“Trabzon lobisi.”
Kimi zaman bir başarıyı açıklamak için kullanılır, kimi zaman da bir rahatsızlığın bahanesi olur.
Ama gelin, bu meseleyi biraz açık konuşalım.
Ortada anlatıldığı gibi bir “lobi” yok.
Çünkü lobi dediğiniz şey gizli yapılır.
Sessizdir.
Perde arkasında işler.
Trabzonlular ise tam tersidir.
Biz gizli iş yapmayız.
Biz saklanmayız.
Biz “Biri çıkıp ne olduğunu söylemeden, sebebini sormadan, benimle gelen kim var var?” denildiğinde biz Trabzonlular hep varız demişizdir.
İşte meselenin özü tam olarak burada başlıyor.
Trabzonlu’nun farkı, neyin içinde olduğunu sormadan, sorgulamadan önce “Ben varım” diyebilmesidir.
Riskten kaçmamasıdır.
Sorumluluğu başkasına bırakmamasıdır.
Belki de bu yüzden her yerdedir Trabzonlu.
Siyasette vardır,
Ama tek bir görüşte değil, her görüşte.
İş dünyasında vardır,
Ama sadece kazanan tarafta değil, mücadele eden tarafta.
Sporda vardır,
Sadece tribünde değil, sahada, yönetimde, ruhun tam merkezinde.
Bu bir organizasyon değil.
Bu bir refleks.
Tarihi derinliği olan bir reflekstir.
Osmanlı’da İttihat Terakki’den bu yana bugüne, kritik eşiklerde hep aynı tavır ortaya çıkmıştır.
Osmanlı’da İttihat Terakki’den beri vardır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “İlk defa Samsun’a ayak bastığım zaman, bana kalp kuvveti verenlerin ilk sırasında Trabzonluların bulunduğunu asla unutmayacağım” dediği zaman da Trabzonlularda onun yanındaydı.
Cumhuriyet Tarihindeki siyasi partilerde yeni yola giren genel başkanların da yanında oldu Trabzonlular.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cezaevine girerken ve AK Parti’yi kurarken yanında ilk olanlar kimlerdi, yine Trabzonlulardı.
AK Parti’yi ilk geçen belediye neresiydi, Trabzon Belediyesi ve Asım Aykan’dır.
Bütün bunların birikimidir Trabzon ve Trabzonspor’dur.
“Geri durma, öne çık.”
Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde de, siyasi kırılma anlarında da, yeni başlangıçlarda da bu böyle olmuştur.
Trabzonlu, bekleyen değil, dahil olan olmuştur.
Bu yüzden birileri “lobi” diyor.
Çünkü açıklayamadıkları şeyi isimlendirme ihtiyacı duyuyorlar.
Oysa gerçek çok daha basit,
Bu bir ağ değil,
Bu bir alışkanlık.
Bu bir plan değil,
Bu bir karakter.
Trabzon’un ve Trabzonspor’un arkasındaki güç de tam olarak budur.
Yılların birikimi, cesaretle yoğrulmuş bir kültürdür bu.
“Bize her yer Trabzon” sözü de boşuna söylenmez.
Çünkü Trabzonlu gittiği yere sadece kendini götürmez; alışkanlıklarını, cesaretini, enerjisini de götürür.
Bir nevi iz bırakır.
Bu yüzden bazıları bunu “lobi” zanneder.
Ama gerçek şudur,
Trabzonlular lobi yapmaz.
Yapsa zaten gizli yapamaz.
Bizimkisi açık açık dik durmaktır.
Bağıra bağıra var olmaktır.
Ve belki de en önemlisi şudur,
İş bittikten sonra dönüp “neden, niçin, nasıl” diye sorabilecek cesareti gösterebilmektir.
İşte Trabzon tam olarak böyle bir yerdir.
Bir yapı değil,
Bir duruştur.
Bir güç değil,
Bir karakterdir.
Ve bu karakterin adı yanlış konuluyor.
Bu bir lobi değil, Trabzon ruhunun tezahürüdür vesselam.