Taktiksel Hata, Ardışık Pas Hataları Ve SONUÇ!

Bu makale, Trabzonspor takımını ve Teknik Direktör Fatih Tekke’nin yönetimini her zaman futbolun içinde olan olumsuzluklar yüzünden eleştirmek değil, dün akşam Papara park’ta oynanan futbolu, yöresel duygusallıktan uzaklaşarak, maç öncesi ve maç sırasında yaşanan gerçekler ışığında değerlendirmek amacıyla yazılmıştır.

Abone Ol

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Bir maç önce beyinde oynanır ve sonra beyindekiler sahaya yansıtılmaya çalışılır. Futbol için söylüyorum, özellikle hafta içi sürekli antrenman yapmanın sebeplerinden bir tanesi ama en önemlisi fiziksel antrenman yapmanın yanı sıra, oynanacak müsabakanın beyinde önceden oynanmasıdır. Spor biliminde biz bunun adına “zihinsel – mental” antrenman diyoruz.

Dünkü maç öncesinde; Teknik Direktör Fatih Tekke’nin maç öncesi yaptığı konuşmada Fatih hoca; “Tüm detaylarıyla beraber yapabileceğimiz, hazırlanabileceğimiz tüm şekillere hazırlandık. Top bizdeyken 2-3 şekil, top rakipteyken durumlar… Sürpriz bir şey yok fakat bugün performanslar çok çok önemli. Özel dikkat etmemiz gereken şeyler var.” Şimdi yazacağıma çok dikkat etmenizi istiyorum. Yine Fatih Hocanın ağzından yazıyorum: “biraz sanki bekleyecekmiş gibi görünüyor Fenerbahçe, hızlı hücumlar ve duran toplarla gelecekler. Biz de aynı şekilde. Gayet sakiniz ve öyle olmak zorundayız. Öz güvenimiz yerinde. Genç oyuncularımız var, hata yapabilirler. Merkezden top kaybetmemeye dikkat etmeliyiz.” Evet, bu sözler Fatih Tekke’ye ait.

Gelelim yorumlamaya; biraz sanki bekleyecekmiş gibi görünüyor Fenerbahçe. Peki, Fenerbahçe bekledi mi? Beklemedi. Fakat hızlı hücumlarla ve duran toplarla gelecekleri doğru… Fenerbahçe, maç başlar başlamaz müthiş bir baskıyla Trabzonspor savunmasını sayısız kere bunalttı. Hatta ilk gol pozisyonunu da Fenerbahçe üretti. Trabzonspor ceza alanına her gelişlerinde 5-6 futbolcuyla hücum ettiler. Buna karşın Trabzonspor savunması her hücumda 5-6 Fenerbahçeli futbolcuya karşı 4 futbolcuyla savunma yapmak zorunda kaldı. Yani burada Fenerbahçe’nin bekleyeceği düşüncesi taktiksel olarak hatalı bir anlayıştı. Çünkü Trabzonspor savunması bu maçta sürekli baskı yedi. Bu baskılar Fenerbahçe’ye pozisyon olarak geri döndü.

Öz güven, baskı altındayken bile sakin kalmak, olumlu ve hatasız paslar atabilmektir. Eğer siz, baskı yediğinizde sürekli ardışık pas hataları yapıyorsanız, bu öz güvenin tam olmadığının işaretidir. Bunun yaş ile açıklanacak bir tarafı olamaz. Eğer yaş, öz güven ve hata yapmak için geçerli bir mazeretse Arda Güler’in tüm maçlarının izlenmesi gerektiğini söyleyebilirim. Arda da çok genç fakat her maçta %90.66 oranında pas yüzdesiyle oynuyor (FootyStats). Demek ki bu durum yaş ile alakalı değil… C. Oulai, stoper Chibuike Nwaiwu, Wagner Pina, Jabol-Folcarelli gibi futbolcuların ardı ardına yaptıkları pas hatalarına ne diyeceğiz? Bu futbolcuları yaş kavramı üzerinden mi eleştirmeliyiz? Bu kolaya kaçmak olur. Futbol hatalar oyunudur fakat maçı en az hata yapan futbolcuların olduğu takım kazanır. Özellikle baskı altındayken yapılan pas hatalarını hiçbir takım affetmez ve sizi cezalandırır. İşte dünkü maçta yaşanan olay da tam manasıyla budur.

Olayın başka bir boyutu da, bir teknik direktör olarak öngörülerinizi içinizde tutmanızdır, açığa vurmamanızdır. Bu öngörüler futbolda taktiksel anlayış olarak bilinir. Bunları sadece futbolcularınızla paylaşmalısınız. Hatta bazen teknik heyet dışarıda bile kalabilir. Futbolcularınız ve siz… Çünkü taktik, bir teknik direktörün futbolcularıyla arasındaki mahremiyettir. Bunu çok iyi korumak, sizin ve futbolcularınızın görevidir.

Durum böyleyken, bir takımın teknik direktörü olarak basına demeç verirken, taktiksel anlayışınızı açığa çıkaracak söz ve eylemlerden kaçınmalısınız. Tam söylediğim şey; Trabzonspor-Fenerbahçe karşılaşması öncesi Fatih Hoca, naklen yayın yapan TV kanalına yaptığı açıklamalarla taktiksel anlayışını açığa vurmuştur. Aynı şeyleri tekrar ettiğim için siz okurlarımdan özür dilerim. Ama yaşanan gerçek bu… “Biraz sanki bekleyecekmiş gibi görünüyor Fenerbahçe, hızlı hücumlar ve duran toplarla gelecekler. Biz de aynı şekilde. Gayet sakiniz ve öyle olmak zorundayız. Öz güvenimiz yerinde. Genç oyuncularımız var, hata yapabilirler. Merkezden top kaybetmemeye dikkat etmeliyiz.” Evet, bu sözler sizin maçtaki taktiksel anlayışınızı maç öncesi dışa vurmanız demektir ve kanımca çok hatalıdır. Bu söylenenleri rakip takım teknik heyeti neden maç öncesi bilsin? Bunlar içimizde saklayıp, maç içinde uygulamasını yapacağımız, maçı kazanmak için ince detaylar değil midir?

Başlıkta belirttiğim gibi; taktiksel hatalar, ardışık pas hataları ve sonuç… Bunlar belki benim gördüklerim sonucunda yazıya döktüğüm düşüncelerim olabilir. Fakat ben maçı izleyen ve gördüklerimi not eden, analiz eden ve daha sonra sentezleyip, birleştirip yorumlayan biriyim. Yazdığım her şey öncelikle Trabzonspor ve doğal olarak Fatih Hocanın başarısı içindir… Şunu bilirim; hoca başarılıysa Trabzonspor da başarılıdır. Hocanın Fatih Tekke veya başka bir hoca olması bu gerçeği değiştirmez. Lig 34 maçtır ve Fenerbahçe ile oynanan 2 maç ligin sonu değildir.

Bir tenis maçında oynadığınız bir sayıyı düşünün, bu sayının rakip tarafından kazanılması maçın sonucunu tayin etmez. O sayı biter, sıra diğer sayıları kazanmak olmalıdır. Oyun devam etmek zorundadır. Süper Lig böyle bir ortamdır. Bu maç bitmiştir, bu maça takılıp kalmamak, geleceğe bakmak önemlidir. Yine umutla ve öz güvenle… Çünkü insanın bu değerlerden uzaklaşması varlığını inkâr etmesi demektir. Bu maç, sonucu ne olursa olsun Trabzon’un direncinin ve kimliğinin en önemli simgelerinden biri olmuştur. Gelecek maçlara, ufukta ne olacaklara odaklanmak gerekir. Kim ne derse desin; Trabzonlunun en büyük varlığı “TRABZONSPOR”dur. Vesselam.

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK