İçeriği ve nasıl uygulanacağı gibi konular kaygı yaratıp kamuoyunda tartışılsa da, bu gelişmeyi yalnızca bir yasal düzenleme olarak görmek eksik kalır. Çünkü mesele, Türkiye’nin geleceğini, toplumsal huzurunu ve güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor.
Terörün olmadığı bir Türkiye demek; çocukların korkmadan büyüdüğü, insanların yarın endişesi taşımadığı, yatırımın ve üretimin güçlendiği, şehirlerin güven içerisinde geliştiği bir Türkiye demektir. İşte bu nedenle bugün ihtiyaç duyduğumuz en önemli kavramlardan biri milli dayanışmadır.
Toplumsal bütünleşme ise yalnızca siyasi bir hedef değildir. Aynı ülkenin insanlarının ortak bir gelecek duygusunda buluşmasıdır. Farklılıklarımızı ayrışma sebebi değil, Türkiye’nin zenginliği olarak görebilmektir.
Çünkü terörün sona ermesi yalnızca silahların susmasıyla tamamlanacak bir süreç değildir. Asıl başarı, terörün yeniden hayat bulabileceği sosyal ve ekonomik zeminlerin tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
Türkiye’nin huzuru, Türkiye’nin güvenliği için bugün Türkiye’nin önünde yeni bir dönem açılıyor.
Terörle mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı hâle getirilmesi, Türkiye’nin güvenlik anlayışını da yeni bir aşamaya taşıyacaktır. Artık yalnızca klasik terör örgütleriyle değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı yeni tip suç örgütleriyle, organize suç yapılarıyla ve toplumun güvenliğini tehdit eden farklı yapılanmalarla da kararlı biçimde mücadele edilmesi gerekiyor.
Çünkü güvenlik kavramı artık sadece sınır güvenliğinden ibaret değildir.
Sokaktaki vatandaşın güvenliği,
Gençlerin uyuşturucu ve suç örgütlerinden korunması,
Ekonomik düzenin mafyatik yapılardan uzak tutulması ve
Dijital dünyanın oluşturduğu yeni tehditlere karşı toplumun korunması gibi konular da güvenliğin ayrılmaz parçalarıdır.
Bütün bunları yalnızca Türkiye’nin iç meseleleri üzerinden değerlendirmek de mümkün değil.
Orta Doğu coğrafyasın uzun zamandır sancılı bir dönemden geçiyor. Savaşlar, terör örgütleri, siyasi istikrarsızlık ve bölgesel rekabet milyonlarca insanın hayatını ve ekonomiyi etkiliyor.
Terörün tamamen sona ermesi noktasında Irak özel bir önem taşıyor. Çünkü Türkiye açısından bakıldığında, Irak’taki gelişmeler doğrudan güvenlik meselesidir.
PKK’nın Irak’taki varlığı uzun yıllardır bölgesel güvenliği etkileyen önemli unsurlardan biri oldu. Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefiyle yürüttüğü süreç, doğal olarak Irak ve Suriye’deki gelişmelerle de bağlantılı bir güvenlik zemini oluşturuyor.
Burada hedef yalnızca örgütün silah bırakması değil; terörün yeniden ortaya çıkmasını önlemektir. Çünkü terör bir yerde sona ererken başka bir yerde yeniden örgütleniyorsa, mesele çözülmüş sayılmaz.
Türkiye’nin istediği de tam olarak budur:
“Terörün kaynağının kurutulması, örgütlerin tasfiye edilmesi ve bölgenin terörden tamamen arındırılması.”
Türkiye, önümüzdeki dönemde yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, güvenlik ve istikrar sağlayan bölgesel gücüyle de öne çıkacaktır.
Terörsüz Türkiye hedefi başarıya ulaştığında bunun ekonomik ve sosyal sonuçları da olacaktır. Güvenliğin arttığı bir ülkede yatırımın, üretimin, turizmin ve istihdamın önü daha fazla açılır.
Daha önemlisi, yıllardır terörün oluşturduğu korku ve kaygının yerini umut alır.
Türkiye’nin huzuru, Türkiye’nin geleceğidir.
Türkiye yüzyılı huzurun yüzyılı olmalıdır.
Türkiye Yüzyılı kavramının en anlamlı karşılıklarını şöyle sıralayabiliriz:
Güçlü Türkiye, güvenli Türkiye.
Güvenli Türkiye, huzurlu Türkiye.
Huzurlu Türkiye ise sadece kendi vatandaşının değil, bulunduğu coğrafyanın da geleceğini etkileyen bir Türkiye demektir.
Orta Doğu’nun yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat var.
Bu fırsat, yalnızca terörü bitirmek değil; terörün olmadığı bir geleceği inşa etmektir.
Çünkü gerçek zafer, silahların susmasından sonra başlar.
Ve belki de Türkiye Yüzyılı’nın en güzel tanımını şu temenni ile yapabilirim:
Türkiye Yüzyılı; huzurun, güvenliğin, kardeşliğin ve birlikte geleceğe yürümenin yüzyılı olsun.