Üniversite kavramı kuruluşundan günümüze kadar önemli değişikliklere uğramıştır. Bu nedenden dolayı, günümüzde üniversite çeşitli bilim adamı/yazar tarafından farklı açılardan yaklaşılarak açıklanmaktadır. Üniversite kavramının farklı açılardan tanımlanması, üniversitenin misyonunun da farklı açılardan ortaya konmasını zorunlu hale getirmiştir. Bugünkü yazıda Ortega Y. Gasset, “Üniversitenin Misyonu(x)” adlı kitabından üniversitenin işlevleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ortega şöyle diyor:
Çok sayıda gence sunulan bu yüksek eğitim neden ibarettir? İki şeyden ibarettir:
A)Bilgi alanı geniş mesleklerin öğretimi
B)Bilimsel araştırma ve geleceğin bilim adamlarının yetiştirilmesi.
Üniversite insanlara doktor, eczacı, avukat, yargıç, ekonomist, kamu görevlisi, ortaokulda beşeri ve fenni bilimler öğretmeni, vb. olmayı öğretir. Üniversitenin bu misyonu “klasik” işlev olarak değerlendirildiğinden çok da önemsenmez.
İkinci planda, bilimin kendisi araştırma ve metodların aktarılması yoluyla üniversitede geliştirilir.
Şu halde yüksek eğitim, mesleki eğitim ve araştırmadan ibarettir. Çünkü şu noktada hiçbir kuşku olamaz; bir avukat, bir yargıç, bir doktor, ortaokulda bir Latince veya tarih öğretmeni olmak, bir hukukçu, bir filolojist, bir biyokimyacı, bir fizyolojist vb. olmaktan çok farklıdır. Öncekiler pratik mesleklerken, sonrakiler halis bilimsel uğraşlardır. Üstelik toplum çok sayıda doktora, eczacıya, öğretmene ihtiyaç duyarken sınırlı sayıda bilim adamına ihtiyaç duyar. Eğer çok sayıda bilim adamına ihtiyaç duysaydık bu bir felaket olurdu. Çünkü bilimin gerektirdiği gerçek istidat çok az rastlanan bir şeydir. Bu açıdan herkesi kapsayan mesleki eğitimle sadece çok az sayıda kişiyi kapsayan araştırmayı bir arada görmek şaşırtıcıdır.
Toplum kaliteli meslek adamlarına, -yargıçlara, öğretmenlere, mühendislere- ihtiyaç duyar ve bu yüzden üniversite mesleki eğitim vermek için hazırlanır. Üniversitenin bu misyonu kültürümüzde maalesef hep gözardı edilmiştir. Üniversite denince akla hep “araştırma/buluş” gelir. Bir eğitim fakültesinden nasıl bir buluş ya da üretim istendiğini bilen var mı? Eğitim fakültesinin temel misyonu kaliteli öğretmen ve eğitimci yetiştirmektir. Kaliteli öğretmen ve eğitimci yetiştirebilmek için de öncelikle öğretmenleri yetiştirecek olan öğretmenlerin(öğretim üyeleri) kaliteli olması gerekir. Öğretim üyelerinin kaliteli olmaları da öncelikle kaliteli öğretmenlik davranışı gösterip gösterememelerine bağlıdır.
Üniversite öğretiminin şu üç işlevi kapsaması gerektiği sonucuna ulaşıyoruz:
1-Kültürün aktarımı
2-Mesleki eğitim
3-Bilimsel araştırma ve yeni bilim adamlarının yetiştirilmesi.
Üniversitenin “kültürün aktarımı” misyonu, üniversitenin önemli misyonu olan “kültürleme/aydınlatma” işlevini ortaya koyar. Üniversitenin asıl fonksiyonu olan “aydınlatmayı”, zamanın bütün kültürünü tebliği etme ve şayet otantik olmak durumundaysa bireyin hayatının eklemlenmek durumunda olduğu bugünün devasa dünyasını insanlığa, açıklık ve doğrulukla gösterme vazifesini geri vermenin tarihi önemi ortaya çıkıyor.
Ortega, şu anda üniversite için bir pedagojiden tamamen mahrum olduğumuzu ileri sürüyor.
Üniversitenin bilimle karıştırılmasına eşlik eden kötülüklerden biri de öğretmenliği laboratuvardaki veya arşivdeki çalışmalarından çalınmış zaman olarak gören, hemen her zaman kalitesiz profesörler olan araştırma görevlilerine öğretim görevinin verilmesi oldu… Zamanımızın en önemli bilim adamlarından epeycesiyle yakın ilişkim oldu fakat onlar arasında kaliteli tek öğretmene rastlamadım. Akademik dünyanın en az ilgili olduğu alanın “öğretim/öğretmenlik” alanı olduğunu biliyoruz. Şu andaki akademisyenlerin “hocalığı” üniversitenin bir işi olarak görmediğini söylemek yanlış olmasa gerek. Akademisyenler “hocalığı” sevmiyorlar. Bu durum, yazarın görüşünü teyit eder görünmektedir.
Üniversite, üniversite olarak, günün önemli mevzularını kendi bakış açısından-kültürel, mesleki ve bilimsel- ele alarak güncel olaylara müdahale etmelidir. Böylece üniversite sadece öğrenciler için varolan bir kurum olmayacaktır. Üniversite kendisini, cinnetin ortasında huzuru, hafifmeşrepliğin ve arsız aptallığın karşısında ciddiyeti ve aklın kavrayışını temsil eden büyük bir “manevi güç”, basından daha yüce bir güç olarak öne sürmelidir.
Boğaziçi üniversitesinde olup bitenlerin “üniversitenin misyonu” ile ne ilgisi olduğunu anlamakta güçlük çekiyorum. Günün önemli mevzusu üniversitelere rektör seçimi mi? Yoksa Boğaziçi üniversitesine rektör seçimi mi? Bayburt üniversitesine de aynı yolla rektör seçimi yapıldı. Eğer bu konu toplumu ilgilendiren önemli bir konu idiyse, o zaman üniversite/akademi dünyası bu olaya neden karşı çıkmadı? Boğaziçi’nde olup bitenler, üniversitenin misyonu ile açıklanabilecek bir durum değildir. Boğaziçi Üniversitesi’nde olup bitenler yukarıda açıklanan üniversite misyonunun hangisi ile ilgilidir?
----------------------
(X) (Ortega Y. Gasset, Üniversitenin Misyonu, Çev. Bülent Üçpınar, İstanbul, Birleşik Yayıncılık, 1997)