Tekmili Birden İran-Amerika Savaşı

Gördünüz değil mi dostlar, koca dünya dediğimiz yer iki tane insanın oyuncağı olmuş. Savaşa bakın savaşa…

Abone Ol

Arkadaş, İran’ı yönetenlerin cezası kesildi tamam bir şey diyemiyoruz, gücümüz yetmiyor ama 167 tane çocuğu öldürmüşler bir bomba ile bir tek İspanya Başbakanı çıkıp protesto ediyor onun haricinde bir Allah’ın kulu devlet başkanı çıkıp iki laf edemiyor!

Dünya suspus, ona yanıyorum. 167 çocuk arkadaş, yüzaltmışyedi çocuk…

Her halta maydanoz, sözde insan hakları savunucusu Avrupalılardan şu ana kadar resmi tek bir kınama, başsağlığı mesajı bile yok.

Çoğu kız çocukları olan 167 çocuktan ne istediniz be, kim yaptı ise Allah belasını versin.

Savaşınız batsın sizin…

8 MART GELDİ…

Pazar günü 8 Mart, ben bugünden kutlamak istiyorum.

Kadınların katledilmediği,

Emeklerinin sömürülmediği,

Korkusuzca ve özgürce yaşayabildiği bir dünya ümidi ile;

Tüm kadınlarımızın Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun…

HIZLI TREN NE TAŞIR?

Bizim Trabzon İYİ Parti İl Başkanı Muhammet Erkan sormuş, “Hızlı trenle kimi taşıyacaksınız? Emekli şehri olan Trabzon’da emeklilerin gezmesi için mi yapacaksınız bu projeyi? Yoksa bugüne kadar Trabzon’da açtığınız fabrikalarda ürettiğiniz malların taşınması için mi bu proje?” demiş. “Sizin iktidarınızda bu bölge hep kaybetti, bu büyük yatırımla bölge ne kazanacak?” diye de eklemiş…

Önce bir önceki Ulaştırma Bakanımız Karaismailoğlu’nun görevi süresindeki bir cevabı ile konuya açıklık getireyim. Diyor ki eski Bakan “Hızlı tren kesinlikle toplu taşıma değildir”, nokta. Açtım baktım Türk Dil Kurumu sözlüğüne, “Bir şehir halkının ulaşım gereksiniminin, çok sayıda insan taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını sağlayan ulaşım sistemi” diyor. 2.ci sınıf Hayat Bilgisi dersi de; “birden fazla insanı bir yerden başka bir yere taşıyan taşıtlara toplu taşıma araçları denmektedir” diyor, “Otobüs, tren, gemi gibi araçlar toplu taşıma araçlarına örnek” diye de veriyor kitap bilgisi. Bugüne kadar bildiklerimizi çöpe atmıştı eski Bakanımız, koskoca bakan herhalde bizden iyi bilir demiştik o vakitler.

Anladın mı Sayın Erkan? Eski bakan iki yıl önce cevap vermişti hızlı tren toplu taşıma aracı değil diye. Bildiğin özel vasıta yani kapının önüne park edebileceğin bir unsur.

Sıradaki sorun ne idi?

MÜKEMMEL PAYLAŞIM, TEBRİK EDİYORUM…

Kim ne derse desin süper bi’ Reis’imiz var.

Reis birkaç gün önce Özgür Özel’e istinaden “Şayet ‘füze testi yapmayın, balıklar ürküyor’ diyenlere kulak kabartsaydık elbette bunların hiçbirini başaramazdık.” diye bir paylaşım yapmış.

Helal olsun…

Bu ülkede ne olursa olsun Recep Tayyip Erdoğan diye bir gerçek var arkadaşım. Bu adamı, kimse kusura bakmasın, Özgür Özel’miş, Mansur Yavaş’mış falan yetersiz bakiyeler yenemez. Alkışlıyorum Reis’imizi.

Yalnız sormak istiyorum, konu ile ilgili. Acaba diyorum NATO savunma sistemi tarafından imha edilen füzeyi Kartal İmam Hatip mezunları dua ile mi düşürdü?

Bendeki de merak işte…

AK’KAZIK’DA EKSİK KAZIK VAR MI?

Proje inşaatı yapılırken de yazmıştım, toplam 3500 kazık atmaları gerekiyormuş, saymışlar 700 kazık eksik! Hemen kolları sıvamışlar aradaki 700’ü atmışlardı o zaman ardından hızlarını kesmeden bir 700 daha atıp nur topu gibi 4200 kazıklı “AK’Kazık Stadyumu”muz olmuştu. (Yürütücü (!) müteahhitlerin attıklarını saymıyorum.)

Şimdi o dolgu alanına bir de Şehir Hastanesi kondurdular, kaç kazık daha oldu unuttum artık.

Bizim Osman (Bektaş) Hoca bağırıp duruyor, bu alan kayıyor mutlaka dolgunun beklenmesi gerekiyordu, diye. Bakan da çıktı açıklama yaptı “Risk yok, kazığa devam…”

Babaannem derdi ki “bu dünya iki şeyden yıkılacak; bi’ binadan, bi de zinadan”

Allah sonumuzu hayır etsin, bi’ de kazıktan gideceğiz kazıktan…

Bir gün bütün bu binaları deniz geri isteyecek, batırdıkları memleket gibi haberleri yok!

APARAT ÇOCUKLARI…

Irak’taki Kürt güçleri, İslami rejime karşı İran’a kara saldırısı başlatmış. Ajans haberi Kürt bir yetkilinin açıklamasına dayandırmış. Süper…

Arkadaş bu Kürtler ABD ve İsrail aparatı olmaktan bıkmadılar. En son Suriye’de aparat oldular, Ahmet Şara ağızlarının payını verdi. Bir türlü akıllanmıyorlar, güç kimdeyse onun paralı köpekliğini yapmak bi’ gelenek galiba bu eniklerde. Kusura bakmasınlar, gerçekten garip bir vakalar resmen.

Geçenlerde bir siyasetçi de, “Kürtleri anayasaya dâhil etmezse Türkiye’nin işi zor” demiş.

Hadi ya? Etmiyoruz, etmeyeceğiz.

Ayrıca hazır söz gelmişken bende fikrimi söyleyeyim, asla Türkiye’de bahsedildiği gibi bir Kürt sorunu olduğunu düşünmüyorum. Benim olabileceğim her şeyi, hatta fazlasını olabiliyorlar. Bence asıl dertleri silah zoru ile toprak elde etme, özgürlük demokrasi ayağı ile Kürt milliyetçiliği yapma ve sürekli mağdur, ezilen halk söylemleri ile de kendilerine duygu aktarımı yapmaktalar. Bunları bıraksınlar, bölge ülkeleri ile iyi ilişkiler kurarak süreci yönetmeliler ama ne yazık ki Kürt halkının başında küçük bir ayrılıkçı zümre var ve bu ayrılıkçı zümre tüm Kürt politikalarını şekillendiriyor. Olan da halka oluyor.

Böyle ABD botu yalamaya devam ederseniz, işiniz zor arkadaşım…

KARADENİZ ÇEVRE PLANI İPTAL!

Trabzon ve TR90 olarak adlandırılan; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane illerini kapsayan bölgeyi ilgilendiren 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’na ilişkin planın nüfus kestirimlerine yönelik hükümleri, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından iptal edilmiş…

Doğu Karadeniz kentlerindeki tüm çevresel planlar güme gitti! Bakanlık yeni bir planlama sürecine girip kentlerdeki; sanayi, turizm ve madencilik gibi sektörlerin arazi kullanım kararlarını, koruma-kollama dengesini tekrar gözeterek yeniden şekillendirmesi gerekiyor.

Tam bu arada Cengiz Holding İliç’deki altın madenini ABD’li firmadan 1,5 milyar dolara kapmasın mı? Biliyorsunuz İliç’deki altın madeni felaketini, siyanür sızdırma şikâyetleri ile gündem olmuştu ve bakanlık milyonlarca lira ceza kesip, maden çalışmasını durdurmuştu. Aylardır firma yeniden çalışma için onay alamıyordu bakanlıktan. Şak diye Cengiz Holding devreye girdi.

Ardından Danıştay kararı…

Yine aklım karıştı…

ERBAKAN HOCAYI ANARKEN…

27 Şubat 2011 de kaybettik muhterem hocamı, kim ne derse desin ben severdim.

Hele kendisini eski Devlet Bakanlarımızdan Lütfü Doğan hocadan da bizzat dinleyince bir başka sevmiştim. Lütfü Hoca hala sağ, tam 99 yaşında oldu. Rahmetli babamın Türk Hava Kurumu’ndan arkadaşı, babam Trabzon Şube Başkanı Lütfü Hoca Genel Merkez Yönetim Kurulunda. Neyse o dönem ben Muhtar, aradı Hoca Trabzon’a eşi ile gelmek istediğini söyledi. Kendisini misafir ettim. Eski Malatya CHP Milletvekili ve Ecevit hükümetlerinde Din İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı. O tarihler Recep Tayyip İstanbul Belediye Başkanı, Erbakan Hoca siyasetin tam merkezinde. Reis bırakmış İstanbul’u, Trabzon senin, Konya benim dolanıp miting yapıyor. Sordum benim evde kahvesini yudumlarken “ikisinin arasında ne fark var?” diye. Gözlüklerinin üstünden şöyle bir baktı, “dağlar kadar fark var” dedi. “Bir kere Erbakan müspet ilim okumuş Makine Mühendisidir. Tayyip İmam Hatip’li. Ayrıca ben Erbakan Hocanın, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete saygısı ve sevgisi olduğunu her konuda müşahit etmiş biriyim."

Erbakan Hocayı ölümünün 15.ci yılında rahmetle anıyorum, Lütfü Hocama da uzun ömürler…

YER SOFRASINDA ORUÇ AÇMAK…

Hani diyeceğim ki; yer sofrası var, yer sofrası var güleceksiniz. Doğru söylüyorum ama. Benim yer sofrası deyince aklıma kasnak üzerine konulan büyükçe bir sini veya direk kendinden dört ayaklı yuvarlak yer masası şeklinde bir sofra geliyor.

Ama arkadaş ben bu AKP’li siyasilerin iftar veya sahur vakti fark etmeksizin özellikle öğrenci evlerine mizah zen yapılıp kondurulan yer sofralarını hayatımda hiç görmedim. Onun için diyorum, yer sofrası var, yer sofrası var diye. Hakikaten komedi bir durum, arkaya Reis’in pankartı falan geçiyorum. Direk yere bir örtü seriliyor, üstüne çorba fala yerleştiriliyor ardından siyasiyi de başköşeye oturtup çekiyorlar bir foto ve veriyorlar basına. Arkadaş bari sofra görevi gören masa örtüsünü değiştirin, mübarek hep genelde masa boyutunda.

Yani tamam, amaç “biz de sizdeniz” demek de ben bu yaşıma kadar hiç direkt yere serilen bir sofra görmedim ömrü hayatımda.

Mideye de baskı oluyor AKP’li arkadaşlar, hep dik durmak lazım.

Dik dur eğilme, inananlar seninle!