Trabzonspor’un Hafızasını Kim Koruyacak?

Geçtiğimiz hafta kaleme aldığımız, “ŞİMDİ SIRA TESİSLERDE” başlıklı yazımızın ardından çok sayıda mesaj aldık… Herkes aynı noktaya dikkat çekiyordu; “Bu mesele bugün başlamadı…”

Abone Ol

Haklıydılar… Trabzonspor’un hafızası aslında yıllar içinde parça parça söküldü. Bugün Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri tartışılıyor… Dün Avni Aker gitti… İlk büyük kopuş ise çok daha önce yaşandı...

Ziya Bey’den…

Trabzonspor’un ilk idari merkezi olan, şehrin tam kalbinde yaşayan o tarihi atmosferi, bugün belki de fikir beyan eden, çok sayıda genç taraftar bilmiyor…

Ziya Bey yalnızca binadan ve sahadan ibaret değildi. Orası İdmanocağı’ndan beri, futbolun fikir merkeziydi. Kararların alındığı yerdi. Şampiyonluk hayallerinin kurulduğu masaydı. Efsanelerin imza attığı, futbolun konuşulduğu, tartışıldığı gerçek bir evdi...

Trabzonspor’un karakteri orada şekillendi. Sonra ne oldu? “Daha modern tesisler yapılıyor” denildi… Doğru... Kulüp şehir merkezinden çıkarıldı.
Havaalanı altındaki yeni tesislere taşınıldı. Yeni dönemin adı: Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri oldu.

Buraya kadar hepsine tamam... Belki fiziksel olarak daha modern bir yapı yapılmıştı ama Trabzonspor’un şehirle kurduğu ruh bağı da o günlerde yavaş yavaş kopmaya başladı.

Yetmedi… 1992 Aralık ayında Trabzon futbol kültürünün en önemli simgelerinden biri olan Ziya Bey Sahası’nın üzerine beton döküldü.

Bugün orada saha yok… Hatıra yok… Tarih yok… “Ziya Bey Sitesi” var…

Tam da baba evimizin, yani rahmetli Kurucu Başkan Rıfat Dedeoğlu’nun apartmanının yanında, üst kattan aşağıya “Altın Kolye” maçlarını izlediğimiz; hepsi bir kenara Özkan Hoca’nın, ikisi de oynarken Hacı’yla atışmalarına güldüğümüz sahanın yerinde vergi borçlarına giden bloklar yükseliyor. Onlar da eskidi, zaman içinde yıprandı...

İşte mesele tam olarak budur... Rahmetli Metin Kurt, “futbol borsada değil, arsada güzeldir” derken çok belli ki bugünleri görüyordu...

Trabzonspor yıllardır yalnızca bina kaybetmiyor… Hafızasını yitiriyor...

* * *

Sonra Hüseyin Avni Aker gitti… Bir stadın yıkılmasından fazlasıydı... O statta yalnızca maç oynanmıyordu… Orada bir şehir nefes alıyordu.

Maç günleri Maraş Caddesi’nin heyecanı… Kavakmeydan’dan stada yürüyen insanların sesi… Tribünlerin baskısı… Rakiplerin korkusu… Şehrin ortak ruhu… Hepsi tarihe karıştı.

Bugün Akyazı’da modern bir stat olabilir… Peki, Trabzonspor Avni Aker’in ruhunu tam anlamıyla taşıyabiliyor mu? Cevabı siz verin... Avni Aker’in kardeşi Yavuz Selim, şimdi aynı yere yeniden yapılacakmış.. Ne gam...

Gidenler gittikten sonra!...

İnsanların asıl korkusu da bu zaten… Şimdi sırada Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri var. Dikkat edin!… Bu konu ilk kez bugün konuşulmuyor.

Bugünün Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Mahmut Ören’in de içinde bulunduğu, başkanlığını yaptığı denetim raporlarında şu uyarı yapılıyor; “Trabzonspor tesislerini yeni havaalanı planından çıkartılması için camia tarafından yoğun bir şekilde lobi çalışması yapılmalıdır. Aksi durumda büyük bir tesis sorunu sıkıntısı yaşanacaktır.

Yani mesele yeni değil… Ahmet Ağaoğlu da bunu görmüş, aynı divanda konuşmuş ve sonrasında içeriden ipi çekilmişti...

Olası reaksiyonlar nedeniyle işi zamana bırakanlar, yeniden harekete geçti.

Şimdilerde, duyarlılık taşıyan herkes, “Trabzonspor’un elinde ne kalacak?” diye soruyor... Kafalar dağılsın diye gündeme, misilleme olarak, Kartal arazisi getirildi.

1994 Yılında, Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Milli Emlak Genel Müdürü, Faruk Özak’ın milletvekili ve bakanlığından önce yaptığı Trabzonspor Başkanlığı döneminde sözde benzin istasyonu hedefiyle alınan, zaman içinde hiç bir işe yaramayan, o konumuyla bundan böyle de yaraması mümkün olmayan, kulübe hem manen hem de madden külfet yükleyen, sadece genel kurullarda açık veren bütçeyi denkleştirmek için sanal getirisi gösterilen Kartal Arazisi...

* * *

Ziya Bey yok… Avni Aker yok… Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri gidiyor. Ya sonra?

Yazdık yine altını çizelim... Mesele sadece arazi, bina meselesi değil... Mesele bir kulübün geçmişini nasıl koruduğudur. Avrupa’daki büyük kulüpler tarihlerini müzeye dönüştürüyor, biz ise hafızamızı imara açıyoruz. İnsanı en çok acıtan burası...

Trabzonspor’un büyüklüğü yalnızca kupalarında değildi. Şehrin futbol hafızasında, kültüründe ve yaşanmışlığındaydı. Hafızasını kaybeden kulüpler… Bir süre sonra sadece geçmişlerini değil, ruhlarını da kaybederler!…

Bizden uyarması!..