Bu, futbol aklının ve teknik cesaretinin sınavı. Samsun’da gördük. Takım kompakt oynadı, geçişleri doğru kurguladı, savunma orta saha mesafesi dar tutuldu. En önemlisi, oyuncular ne oynadığını biliyordu. Plansız bir coşku değil, kontrollü bir cesaret vardı. Fenerbahçe karşısında mesele yalnızca mücadele etmek değil; doğru mücadele etmek. Alan daraltmak, merkezi kapatmak, topu kazandığında dikine ve hızlı çıkabilmek… Tekke’nin oyun anlayışı eğer sabırlı bir baskı ve akıllı geçiş üzerine kurulursa, Trabzonspor bireysel kalite farkını kolektif disiplinle dengeleyebilir.
Burada futbolculara büyük iş düşüyor. Büyük maç, büyük isimle değil büyük yürekle kazanılır. Koşu mesafesi, ikili mücadele yüzdesi, savunma arkasına atılan her doğru top Bunlar duygusal detaylar değil; teknik kapasitenin sahadaki ispatıdır. Trabzonspor’un kadrosu belki ligin en pahalı kadrosu değil; ama doğru organizasyonla kapasitesi küçümsenecek bir takım da değil.
Fatih Tekke’nin farkı, oyuncuya rol vermesi. Sorumluluk yüklemesi. Eğer bu takım Fenerbahçe karşısında korkmadan önde basar, geri düştüğünde paniklemez ve oyunu kaybettiği anlarda disiplinini bozmazsa; sonuçtan bağımsız olarak bir kimlik inşa eder.
Çünkü bu maç sadece üç puan değildir. Bu maç, Biz buradayız deme fırsatıdır.
Ve eğer Tekke’nin Trabzonspor’u o cesareti gösterirse, sonuç ne olursa olsun bir şey kazanılmış olacaktır.
Kendine inanan, tarihin not düştüğü bir takım kimliği.