Trabzonspor için geride kalan sezon, sıradan bir futbol hikâyesinden çok daha fazlasını ifade etti. Bordo-mavililer, kimi zaman umut verdi, kimi zaman hayal kırıklığı yaşattı ancak her şeye rağmen mücadele ruhuyla Türk futbolunda iz bırakan bir sezon ortaya koydu. Özellikle sezon başında kurulan kadroya yönelik yapılan yorumlar düşünüldüğünde, bugün gelinen nokta bile başlı başına önemli bir başarı olarak görülüyor.
Genç Kadro Büyük Önyargıları Yıktı
Trabzonspor için aslında sadece bir futbol sezonu değil; umudun, hırsın, hüznün ve en çok da gururun bir arada yaşandığı, epik bir hikâye geride kaldı. Sezon başlangıcına dönüldüğünde; mütevazı imkânlarla kurulan, tecrübeden ziyade dinamizme ve gençliğe dayalı bu kadronun zirve yarışının en güçlü ortaklarından biri olacağı, üstelik kupa finaline yürüyeceği düşüncesi, birçok futbol otoritesi için romantik ama gerçeklikten uzak bir varsayımdı. Kamuoyu, bu genç fırtınanın ligin zorlu maratonunda çabuk dineceğini öngörüyordu. Yıldızlarla dolu geniş kadrolara sahip rakiplerine karşı Trabzonspor'un en büyük silahı birbirini seven oyuncu grubu ve gençlik ile tecrübeyi iyi harmanlayan bir oyuncu yapısı oldu.
Trabzonspor’un En Büyük Gücü Takım Ruhu Oldu
Sezonun sonunda belki de müzeye taşınan somut başarılardan çok daha değerli bir şey kazanıldı; iyi bir scout analizi, hırslı bir teknik adam ve mücadele ile çok şey değiştirebilir ve çok farklı hikâyeler yazılabilir. Ancak hem kupa yarı final maçındaki görüntüsü hem de ligin son maçındaki sahneyle Trabzonspor, sezon başından itibaren yazdığı hikâyeden çok uzaktı. Oyun bütünlüğünden kopan, pozisyon üretmekte zorlanan Trabzonspor, Gençlerbirliği'ne karşı neredeyse hiçbir varlık gösteremedi. Kupa finali öncesi çok kötü sinyaller verdi. Giriş ve gelişmesi çok beğenilen hikâyenin sonunun da iyi olması için Trabzonspor, finalde toparlanması gerekiyor.