TS BAŞKAN ADAYLARI GÜZELLEMESİ
İnsanın gönül verdiği bir marka, ideal, düşünce ya da projenin içinde yer almak istemesi ve ona yön verme arzusundan daha doğal bir şey, herhalde yeme- içme ve teferruatı olsa gerek. Bu doğrultuda gidersek, bir önceki TS kongresinin iki adayı Sadri Şe
Belhanda’nın Penaltısı!
İki hafta önce Fransa liginde bir maç oynandı. Düşme potasındaki takımlardan Ajaccio, ligde hiçbir iddiası kalmayan Montpellier’i konuk etti.
Maç 1-1 devam ederken konuk takım bir penaltı kaçırdı ve topun başına Fenerbahçe’nin devre arasında kadrosuna katmak için uğraş verdiği, İstanbul yerel medyasının 47 kez Fenerbahçe’ye imza attırdığı! Belhanda geçti
Belhanda ve Ajaccio kalecisi topun hangi köşeye atılacağı konusunda karşılıklı olarak “helalleştikten” sonra Belhanda sözünde durdu ve topu anlaştıkları yöne iteledi. Malum tok da kalecinin kucağına süzüldü.
Bir TV kanalının görüntüler üzerinden tespit ettiği bu “anlaşma” sonrası Fransa futbol federasyonu soruşturma başlattı.
İki ihtimal var;
Ya Her iki takım birlikte şampiyonlar ligine sponsor olacaklar
Ya da Fransa başbakanı ile Platini bir araya gelecekler.
Belhanda ise bildiğiniz inşaat işçisi, işini yapmaya devam edecektir.
Ali Şen ve Trabzon Lisesi
Adı düşman başına diyen çok oldu ama bu o sizin bildiğiniz silah tüccarı ve manipülasyon uzmanı olan Ali Şen değil. Bu bizim Trabzon Lisesi’nden sınıf arkadaşım, 6-Fen D’nin medarı iftiharı ve şimdinin doktoru Ali Şen
Biz birkaç kişi hayatımızı futbola kurguladığımız için ders işlerini boş vermiş avarelerdik, Ali ise üstün zekasıyla sınıf birinciliğini kimseye kaptırmasa da hergelelikten de geri kalmayan bir üst hergele! Üstelik Ali’nin ekonomik durumu da hepimizden iyiydi, ayrıca kızlarla ilişkilerde de kimseye peş yaptırmayacak bir sevimliliğe ve ataklığa sahipti.
Ali bende olduğu varsayılan yazma yeteneği konusunda beni ilk “uyandıran” kişidir. Bir efsane olan kompozisyon hocamız , verdiği ödevi benim yazdığıma inanmayıp yeni bir konu verip, sonra da beni sınıfta tek başıma bırakıp yarım saat te süre verdiğinde, benim aklımdan geçen şuydu “ İsmail hoca taktı bana, tabi failün failatunu umursamıyorum ya, intikam alıyor. Samsun’u kupada eler miyiz bugün( 5-1 ya da 5-0 bitti)”
İşte kardeş kadar sevdiğim Ali Şen aradı geçen hafta;
“Selo başkan adaylarına baktın mı, kime oy vereceğiz oğlum, Muharrem’i taniy musun”?
“Hastaneleri varmış oradan biliyorum”
“La oğlum bu bizim dönemdendi, biz 6 Fen D o da 6 Fen H deydi, kaç defa konuşmuşuzdur, o sonra Ege Tıp’ı kazandı, çok hırslı uşaktır”
Hırs, hers, ihtiras…Sonu yok, insanı her yere sürükler..
“Valla Ali siması çok uzak değil ama, hatırlamadım. Ayrıca ne önemi var. Benim için nereden geldiği değil, ne için geldiği ve nerelere gidebileceği önemli”
Ali durdu biraz, sonra;
“Valla onun hastanelerinde çalışan arkadaşlar para konusunda çok ketum, ama verdiği sözü tutan çok hırslı bir yapıya sahip olduğunu söylüyor, şu anda benden haber bekleyen uşaklar var Trabzon’da kime oy verelim diye, sen ne diyorsun”
Zor sordu.
“Ben projelerini ve vücut dilini görmeden bir şey diyemem. Misal mevcut adaylardan birinin vücut dili bana öyle şeyler söylüyor ki, düşman başına!”
Ali kızdı
“E kime verelim oğlum, bişe de daa!”
Ben de kızdım
“Ulan Trabzonlulardaki akıl kimsede yoktur, Dünya’nın merkezi de Trabzon’dur zaten, aklını kullan birine ver işte, herhangi bir isimi zikretsem misal, ilk bok atan sen olursun, sen bişe desen bu sefer ben bok atarım. İyisi mi kendi haline bırakmak lazım. Ama şu kadarını söyliim sana Ali, şu şike sürecinde Sadri Şener yerine İbrahim Hacıosmanoğlu başkan olsaydı camianın başı yere düşmezdi.”
O da aynı fikirdeymiş.
Elişmayın baa yaw, benim başkan adayım Çömlekçili Baba Köksal!
1461’in Gençleri
TS takımının pilotunun co-pilotları kendi kategorilerinde 2012-2013 sezonu U17 Türkiye Şampiyonu oldu. Genç uşaklar, finalde Mersin Akdeniz Belediyesi'ni 3-1 mağlup ederek bu onura kavuştu.
Emek veren herkese ülke ve Trabzon futbolu adına teşekkür ederiz. Umar ve dileriz ki bu gençler arasından da Trabzonspor formasına layık isimler çıksın, şımararak kaybolanlardan değil ama, şımarmadan yıldızlaşanlardan
Rize Hoş geldi, Ordu seneye yeniden..
Mustafa Denizli markası ve onca bütçeden sonra süper ligin yeşile maviye bürünmesi doğaldı. Denizli, birkaç takviye ile Rize’yi UEFA’yı kovalayacak düzeye getirecektir. Tek hocanın kafasını bozmasınlar.
Orduspor ise tamamen stratejik hata kurbanıdır. Başkan Türkmen bana göre maalesef uzağı görememiş ve hedef büyülteyim derken fren boşalması yaşamıştır.
Metin Diyadin ikna edilebilir mi bilmiyorum, ama edilirse kanımca ayrılık 1 yıldan fazla sürmez.
Sadri Şener’e Vefa
Ölümlü dünya, kimseye kırgın kalmaya, kimseyi anlık vakalar dışında kırmaya dökmeye değmez. Hele bu kişi çok sevdiğiniz şehrinizi bir şekilde temsil etmeye çalışmış ve özveri göstermiş ise; çarpı 2
Sadri Şener’in şike sürecini çok kötü idare ettiği fikrindeyim. Şikecilere boyun eğmedi, tek başına mücadele etti söylemleri baştan esrik. Ne yani Trabzonspor’un başkanı bu kadar açık bir tecavüz karşısında oh ne güzel yaptınız bir daha isteriz mi diyecekti, böyle bir imada dahi bulunsa o şehre adım atabilir, sokağa çıkabilir miydi? Zaten olması gereken şeyleri meziyet gibi sunma zavallılığı bazı TS’lilere de bulaşmış belli ki.
Sayın Şener’in ilk büyük hatası bu rezillik ortaya çıktıktan sonra, pislik temizlenene ve kupa iade edilene dek takımı ligden çekmemesi, ikincisi de mayın eşeği kıvamında araziye salınan mandalara destek vermesiydi. İnsanoğlu beşerdir, şaşar diyelim.
Şimdi Trabzonspor Camiasına düşen, 2010-2011 sezonu şampiyon takımının şampiyon başkanı Sadri Şener’i layıkıyla uğurlamak ve kendisine teşekkür etmektir. Yolu açık olsun ömrü uzun ve sağlıklı olsun.
İbrahim Yazıcı’ya Veda
Şike sürecinde dik duramayan ve sallandıkça omurgası zedelenen hemen herkes için kötü örnek oldu İbrahim Yazıcı. Erke ve uşaklaşmış medyaya rağmen dimdik duran ve duruşundan hiç taviz vermeyen bir başkan olarak şikeci ittifakı dışında herkesin saygısını kazandı.
Bursaspor’a olan sevgisi saygı duyulası oldu hep, kendi sağlığını riske edip her maçına gitti takımının. Üstelik takımı açıkça cephe aldığı ısmarlama TFF ve hakemlerinin kıyımına uğrarken de “gık “ demedi, aman dilemedi.
Trabzon ve Ordu deplasmanlarından kazanarak dönmesine rağmen kalp krizleriyle çıktı Yazıcı, ve maalesef ikinci krizi atlamadı ve şu kirli futbol iklimimizin belki kokan tek çiçeği de soldu.
Bursaspor camiasına ve namuslu sporseverlerin başı sağ olsun. Timsah gözyaşı döken puştlar da bayram etsin.
Ne demişti Che;
“ölüm nereden ve
nasıl gelirse
gelsin...
savaş sloganlarımız
kulaktan kulağa
yayılacaksa,
ve silahlarımız
elden ele
geçecekse
ve başkaları mitralyöz sesleriyle,
savaş ve zafer naralarıyla
cenazelerimize ağıt yakacaklarsa
ölüm hoş geldi, safa geldi…”
Mekanın cennet olsun İbrahim Yazıcı.
--
çino
Bunlar da ilginizi çekebilir