Trabzon’a Opera Binası Yakışmaz Mı?

Yıkılan Opera Binası 1912’de yapılmış, yol genişleme çalışmaları kapsamında 1958’de yıkılmış.

Abone Ol

At nalı şeklinde inşa edilen yapının tam 13 locası, girişte muhteşem bir geniş salonu ve üst locaların arkasında bir balkonu bulunmakta imiş. Yapının opera binası olarak inşa edilmediği iddia edilse de uzun seneler sanatsal aktivitelere ev sahipliği yapmış. 1.ci Dünya Savaşı sonrasında Azerbaycanlı kişiler tarafından sinema olarak işletmeye açılmış. Opera Binası’nda Rus sanatçılar tarafından 1922’de Carmen Operasından bazı bölümler izleyicilere sunulmuş.

Mustafa Kemal Atatürk’ün de binayı 2 kez ziyaret ettiği iddia edilmekte. İddiaya göre Atatürk Trabzon’a 1924’teki ilk gelişinde eşi Latife Hanım ile beraber “Dört Cihar” oyununu, 1930’daki ikinci gelişinde ise “Mon Bey” adlı piyesi 6 numaralı locadan seyretmiş. 1925 yılına kadar tiyatro ve müzik salonu olarak kullanılan yapı, bu tarihten sonra sinema salonuna çevrilmiş ve Turan Sineması adını taşımış. Turan Sineması daha sonra Yıldız Sineması ve Sümer Sineması adları ile 1958’e kadar hizmet vermiş. 1939’da ve 1957’de iki kez yıkım için Belediye Meclisinde konuşulmuş ama kabul edilmemiş. 1958’de yol çalışmaları için 14 günde 30 işçi tarafından balyozlarla yıkılıp yol genişletilmiş!

Bilindiği gibi Devlet Tiyatrolarının Trabzon Haluk Ongan Sahnesi Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkım kararı ile karşı karşıya.

Sosyal medyadan, hazır tiyatro binası yıkılacaksa niye eski Opera Binası’nı andıran bir binanın Trabzon’a kazandırılması yönüne girilmiyor diye bir kampanya başlatıldı.

Evet, bende bu isteği destekliyorum.

Mesela 2 sene önce gidip gördüğüm Almanya-Hamburg nehir kenarındaki muhteşem yapı gibi bizde (deniz kenarına olabilir) eski Opera Binası’nı andıran bir yapı yapılmaz, yapılamaz? Neden?

Her bulduğu boşluğa camikondu yapan zihniyet acaba neden sanatsal bir yapı yapmayı kafasından geçirmez?

Yapın bu sanatçıların isteğini, ömür boyu alkış alın.

Yaparlar mı, göreceğiz…

KADİR İNANIR GÜZELLEMESİ…

O kimi zaman haksızlığa başkaldıran bir Tatar Ramazan’dı,

O kimi zaman kaybeden bir âşık İlyas,

Ağlayan komiser Cemil’di, Al Yazmalım’ın Selvi Boylusu, hatta Baba’nın ezdiği Topal’ın oğlu Mehmet. Düzenin dışladığı Kara Bayram’dı O, Dila Hanım ile ölüme giden Karadağlı Rıza Bey. 72. Koğuşta’ ki yoklukla kaybolan Ahmet Kaptan, Karılar Koğuşu’ndaki siyasi suçlu İstanbullu Murat. Devlerin Aşkını yaşayan Tarık’tı O…

Üzülmedim desem yalan olur, üzüldüm.

Türk sineması bir devini kaybetti.

Bunları derken elbette sinirlendiğimiz zamanlarda olmuştu, gidip AKP’nin “Akil adamları” arasında olmasına en çok ben tepki koymuştum. Hele bir “yetmez ama evet” demesi vardı, unutmuyorum. Bu durumları beni kendinden sıfırlamıştı.

Onu herkes Fatsalı diye bilirdi ama baba tarafından Sürmeneli idi.

Gök kubbede baki kalan ancak hoş bir seda imiş, toprağın bol olsun, ışıklar içinde ol…

Bizler bir gün unutulup gideceğiz ama sen Türk halkının hafızasında yaşamaya devam edeceksin.

Hoşça kal büyük usta…

21 YIL OLMUŞ, ŞAİR CEKETLİ ÇOCUK…

Volkan’a “Cerrahpaşa”yı yazan Nüren abla ona da “Gardaş”ı yazmıştı, Volkan seslendirmişti.

Çok içten söylerdi Volkan ablasın güftesini yazdığı Gardaş’ı, “Gökten bir yıldız kaydı/ Karadeniz’e düştü/ Aman aman Gardaş, yaralıyım/ O’nu sevenlerin yürekleri tutuştu/ Susun kuşlar susun, karalıyım/ Aman aman Gardaş yaralıyım/ Bu amansız hastalık tatlı canını aldı/ Aman aman Gardaş, yaralıyım/Susun kuşlar susun, karalıyım/ Aman aman Gardaş, yaralıyım…”

Biz “Nüren” deriz Volkan Konak’ın ablası Nurhan Bahçekapılı’ya. Volkan Konak’ın pek çok eserinde onun şiirleri mevcuttur. Kazım için yazdığı da böyle muhteşemdi...

Kazım’la ilk kez 2004’de Ganita sahilinde TRT’nin bir programında rastlaşmıştık. Biz belediye adına Volkan Bey ile programa katılmıştık, o da kenarda oturan bir sessiz çocuk. Volkan Canalioğlu Trabzon’u anlatıyor, hatta Volkan Beyin teyzesi de programda kuymak yapıyor canlı canlı. Sunucu bir isim anons etti, yanımda oturan o sessiz, mütevazi, alçakgönüllü sıska çocuk ayağa kalktı yayına girdi. Bir gitar getirip onun eline tutuşturdular, muhteşem bir hava oluştu TRT yayınında. Hem izleyiciler hem de biz şaşkın şaşkın izledik bu genci.

İşte ilk orada program sonunda elini sıkmıştım Kazım’ın, sonrasında birkaç kez belediyeye geldi hoş sohbet ettik. Çok erken hayata veda ettiğinde hep bu anılarım depreşir Kazım Koyuncu için.

Tam 20 sene olmuş, göçüp gitti bu dünyadan.

“İşte gidiyorum” derken, şaka yapıyor sanıyorduk.

Müthiş bir çevreci idi Kazım, bugünleri görse o derelerin, o akarsuların o ormanların yok edilişini görse inanıyorum ki, yeniden ölürdü.

Bindi atına gitti 20 sene önce, özleniyorsun be Şair Ceketli Çocuk…

İŞÇİ ALIMINDA TORPİL İŞLER Mİ?

Trabzon Şehir Hastanesi için AKP İl Başkanı ile İlçe Başkanı ayrı görüşteler ama bir noktada buluşurlar diyorum, liste yapmaya başlamışlardır.

Memurlar güya KPSS ile işçiler ise İŞKUR üzerinden kura yöntemi ile alım yapacağını belirtmiş AKP. Ayrıca “liste hazırlanıyor” iddialarını da yalanlamışlar.

Bizde inandık…

Memur alımında KPSS şartının yanında ne var? Sözlü. Fıkra bu kadar arkadaşlar.

Zaten torpilin adını da değiştirdiler, referans diyorlar. Hatta diğer adayların referansı ile seninki yarışır, bunu da bileceksin.

Geçmiş yazılarımda hatırlatmıştım, İŞKUR önünde mevsimlik işçi alımı için kuyruk vardı. Yanaştım, gencin elindeki dilekçeyi okumak istedim. Genç, uzattı dilekçeyi okudum. Bir bölüm var, referans soruyor. Orayı “Trabzon Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi, AKP Gençlik Kolları” diye işaretlemiş genç. Önündeki türbanlı bayan da “AKP Kadın Kolları” diye yazmış…

Ayrıca işe alımları niye iktidar partisinin yetkilileri açıklıyor diye hiç düşündünüz mü?

Düşünmeyin, ben düşündüm asabım bozuldu.

Deveye sormuşlar, niye boynun eğri…

CÜNEYT’İN NEVZAT’A ATARLANMASI…

Sosyal medya çalkalanıyor gazeteci Cüneyt Özdemir ve eski Trabzonspor yöneticisi Nevzat Aydın’ın birbirlerine küfür etmelerinden…

Nevzat Aydın’ı tanımam, Trabzonspor ayağına birkaç kez kongrelerde rastlamıştım.

Ama Cüneyt Özdemir’i iyi bilirim, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti bir tarihte bu tipe “onur ödülü” vermişti. Geldi ödülünü aldı törende, kimse ile muhatap olmadı öyle kendi başına takıldı gitti.

Konu şu, Cüneyt ABD maçında çılgınlar gibi seviniyor Nevzat’ta ona Twitter’da cevap veriyor. Cüneyt ağzını bozuyor, Nevzat ağzının payını veriyor.

Videoyu seyrettim, golü atandan daha coşkuyla sevinmiş Nevzat Aydın’da “Bu kadar abartı sevince gerek yok, 5-0 da kazansak eleniyoruz. Şov yapma” demiş. Cüneyt kudurmuş, küfür üstüne küfürler.

Bak Cüneyt aklımızla oynama, Dünya Kupasından rezil şekilde elenmişsin, formalite icabı oynana son maçın son dakikasında taklalar atmanın anlamı yok. Ha hazırlık maçı ha bu maç, diyeceğim ki futboldan anlamıyorsun ama sen zeki adamsın net olarak kameralara oynuyorsun. Seni biz mesleki ahlak göstermeyen bir aparat olarak iyi biliriz. Fetö’nün dizi dibinde yaptıklarını unutmuyoruz.

Nevzat Aydın, Boğaziçi Bilgisayar mezunu, sıfırdan Türkiye’nin en büyük online yemek şirketlerinden (yemek sepeti) birini kurmuş, işi başkasına devredince çalışanlarına binlerce dolar bırakmış Trabzonlu bir iş adamı. Öyle az buz bir para da değil, tüm çalışanlarına 250’şer bin dolar vermiş.

O değil de ben bu Cüneyt’i Bolu depreminde can arkadaşı (kankisi) Turizm Bakanına laf söyletmeyip suçu Bolu Belediye Başkanına yıktığında silip atmıştım nereden yine hortladı kalemime onu da anlamadım.

Siyasal rüzgâr nereye eserse oraya evrilen birine Trabzonlu Nevzat’ı verdiği ayara katılıyorum, az bile demişsin teşekkürler…

ÇARŞIBAŞI-OF ARASI DÖKÜN BETONU, RAHATLAYALIM…

Bizim KTÜ eski Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Osman Bektaş Hoca yine Trabzon, Rize ve Ordu kıyılarındaki deniz dolguları üzerine inşa edilen kritik tesislerden şikâyetçi olmuş. Özellikle bu dolgu alanları üzerinde yükselen hastane, stadyum ve havalimanı gibi devasa tesislerin deprem etkileri açısından yeniden (!) değerlendirilmelerini istemiş.

Yeniden, diyor. Demek ki eski değerlendirmelerden Osman Hoca sıkıntılı. “Bu dolgular kendi ağırlıkları nedeniyle zaman içerisinde düşey oturmalar ve yamaç boyunca kayma hareketleri yaşayabiliyor. Kritik altyapı yatırımlarında sismik verilerin göz ardı edilmesi gelecekte ciddi riskler doğurabilir” diyor.

Abi, yok böyle bir yağma. Doldura doldura doymuyorlar. Resmen AKP iktidarının coğrafi oluşumlara, doğal kıvrımlara ya da koylara falezlere karşı bir antipatisi var.

Hesapta kamu yararı, vatandaşlara açık yeşil alanlar ya da meydanlar sağlamak…

Ya Allah’ınızı severseniz o kadar plan, proje üretiyorsunuz da arkadaş bir tanesi mantıklı olsun. Bir tanesi doğaya zarar vermesin.

Karada yer kalmadı, gözünüz deniz projeleri…

Betonu çok seviyorsunuz ya, size alın benden en büyük proje!

Trabzon-Çarşıbaşı köşesinden Of-Rize sınırına kadar dökün beton, bizde rahatlayalım.

Bol bol Reisinizin öngördüğü, koşup yuvarlanacağımız Millet Bahçelerini de eklersiniz projelerinize bizde yeriz.

Baştanbaşa dökün, ne gerek var denize, ağaca, toprağa.

Zaten betondan geldik, betona döneceğiz…

İNTİHAR VAKALARINDA TRABZON’DA REKOR ARTIŞ!

TÜİK açıklamış, 2023 yılında 19 olarak belirlenen rakam 2024’de 30 olmuş, 2025’te ise hız kesmeden 32 kişiye yükselmiş. Son üç yılda %68’lik artış…

Geçen yıl intihar vakalarının 24’ü erkek, 8’i kadın.

Ülkede ekonomik sorun öyle büyük ki orta sınıf resmen ortadan kalktı.

İnsanlarımız gerçekten zor bir dönemden geçiyor, ne kadar zor şartlarda yaşama mücadelesi verdiğini bu köşelerde ne kadar çok yazsak azdır.

Bireysel olarak çok fazla bir şey de yapamamak hakikaten can sıkıcı bir şey.

Sadece empati yapıyorum, onların yerine kendimi koyuyorum.

Ve diyorum ki; Ey iktidar sahipleri, ey onun çok ilgilendiği yandaşları. İnsanlarımız zor şartlarda yaşıyor, duyun bu sesi. Herhangi bir ideoloji uğruna birilerini işsiz, mutsuz bırakmaya asla değmiyor. Lütfen hiçbir şeyin, hiçbir tarafın fanatiği olmayın. Sadece kendi ideolojisini savunanları mutlu eden hiçbir şey iyi ve doğru değildir.

Gerçekten bir sorun kendinize ey iktidar sahipleri, biz nereye gidiyoruz?

Olmayan vicdanınıza sesleniyorum, duyun sesimizi…