Siz bu şehrin çocuklarına güvenmiyorsunuz. Ve daha acısı siz şampiyonluğa da inanmıyorsunuz. Çünkü inanan yönetim, günü kurtarmaz. Geleceği kurar. İsim İsim konuşalım. Trabzonspor altyapısı, yıllardır sistemli şekilde ihmal ediliyor.
Bu bir bütçe meselesi değil, tercih meselesidir. Her sezon yapılan plansız transferler, her sezon değişen kadro mühendisliği, her sezon hedef şampiyonluk söylemi. Ama ortada tek bir altyapı planı yok. Tek bir yerli oyuncu projeksiyonu yok. Tek bir 5 yıllık vizyon belgesi yok. Yönetim konuşuyor, sistem susuyor. Fatih Tekke’yi Vitrin yapmak iyi, zaten Fatih Tekke bu kulübün vitrinidir. Ama vitrin olmak başka, yetki sahibi olmak başkadır. Altyapıdan çıkmış bir efsaneyi altyapısız bir yapının önüne koymak, bakın biz değerlerimize sahibiz demenin reklam çalışmasıdır. Bu samimiyet değildir. Bu vitrindir.
Fatih Tekke, bu şehrin hafızasıdır. Ama hafızayla fotoğraf çektirip, hafızanın istediği sistemi kurmazsanız, bu sadece görüntüdür. Yerli Oyuncu Politikası yok hükmünde, Trabzonspor’da yerli oyuncu politikası diye bir şey yoktur. Sadece kadroyu doldurma refleksi vardır. Yerli oyuncu yetiştirmek risk görülüyor. Ama yabancı transferler risk görülmüyor. Bu bir futbol aklı değil, bu bir yönetim korkusudur. Çünkü altyapıya güvenmek cesaret ister. Transfer yapmak cesaret değil, kolaylıktır. Şampiyonluk sözle Olmaz, bedelle Olur.
Şampiyonluk konuşuluyor. Ama şampiyonluğun bedeli ödenmiyor. O bedel şudur; Sabır ,Altyapı, Yerli oyuncu, Uzun vadeli plan, Taraftarla aynı hayali kurmak, bunların hiçbiri yoksa şampiyonluk sadece bir slogan olur. Net cümle; Trabzonspor’u yönetenler, bu kulübün şampiyonluk hayaline inanmıyor. İnandığını söyleyenler var, bedelini ödeyen yok. Ve inanmayanların yönettiği hiçbir kulüp, tarihe hükmedemez. Bir şehir rüya görürken, yönetim uyanık kalmayı seçti. İnanç yorucu geldi, kolay yol seçildi. Şampiyonluk bir kupa değil, Bir karakter meselesidir. İnancı olmayan yapıların tarihte adı olmaz, Sadece izi olur…