Yer Lüleburgaz da bir tarla…
Sahnede yan bakışlı bir inek resmi.
Hoparlörden cistak cistak rap formatında “ ambarda ki ürünü sat, bir yılda paranı ikiye katla “ sözleriyle yankılanan bir şarkı…
Çadırlarda önlerine konulmuş kurabiyeleri atıştıran yüzlerce mutlu misafir…
 
Ortada “Evet sayın misafirlerimiz, et ve süt tesisimiz Çiftlikbank’ın açılışına hoşgeldiniz. Çiftlikbank kazandırıyor, Türkiye bunu çok konuşuyor diyoruz. Ve açılış duasını yapmak için Ovacık Camii imamı Sayın Hasan Çileli’yi alkışlarınızla sahneye davet ediyorum. “ diyen bir sunucu. Derken hoca efendinin kuran-ı kerim okuması ile kendisini zenginlik garantisi altına aldığını sanan gökyüzüne açılmış eller…
 
İmamın duaya başlaması…
“İlahi Ya Rabbiel alemin huzuruna geldik ellerimizi semaya değil sana açtık. Yalvarıyorum bizi dergahından boş çevirme Ya Rabbi.
İlahi Ya Rabbi okumuş olduğumuz açılış şerifi dergahi en güzel şekilde kabul ve makbul eyle Ya Rabbi.
İlahi Ya Rabbi üzerimize hasıl olan sevabı tüm ölmüşlerimizin ruhuna haberdar eyle Ya Rabbi.
İlahi Ya Rabbel-alemin yeni açılmakta olan bu tesisi kardeşlerimize hayırlı ihsan eyle Ya Rabbi.
Hanelerine dirlik düzen ihsan eyle Ya Rabbi. Bolluk bereket ihsan eyle ya Rabbi. Görünür görünmez kazalardan, müsibetlerden bizleri muhafaza eyle ya Rabbi. İlahi Ya Rabbi dertli kullarına şifalar, borçlu kullarına edalar ver.”
 
Derken sahnede ki afilli sunucu “ Çiftlikbank iftiharla sunar! Adamlar yapmış. Ayşe, Fatma , Pelin… Çiftlikbank ‘a gelin…
Ayşe, Fatma, Feride… Kalın artık geride…
Ayşe, Fatoş Çiftlikbank’a koş,ortam çok hoş… Değerli yönetim kurulu  başkanları, yöneticileri ve değerli misafirlerimiz açılışımız başlıyor. Türkiyenin değerli markası Çiftlikbank iftiharla sunar.” Anonsuyla  kırmızı halıda  kendinen emin bir şekilde sülün gibi yürüyüp geçen 1991 doğumlu başkan Mehmet Aydın!
Alkış, kıyamet…
 
Halkı selamlayan büyük başkanın kırmızı halı seremonisi ardından elde makas kurdeleyi kesmesi.
Ve tesis açılışı. Derken Başkan Mehmet Aydın br masaya oturur. Bu defa sahneye ut ve şarkıcı kızımız çıkar. Başlar şarkıya…
Sefa getirdiniz sefa geldiniz dostlar. Ye iç, gül, eğlen dostlar… Ehlemvessellem dostlar…
…….
 
Sonrası; İsteseniz 5 lira vermeyecek insanların, görüntüsü de tıpkı kendisi gibi itici olan bu çocuğun kurmuş olduğu adı bile falso olan bankaya koşa koşa paralarını yatırması!
Arkadaşın paraları alarak ortadan tüymesi… Hatta taaaa Uruguay’a kaçması!
 
Eminim şimdi oralardan; Kaptım 550 milyonu, tüydüm Urugay’a dostlar!
Yedim,içtim,eğlendim, keyfim gıcır a dostlar! Diyordur.
Ki zaten, bu arkadaş  bankasına para kaptıran mudilere dalga geçer gibi  -geçmiş olsun- mesajı bile yayınladı. (sanırım bundan beş yıl sonra dolandıracağı yeni üyeleri için ayak yapmakta!siyasete atılma ihtimali bile olabilir)
 
Bu millet  piyasaya milyarlarca lira tokat atmış Jet Fadıl gibi birini bile 2002 yılında bağımsız milletvekili  seçtirtti. Hani çok eski değil ki unutulmuş olsun… İnsanların o dönemde yaşanılan acılardan bu gün ders çıkartmadan bu tiyatroya alet olmaları çok garip!
 
Günlerdir Çiftlikbank’a paralarını kaptıran bu insanlar için -üzülsek mi, yoksa ne haliniz varsa görün- ikilemini yaşıyoruz.
Arkadaş hiç mi akıllanmazsınız? Hiç mi geçmişten ders çıkarmazsınız? Sorusuyla boğuşuyoruz.
 
Elbette her insanı aynı kefeye koyamayız. Muhafazakar gazetelerin bunları övücü reklamları, Beyazıt Öztürk gibi ekranlarda olan profesyonel birinin Çiftlikbank reklamlarını yaparak, insanları bankanın web adresine yönlendirmesi, insanların çalışmadan emek vermeden zengin olayım psikolojisi…
Bnlar mutlaka büyük etken ama, 25 yaşında ki bir gencin tüm bu olanı biteni  insanları adeta tiftikleyerek yolma işlemini bir başına çevirmesi de ayrıca bir muamma.
…….

Galata Kulesini sahiplenen ve kuleyi bile satan tarihimizin en büyük dolandırcısı  Sülün Osman yakalanır ve mahkemeye çıkarılır.
Neden kuleyi satmaya kalktığını soran hakime der…
“Kusura bakma hakim bey. Memlekette Galata Kulesi’ni satın alacak eşekler olduğu sürece ben bu kuleyi satarım.”
 
(İnci’den Not: Bir okuyucum yazmış. İnci Hanım sizin soy adınız Şatıroğlu mu, Şatiroğlu mu? Gazetenin İstanbul baskısında hep Şatiroğlu yazıyor. Acaba hangisi? diye sormuş… Sevgili okuyucum benim soyadım ŞATIROĞLU yani ı harfiyle, yani üzerinde noktası olmayan, yani düz çizgi şeklinde olan… Ama baskıda ki arkadaş sanırım şiveyi hala çok iyi koruyan bir Karadenizli… Ben görmezden geliyorum. Siz de görmezden gelin lütfen. Neyse ki son harfim olan u - yu, i- yapmıyor. :) İyi Pazarlar…)