TÜRKİYE'DE ÖĞRENCİ OLMAK!

Abone Ol

Normal değil mi?
Şimdi sorsam  "dünyanın en mutlu babaları nerde?" diye;
"Türkiye'de" diyebilir misiniz?
*
Şimdi sorsam,
"Dünyanın en mutlu anneleri nerede?" diye;
"Türkiye'de" diyebilir misiniz?

Şimdi sorsam,
"Dünyanın en mutlu öğretmenleri nerede?" diye;
"Türkiye'de" diyebilir misiniz?
*
Şimdi sorsam,
"Dünyanın en mutlu işçileri nerede?" diye;
"Türkiye'de" diyebilir misiniz?
*
Şimdi sorsam,
"Dünyanın en mutlu çiftçileri nerede?" diye;
"Türkiye'de" diyebilir misiniz?
*
Şimdi sorsam,
"Dünyanın en mutlu doktorları nerede?" diye;
"Türkiye'de" diyebilir misiniz?
*
Şimdi sorsam,
"Dünyanın en mutlu polisi,
Askeri,
Nerededir?" diye;
"Türkiye'dedir "diyebilir misiniz?
*
Şimdi sorsam,
"Dünyanın en mutlu emeklisi,
Memuru,
Sanayicisi,
Köylüsü,
Kentlisi nerede?" diye;
"Türkiye'dedir "diye diyebilir misiniz?
*
Tabi ki mutsuz Türkiye'min,
mutsuz öğrencileri de Türkiye'de olacaktır.
Çünkü, gelecekleri muammadır.
*
İş sorunları vardır.
Gelecek endişeleri vardır.
Ayrıca, susturulmuş,
Kalıplara sokulmuş,
Farklı olmanın tehlikeleriyle fena halde ürkütülmüşlerdir...

GEÇTİ 23 NİSAN!

Geçti 23 Nisan!
Halen yaşamakta olan dedeler  de,
23 Nisan çocukluğundan gelmedir.
Büyük anneler de,
23 Nisan Çocukluğunu yaşayanlardandırlar.
*
O nedenle;
Çocuklar,
Dedeler,
Anneanneler,
Babaanneler,
Anneler ve
Babalar;
Şimdinin pırıl pırıl zekalı ve sevimli çocuklarıyla hep birlikte kutladılar 23 Nisanı.
Teşekkürler.
Çok teşekkürler  Atatürk.

TALAT ÜLKER İLE YALİ YALİ

Gümüşhane Üniversitesi Türk Dili Okutmanı,
Şair/Yazar dostum Talat Ülker önceki gün konuğumdu.
Uzun zamandır görüşememiştik.
Birikmiş hasretlerin yanında söylenecek söz,
Açılacak mevzular ve dahası şiir vardı gündemimizde.
Akçaabat,
Beşikdüzü derken Eynesil'de demir attık saatlerce.

Çünkü ortam güzeldi.
Kuymak tellenmiş,
Balıklar taze,
Çaylar tavşan kanı,
Sohbet kaviydi...
*
Talat Ülker şairliğinin yanısıra gazetemizde üzün süre köşe yazarlığı yapmış,
Tekrar devam etmesini istediğimde,
"Ben sana ne zaman 'hayır!' diyebilmişim ki ağabey" dedi.
*
Gazetemizin okurları her ne kadar biliyor olsalar da,
tekrar hatırlatmalıyım ki,
Talat Ülker şairliğinin yanısıra yüksek donanımıyla derya küpü usta bir şahsiyettir.
*
Tabi  biz kültür/sat şiir edebiyat mevzularını konuşurken ve saatler saniyeler gibi ilerlerken bir sürprizle karşılaştık.
Asker arkadaşım,
Dostum Erdal Uzun'a yakalandık.
*
Onunla da epeydir görüşememiştik,
Kucaklaştık.
Talat Beyle tanıştırdık.
Böylece sohbetimizin içerisine askerlik hatıralarını da dahil ettik
*
Ama bir sorun oldu ki,
Masamıza gelen Erdal Uzun'a,
Uzun uzun diller döksem de, kar etmedi ve haliyle ağırlanan olduk.
Teşekkür Erdal Uzun!
*
Artık geri dönüyorduk ki,
Ünlü gazeteci ve karikatürist Hikmet Aksoy'u pas geçemezdik.
Telefonlaştık.
Her zaman olduğu gibi yine Vakfıkebir Öğretmen Evindeydi.
Bir kaç dakikalık olacağını sandığımız sohbet orada da saatleri buldu...
*
Hatta Aksoy, Ülker'e  "Hocam' Üniversiteye gelsem dersinize girebilir miyim?"
Demesi de, aldığı cevap da hayli ilginçti.
Neyse sohbet çok uzamıştı.
Yolcu yoluna gerekti.
Aksoy'dan izin alıp Trabzon'a doğru yola koyulduk.
Ardından Üstadı yeğenine teslim ederek Gümüşhane'ye uğurladık.
Dedim ya dostla sohbet güzeldi...

giderken,
ellerini götürmeseydin keşke...
bir şeyler bıraksaydın geride
hüzünden başka...
 
gecenin alaca karanlığında,
ateş denizine dönerken uyku,
köz olup
alnımı dağlarken terim,
yanımda olmalıydı ellerin...
giderken,
ellerini götürmeseydin keşke...
 
gece
bulutlarda uykusu,
gelen küçük bir damla su,
şebnem olup düşerken ellere,
yanımda olmalıydı ellerin...
giderken,
ellerini götürmeseydin keşke...
 
bakiyesi nedir bu aşkın,
hüzünden başka...
ve sen giderken uzaklara,
ellerini götürmeseydin keşke... Talat ülker

FIKRA

Temel askerliğini yapıyormuş.
Bölükte kırk ere izin vermişler.
Geç kalırlarsa çadır hapsi var.
Ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler.
Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış ve hep ayni mazeret:
At'la istasyona celeydum.
At catladi.
Tren kaçtı,
Geç kaldum.
Derken kırkıncı da tamamlanmış,
Temel'e sıra gelmiş.
- Senin de mi atin çatladı,
Diye sormuşlar.
Hayır, demiş.
Yoldaki otuz dokuz ölmiş atlari geçemedum.