Türkiye’nin eğitim vizyonu, bütçe verileriyle kıyaslandığında dikkat çekici bir tezat oluşturuyor. 2011 yılında %5,2 olan eğitim harcamalarının GSYH içindeki payı, 2016 yılında %5,9 ile tarihi bir zirve yapmıştı. Ancak bu tarihten itibaren başlayan kesintisiz düşüş, 2022 yılında %3,8 seviyesine kadar çekilerek eğitim sisteminin finansmanında ciddi bir daralmaya işaret etti. 2024 itibarıyla oran %4,9’a çıksa da uzmanlar, bu artışın geçmiş yıllardaki seviyelerin hâlâ çok gerisinde kaldığını ve enflasyonist ortamda eğitimin payının reel olarak zayıfladığını vurguluyor.
Kamu Harcamalarında Avrupa’nın En Gerisindeyiz
Devletin eğitime ayırdığı bütçe incelendiğinde, Türkiye’nin Avrupa standartlarının oldukça uzağında kaldığı görülüyor. Genel kamu harcamalarının GSYH içindeki payı Türkiye’de %3,5 iken, Avrupa Birliği ortalaması %4,7 seviyesinde seyrediyor. Bu oranla 33 Avrupa ülkesi arasında 31’inci sırada yer alan Türkiye; İsveç (%7,2) gibi ülkelerin yarısına bile ulaşamıyor. Toplam harcamalar ile kamu harcamaları arasındaki %1,4'lük fark ise eğitim yükünün giderek daha fazla hane halkı ve özel sektörün omuzlarına bindiğini kanıtlıyor.
Öğrenci Başına Yatırımda OECD Listesinin Sonları
OECD’nin 2022 verileri, Türkiye’deki bir ilköğretim öğrencisine yapılan yatırımın küresel ölçekteki yetersizliğini ortaya koydu. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye, öğrenci başına yıllık 3 bin 386 dolar harcayarak 34’üncü sırada yer alabildi. Listenin başında 25 bin doları aşan tutarla Lüksemburg yer alırken, Türkiye'nin Kosta Rika (5 bin 272 dolar) gibi ülkelerin bile gerisinde kalması dikkat çekti. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliği ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefleri önünde en büyük engel olarak değerlendiriliyor.