“Kaleminden Vatanına Hayatı, Mücadelesi ve Mirasıyla Ali Şükrü Bey”. 27-28 Mart 2026 tarihleri arasında Hamamizade Kültür Merkezinde düzenlenen sempozyumda 40 civarında tebliğ sunuldu. Çoğu tebliğin genç akademisyenler tarafından sunulması, önümüzdeki yıl yapılacak sempozyumların daha zengin bir muhteva müjdelemesi anlamına da geliyordu. Bu ilgi katılımcı hocaları da, izleyicileri de sempozyumun geleceği açısından çok umutlu kıldı.
Trabzon dışından gelen değerli bilim adamlarının da çok memnun oldukları ve sempozyumun devamı konusundaki teşvik edici konuşmalarının; KTÜ rektörü Sayın Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Trabzon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Ahmet Metin Genç, Sayın Valimiz Tahir Şahin tarafından not edildiğini düşünüyoruz. Sempozyumun düzenlenmesinde Avukat Bekir Gürsoy’un ve arkadaşlarının emeği de görülmeye değerdi.
Başarılı geçen sempozyumun bundan sonra “Bize her yer Trabzon” diyen hemşerilerimizin bulunduğu İstanbul ve Gazi Meclisimizin şehri Ankara’da da düzenlenmesinin, tatlı bir rekabete de neden olacağını şimdiden söyleyelim...
Sempozyum düzenleme kurulu üyeleri Prof. Dr. Temel Öztürk, Prof. Dr. Muzaffer Başkaya, Dr. Abdurrahman Acer, Öğr. Gör. Mehmet Akif Bal, Av. Bekir Gürsoy’ u kutlarken; Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç’i sempozyum kapanış konuşmasındaki güzel belagati için bir kez daha tebrik ediyoruz.
TRABZON TARİHİN ÖNEMLİ VE VAZGEÇİLMEZ BİR ŞEHRİDİR
Türk ve dünya tarihinin önemli bir şehri olan Trabzon’un en az dört bin yıllık tarihinin üzerindeki nisyan örtüsünün gün geçtikçe kalktığını görmekteyiz. Şanlı Türk tarihinin en önemli sultanlarının; Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin ömürlerinin geçtiği bu topraklar çok değerli bir şahsiyet olan Ali Şükrü Bey’i de yetiştirmiştir. 39 yıl süren ömrünün büyük bir kısmı askerlik ve Millî Mücadele’ye hizmetle geçen Ali Şükrü Doruker, Yunan işgalinden ve İngiliz tasallutundan kurtulan Türkiye’yi yeniden kuran Millî Mücadele kahramanlarındandı ve çıkarmakta olduğu dergisinin adı da ne tevafukturki “Gündoğuşu” idi. Gazi Meclisin birinci dönemindeki kahraman kurucu milletvekillerinden olan ve bir cinayete kurban giden Ali Şükrü Bey’in hayatının ayrıntıları ve mühim hadiselerinin önümüzdeki yıllardaki yeni araştırmalarla daha da gün ışığına kavuşacağı açıktır.
Ali Şükrü Bey’in 39 yıllık kısa hayatı bir çok olağanüstü çalışmaya ve başarıya sahne olmuştur:
Donanma cemiyetindeki hizmetleri, İngiltere’den ve Romanya’dan cemiyet adına gemi alımları, cephane alımları…
Donanma dergisindeki muhteşem yazıları ve çevirileri…
Hem Meclis-i Mebusan’ın hem de Millet Meclisi’nin Trabzon vekili olması…
Misak-ı Millî’yi kabul eden son Osmanlı meclisi olan Meclis-i Mebusan’ın üyesi olarak Ankara’ya davet edilmesi…
Gazi Meclisin “İrşad Encümeni” üyesi ünvanıyla değişik şehirlerde özellikle Kayseri Ulu Camide yaptığı “Anadolu’nun Büyük ve Mukaddes Cihâdı” isimli konuşması…
Karadeniz sahillerindeki şehir ve kasabalardaki Millî Mücadeleye davet gayretleri…
23 Nisan 1923 den tam beş gün sonra verdiği “Men-i Muskirât” (İçki Yasağı) kanun teklifi oybirliğiyle kabul edilen Ali Şükrü Bey, bugünkü Yeşilay derneğimizin de manevi kurucusudur. Günümüzde uyuşturucu kullanma yaşı tüm dünyada ve Türkiye’de 12 yaşına kadar düşme tehlikesi göstermişken rahmetli Ali Şükrü Bey’i bu uzak görüsünden dolayı bir kez daha rahmetle anıyoruz.
BİLİNMESİ ELZEM BAZI NOTLAR
Milletimizin Ali Şükrü Bey gibi, Mehmet Akif Ersoy gibi değerli şahsiyetleri, bizi bugünlere getiren pusula mücevherlerdir. Ne onların aziz hatıraları yok olur ne de biz onları unuturuz.
Emekli Deniz Yüzbaşı Ali Şükrü Bey’i bizzat Mustafa Kemal’in Ankara’ya davet ettiğini ve onun da Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u yanına alarak Ankara’ya gittiğini bilmeyenlere sempozyumda sunulan bilimsel tebliğleri okumalarını tavsiye edebiliriz.
Gazi Meclis’te İngilizceyi en iyi Ali Şükrü Bey bilirdi ve Mustafa Kemal de bir çok görüşmede onun tercümanlığından istifade etmiştir. Lozan görüşmelerinde İngilizlere çok fazla taviz verildiğini söyleyen Ali Şükrü Bey İngiliz basının ve devletinin yazışmalarını takip edebilen sayılı birkaç kişiden biriydi.
Mustafa Kemal’e suikastci demek de bir başka cehalet örneğidir. Ali Şükrü Bey’i öldürdüğü iddia edilen Topal Osman’ı, Mustafa Kemal’in koruma müdürü İsmail Hakkı Tekçe öldürmüştür.
Trabzon’daki bu sempozyumla birlikte yakın tarihimizin bir çok bilinmeyeni üzerindeki nisyan perdesinin kaldırılması bile hakikat adına sevindirici bir gelişmedir. Bundan sonraki sempozyumlarda tarihçilerimizin ve ilgili kalem sahiplerinin hakikat aşkıyla ve iyi niyetle serdedecekleri her cümle aziz bilinmelidir.
Ali Şükrü Bey’in dediği gibi “Sonra efendiler; fikir zincirlenemez. Fikri zincirledim zannedenler kendilerini aldatırlar.”
O’nun fikir hürriyeti konusundaki bu sarsılmaz tutumu evrensel bir ilkenin yanı sıra günümüzdeki ilim adamlarına da bir çağrı olarak anlaşılmalıdır.
Türk-İslâm beldesi olan Trabzon’un evlatları olarak; Millî Mücadeleye katılan Ali Şükrü gibi seçkin şahsiyetlerin taşıdığı ahlakî değerleri yüreklerimize nakşederek kendisine bir kez daha rahmet diliyoruz. Son söz Ali Şükrü Bey’in olsun…
“Biz şanlı bir Devletiz ve tarihimiz şanla başladı ve kapanmak lazım gelirse şanlı olarak da kapanacaktır…Fakat, Cenab-ı Hak âdildir. Hak daima ve daima yükselir. Binaenaleyh, bizim de hakkımız yükselir ve yükselecektir.”
Sosyolog/Siyaset Bilim Uzmanı MEB Eski Daire Başkanı ERCAN ŞEN