinizi taşın altına sokmanız lazım. Ya herro ya merro…” derse ne olacak?

Der mi bizim Vali veya Büyükşehir Belediye Başkanı ya da iktidar milletvekilleri?

Rize eski Belediye Başkanı Halil Bakırcı demişti ya “sıkıysa Reis’ den isteyin” diye.

Çözüm bulunmuyorsa, bence demeleri lazım…

TÜRKİYE BİR HUKUK ÜLKESİDİR…

“Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz” diyen Özal’ın Cumhurbaşkanlığı yaptığı bir ülkeden her mikrofon uzatıldığında “Türkiye köklü bir hukuk devletidir” diyen bir Adalet Bakanımıza kadar müthiş bir seriye sahibiz, şanslıyız sevinmeliyiz…

“Adalet”in Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı; “Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk” olarak yazıyor. Ama her gün birisi için adalet istiyoruz farkında iseniz, bir yerde bir sıkıntı var.

Kanunlar suçu caydırmıyor, tüm düzen kolay para kazanmanın özendirildiği bir düzene dönüşmüş. Bakıyoruz mafyatik dizilere, kimsenin yaptığı suç karşılığında ceza aldığı yok, eline bıçak alan saplar çıkarım diyor korkmuyor. Giden gittiği ile kalıyor. Ölen gözü yaşlı kimseler bırakıyor. Öldüren ise kaçıncı suç kaydı ile namıyla anılıyor.

Adaletin olmadığı bir toplumda güven kaybı ve toplumsal çözülme kolay oluyor. Zengin-fakir uçurumu, sınıfsal çatışmalar, ekonomik çöküş bir biri ardına geliyor.

Diğer tarafta bakıyorsun hakkında Anayasa Mahkemesi kararı olan seçilmiş milletvekili Can Atalay içerde, Selahattin Demirtaş yıllardır içerde hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var dosya kapanmıyor, kapatılmıyor. Ama toplumda kalıcı zararlar veren, hayatları geri dönülmez biçimde değiştiren insanlar birkaç haftada dışarda.

He Yılmaz Tunç he, “Türkiye bir hukuk devletidir.”

Birde “köklü”sünü yarattınız devri iktidarınızda…