Tek Başına İran…

Önceki gün; “İRAN’A SALDIRMANIN TEK HEDEFİ” başlığı atarak, paylaştığımız gerçeklerin özellikle; “Ortadoğu coğrafyasında İsrail’in hedeflerine ve emellerine karşı duran tek ülke İran” diye ifade ettiğimiz kısmına itiraz edip, mail gönderen, sokakta da yüzümüze de söyleyenler olmadı değil!

Abone Ol

Hani; “Nereden baktığına bağlı?” diye sorularak cevaplanan haller vardır ya!

Sanırım itirazı olanlarda bunu gerçeklere değil, baktıkları, ya da görmek istedikleri yere göre yapıyorlar da ondan!

Oysa artık “Çuvala sığmayan mızrak” gibi olan gerçekleri, akıl gözüyle bakabilen herkes görüyor.

Önceki gün Türkiye Gazetesi Yazarı ve televizyon yorumcularından Cem Küçük’ün, “İRAN TEK BAŞINA MÜCADELE EDİYOR” başlığını attığı yazının girişine koyduğu net bir şekilde koyduğu şu ibarede olduğu gibi:

“Müslüman dünya içinde ABD ve İsrail ile mücadele eden tek ülke var, o da İRAN.”

ACABA İRAN’MI SALDIRIYOR?

Kayıtlarda, “İslâm İşbirliği Teşkilatı” diye geçiyor ama insanın; “Ne acıdır ki üyeleri Kitap’a göre değil, sadece kağıt üstünde Müslüman” diyesi de gelmiyor değil!

Baksanıza tamamı, İsrail ve taşeronu ABD ile saf tutmaları yetmiyormuş gibi, Türkiye hariç nerede ise İran’a saldırılara da katılacaklar!

Nedeni de, “İran’ın başta misafir ettikleri değil, adeta ev sahibi yaptıkları ABD üstlerine saldırmasını” gerekçe gösteriyorlar.

Hadi; “İran’ın bunlara saldırması kadar doğal ne olabilir ki?” diyelim!

Ancak biline ki, bu Müslüman diye geçinenleri, İran’a karşı harekete geçirmek için, İran’ın bunlara saldırması da gerekmez, zaten de gerekmiyor!

İsrail, taşeronu ABD ve müttefikleri içeriden ve dışarıdan bu ülkelere “İran yapıyormuş” gibi gizli saklı saldırılarda bulunarak, asıl gayelerini gerçekleştiriyorlar.

O gayenin de, İslam, ya da Müslüman sayılan ülkeleri birbirine düşman etmek, vurdurmak olduğunu anlamamak için deli olmak yetmez, salak, hem de binlerce kez salak olmak lazım!

Ki bu kadar salaklığı Hristiyan Dünyası bile yapmıyor, yukarıda ifade ettiğimiz tezgâhlardan da açık açık söz ediyorlar.

FINDIKTA HEDEF; “KENDİN ÜRET, KENDİN TÜKET!”

Birileri, gerçek manada kalkınmanın dış satım ile yani başkalarına tükettirmek ile olabileceğini unutmuş, “Saldım çayıra, Mevlâm kayıra” misali; “sapla samanı karıştırıyor” olsalar gerek, fındığı alan yabancılar ile onlara satış yapanları nerede ise “Düşman” ilan eder hale gelmek üzereler!

Aslında hiç uzatmayıp nerede ise yakında; “Yabancılara fındık satmamalıyız” hat da; “Fındık ihraç etmemeliyiz” demelerini de artık garipsemeyeceğiz!

Yani, “Kendin pişir, kendin ye” misali, “Kendimiz üretip, kendimiz tüketeceğiz” desinler de olsun bitsin! Dış satım yasaklansın! Yabancı alıcılar kovalansın!

Zaten amaçlarını, niyetlerini bilemeyiz ama icraatları, yaptıkları bunun gidişatını gösteriyor!

Ama bu icraatı gerçekleştirdiklerinde içeride o kadar fındığı, istedikleri fiyata satıp, yedirecekleri kimse bulabilecekler mi? Bilinmez!

Ancak yine de olsun!

Çok değil, 5-10 yıl sonra, bir kilo fındığı bu günkü rakamlarla azami 1.2 dolara, yani 60 TL’ye mal eden ABD’den ithal ederek yenilebilir.

Tıpkı bugün badem de olduğu gibi!

250’YE ALIRSA, 700’E SATAR…

Fındıkta alım işini yıllar önce zoraki sokulan TMO’nun, piyasada fındık imajını olumsuz etkileyebilecek eski ürünlerinin kavrulmuşunu kilosu 700 TL’den satmasını mantıklı bulup, üretici adına destekleyen bir açıklamayı ve sonrasını okuyunca, ister istemez, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” demedim değil!

Neden mi?

Aradım, sordum soruşturdum. Birkaç değil, bu işi yapan 15-20 müteşebbis ile konuştum.

Kâr bile etmeden 700 TL’ye satılması gereken kavrulmuş fındığın kabuklu olarak kilosu en az 250 TL olması gerekiyor.

Çünkü çerezlik olarak tüketilecek kavrulmuş fındıkta, kırılmadan sonra düşük kalibrelerin ayıklanması, çıkıntıların çıkarılması gerekiyor.

Bunu da anladık!

Ama anlamakta sıkıntı çektiğimiz, 250 TL alınıp, bu durumda 700 TL’ye kavrulmuş olarak fındığın satılması doğru ise, bugün için TMO’nun alım fiyatını 320 TL’ye yükseltilmesi talebidir.

Ezcümle, 700 TL’ye kavrulmuş fındık satışı, piyasada kabuklu fındık fiyatını daha da düşürmesi muhtemel iken, fiyatın yükselmesini bekleyenlerin böyle bir satışı mantıklı bulması ilginç değil mi?

Bir taraftan 250 TL üzerinden yapılan satışı normal bulacaksın!

Diğer yandan, 320 TL’ye isteyeceksin!

KISSADAN HİSSE…

Zengin bir adamın üç oğlu varmış. Bir gün baba oğullarına der ki:

-“Evlatlarım ben sizden önce ölürsem eğer, sizlerden bir isteğim olacak. Sandığımda yırtık bir çorap duruyor. Öldüğümde o yırtık çorabı bana giydirin ve beni o şekilde gömün.”

Çocukları hemen söze girer:

-“Allah geçinden versin baba; ama olmaz. Biz çok zenginiz yırtık çorabı sana giydiremeyiz. Gerekirse altın tozundan gerekirse Hint kumaşından çorap yaptırır onu giydiririz.”

Baba ısrarlıdır illaki o yırtık çorap diye. Baba devam eder:

-“Çorabı mutlaka giydirin ve bizim avukattan mal paylaşımıyla ilgili zarfı alın.”

Günün birinde baba ölür. Çocukları vasiyeti yerine getirmek ister ama imam karşı çıkar:

-“Hayır, dinimiz gereği ölen insan, çırılçıplak ve kefene sararak defnedilmelidir.”

Çocuklar ısrar etse de imam giydirmez, baba defnedilir. Çocuklar babalarının vasiyetini yerine getiremediklerinden üzgündür. Ama yapacak bir şeyde yoktur. Avukata giderler ve babalarının bıraktığı zarfı alırlar.

Zarfta aynen şunlar yazıyordur:

-“Gördünüz mü evlatlarım? Bir yırtık çorabı bile götüremedim öbür dünyaya! Bu dünyada mal mülk hepsi boş unutmayın.”