ABD Başkanı Donald Trump, dış politikada vites yükseltmeye devam ediyor. Venezuela’daki askeri hareketlilik ve İran’a yönelik sert adımların ardından Trump’ın yeni hedefi, tarihsel olarak gerilimli bir ilişkiye sahip oldukları Küba oldu. Küba’da yaşanan ulusal elektrik şebekesi çöküşü ve derinleşen enerji krizi, Beyaz Saray’ın iştahını kabartmış görünüyor. Trump’ın Oval Ofis’te sarf ettiği "Küba'yı alırım, canım ne isterse onu yaparım" sözleri, uluslararası kamuoyunda "yeni bir ilhak mı geliyor?" sorusunu sordu. İşte Washington-Havana hattında yükselen tansiyonun tüm detayları.
Küba’nın Enerji Hattı Çöktü: Ülke Karanlıkta
Küba, son yılların en büyük enerji kriziyle karşı karşıya. ABD’nin Venezuela’dan yapılan petrol sevkiyatını engelleme stratejisi ve tedarikçilere yönelik gümrük vergisi tehditleri meyvesini verdi. Yaklaşık üç aydır petrol gemilerinin uğramadığı ada ülkesinde, 16 Mart itibarıyla ulusal elektrik şebekesi tamamen çöktü. 10 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğu karanlıkta kalırken, hastaneler ve gıda depolarında ciddi aksamalar yaşanıyor. Trump yönetimi, bu ekonomik darboğazı Küba üzerindeki baskıyı artırmak için bir "fırsat penceresi" olarak değerlendiriyor.
Trump’ın "Küba’yı Alma" Stratejisi
Başkan Trump, Küba’yı "özgürleştirme" veya "yönetme" konusundaki istekliliğini gizlemiyor. Air Force One’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran meselesinin öncelikli olduğunu ancak Küba ile görüşmelerin sürdüğünü ifade etti. Trump, "Küba’yı bir şekilde almak büyük onurdur. Bu benim için bir gurur meselesi haline geldi" diyerek, adanın geleceği üzerinde mutlak söz sahibi olmak istediğini vurguladı. Trump’ın daha önce Venezuela için kullandığı "51. eyalet" benzetmesi, Küba için de masada olan radikal seçeneklerin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Diaz-Canel Gitsin Şartı: Görüşmeler Tıkandı
New York Times tarafından servis edilen kulis bilgilerine göre, ABD ile Küba arasındaki diplomatik temasların merkezinde tek bir isim var: Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel. Washington yönetiminin, müzakerelerin ilerlemesi için Diaz-Canel’in görevden ayrılmasını bir ön şart olarak sunduğu iddia ediliyor. Küba tarafı ise bu talebi "iç işlerine doğrudan müdahale" olarak nitelendirerek sert bir şekilde reddetti. Havana, ekonomik yaptırımların bir diz çöktürme politikası olduğunu savunurken, Trump’ın "İstediğimi yaparım" çıkışı diplomatik köprülerin tamamen atılmasına neden olabilir.