Trabzon Horonla Konuşuyor

Türkiye'de horon denince akla ilk gelen yer Trabzon'dur. O horon ki birlik ve beraberliğimizin en güçlü sembollerinden biridir. Aynı ritimde binlerce insanı tek halkada, aynı anda aynı duyguda buluşturur. Aynı kemençenin sesiyle atan yüreklerin, aynı hedefe bakan insanların ortak dilidir horon.

Abone Ol

Özellikle üç telli o muhteşem çalgıdan yükselen eşsiz sesle birlikte herkes hizaya gelir. Ayaklar bir olur, nefesler bir olur, kollar dimdik kalkar. Bir o yana, bir bu yana… Sallan da sallan, oyna da oyna… Baştan söyleyeyim; horon tepilmez, horon oynanır. Aksini iddia edenleri de eşekler tepsin!

Horon bizim için sadece bir halk oyunu değildir; bir yaşam biçimidir çünkü horon, bu coğrafyanın doğasını, insanını, kültürünü ve ruhunu yansıtır. Karadeniz'in hırçın dalgaları, sert rüzgârları ve dik yamaçları insanını mücadeleci kılmıştır. Horondaki hızlı adımlar, sert vuruşlar ve omuz hareketleri de bu mücadelenin beden dilidir. Kemençenin, tulumun, kavalın, davulun ve zurnanın sesi yükseldikçe insanlar yalnızca eğlenmez; geçmişini, birlikteliğini ve kimliğini yeniden yaşar.

İşte Trabzon bugünlerde yine böylesine anlamlı ve görkemli bir organizasyona ev sahipliği yapıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Trabzon Horon ve Müzik Festivali, 15 farklı ülkeden 650 halk oyunları sanatçısını aynı sahnede buluşturuyor.

Bugün saat 17.30'da Meydan Parkı'ndan başlayacak kortej yürüyüşüyle festival coşkusu tüm şehre yayılacak. Dünyanın ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen ekipler, geleneksel kıyafetleri ve yöresel enstrümanlarıyla Trabzon sokaklarını adeta bir kültür şölenine dönüştürecek.

Yeni Mahalle Fuar Alanında gerçekleştirilecek konserlerde Sinan Sami, Cengiz Selimoğlu, Ekin Uzunlar, Zeynep Başkan, Mesut Uçar ve Sinan Yılmaz gibi birbirinden değerli sanatçılar sahne alacak. Horon tutkunları müziğe de horona da doyacak.

Azerbaycan, Mısır, Rusya, Çeçenistan, Moldova, İtalya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden ekiplerin katılacağı festivale; yurt içinden de İzmir, Edirne, Mardin, Ankara ve Kahramanmaraş'tan halk oyunları ekipleri renk katacak.

Böylesine organizasyonlar yalnızca birkaç gün süren etkinliklerden ibaret değildir. Bunlar aynı zamanda şehirlerin vitrini, dünyaya verilen en güçlü tanıtım mesajlarından biridir. Yıllardır Trabzon'un turizmde sadece doğasıyla değil, kültürüyle de öne çıkması gerektiğini savunuyorum çünkü bu şehrin yaylaları kadar türküleri, kemençesi kadar horonu da eşsiz bir değerdir.

Festival boyunca sokaklarda ve konser alanlarında yükselecek ezgiler, farklı dillerde konuşan insanları aynı ritimde buluşturacak. Kültürün en büyük gücü de işte budur; insanları ortak bir duyguda bir araya getirebilmek.

Elbette bu tür organizasyonların ekonomik katkısını da göz ardı etmemek gerekir. Oteller dolacak, restoranlar hareketlenecek, esnaf kazanacak ancak en büyük kazanç, Trabzon'un hafızalarda güzel anılar bırakan bir şehir olarak yer etmesidir. Buradan memnun ayrılan her misafir, gittiği ülkede şehrimizin gönüllü turizm elçisi olacaktır.

Bu festivali yalnızca bir eğlence organizasyonu olarak görmek büyük haksızlık olur. Bu festival kültüre yapılan bir yatırımdır. Aynı zamanda Trabzon'un marka değerine, tanıtımına ve geleceğine yapılan önemli bir katkıdır.

Dileğim; bu festivalin her yıl daha da büyümesi, uluslararası alanda adından daha fazla söz ettiren kalıcı bir organizasyona dönüşmesidir çünkü Trabzon bunu fazlasıyla hak ediyor.

Kemençenin sesi hiç susmasın, horon halkası hiç bozulmasın çünkü horon sadece bir oyun değildir; Karadeniz'in yüreğinin attığı ritimdir. Şimdiden bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum.

Kalın sağlıcakla.