Üreticiye Kârdan Vazgeçtik, Hiç Değilse Zarar Ettirmeseler!

Ben diyeyim “Geçmişine”, siz söyleyin “Aynaya” bakmasını beceremeyenler, yine aynı fasıl, aynı teraneden dem vurarak, üreticiye bırakın kârı, zarar ettirmekten bir türlü vazgeçmiyorlar. Bu gidişle vazgeçecekleri de yok!

Abone Ol

Bildiklerini, “Aynı hamam, aynı tas” diyerek yıkanmaya, pardon okumaya devam ediyorlar.

Bırakın 2025’in yok yılında “Satmayın 400 olacak” demelerini, daha önceki yıllarda da benzeri söylemlerle köylüyü perişan edenler, bu yıl ürünü için “En az 300 lira olmalı” diyerek yine sahne almaya başladılar.

Olabilir. Devlet TMO eliyle 240-250 değil de, 300 ve daha fazlasını verebilir.

Verir vermesine de, bunların isteklerini geçmişte hiç kaale almayan, söylediklerini değerlendirmeyen devlet, yine aynısını yapar ise her kimse, özellikle de fındıkçılar şaşırmasın!

Neden mi?

Mehmet Akif Ersoy; “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” bilmeyenler içindir neden aramak.

Bir de “Geçmişe bakmayanlar, geleceği göremez, anlayamazlar”ı hatırlatsak yeter de artar bile!

Onun için üretici adına, “Sizin gibi dostu olanların, düşmana ihtiyacı yoktur” hatırlatması yaparak, “Hiç değilse susun” çağrısında bulunup, üreticiyi hışımlarından koruma çalışalım!

FINDIĞIN GELECEĞİ…

Benim gibi, fındık ile haşır-neşir olma hastalığına yakalanmışlardan olan (!) Ordulu meslektaşım Murat Gürsoy, geçen hafta Karadeniz Ekonomi’de yer alan yazısında, “Dünya fındık sektöründe yeni bir rekabet dönemi başlıyor” diyerek tek cümle ile gelinecek yeri işaret etmiş:

“Bu dönem de yalnızca fazla üretmek yeterli olmayacak, daha kaliteli, daha güvenilir ve daha izlenebilir ürün sunabilen ülkeler öne çıkacak.”

ORDU, MUSTAFA HAMARAT’A KULAK VERSİN!

AK Parti Ordu Milletvekili Av. Mustafa Hamarat, fındığın siyasi tartışmaların değil, çözüm odaklı çalışmaların konusu olması gerektiğini söyleyip, “Fındık konusunda hamaset yapmayı bırakın. Ne size, ne Ordu'ya faydası var." çağrı yapması uzun ama çok uzun bir aradan sonra Ordu cenahlı gerçekçi bir davet olarak kayıtlara geçmelidir.

Hele hele, “Fındık üzerinden yürütülen siyasi polemikler üreticiye fayda sağlamıyor” da demesi yok mu?

Bize de, “1983’dan sonra yapılan genel ve yerel seçimlerde müspet veya menfi siyasete de etki etmemiştir. Sandığa dokunmamıştır” gerçeğini bir kere daha hatırlatalım. Hatırlamayanlar için de seçim sonuçlarını ilişkin rakamların resmi kayıtlarda bulunduğunu da belirtelim.

HASAN ALİ YÜCEL’DEN SİYASET

21 Temmuz 2013’de; “Kıssadan hisse hesabıyla, son cümleyi 56 yıl önceden bugüne yerleştirsek ne olur? Uymaz mı? Uymuyor mu?” diye sorarak Göreleli devlet, siyaset adamı, şair-yazar Hasan Ali Yücel’den (1897-1961) alıntı yaparak hatırlatmışız:

“…Geldik mi siyasete! İnsan kaderine hâkim olma, insandaki hırsların en korkuncudur. Kimseye can vermeyen Ademoğlu, politikada can almaktan sakınmaz. Evlat babayı, baba evlatları, kardeşleri ve en yakınlarını feda etmekten kaçınmaz. En sıkı fıkı dostluklar, iktidar bölümünde en sert ayrılıklar haline gelir. Darağacı, giyotin, balta, satır, kılıç, fırın siyaset aleminin uzun asırlar en çok kullanılmış icra aletleri olmuştur. Bunlardan bazıları bugün bile büsbütün elden bırakılmış değildir. Şimdiki geçer araçlar, en çok iftira, tecavüz, küfür ve şantajdır.”

ŞEREF OĞUZ’DAN…

Hemşerimiz, meslektaşımız, şu sıralar Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi’nde “ÖNERİ-YORUM” köşesinde, “Kıssadan hisse” almasını becerebilenler için, satır arası babından paylaşımlar yapan Şeref Oğuz’dan bir kenara not eylemişim:

“Batı dillerinde, ’hatır-gönül-vefa’ kelimeleri yoktur. Zira o sosyolojilerde bunların karşılığı da yoktur. Bizde plan, vizyon yoktur. Kervan yolda düzülür, gözümüzle düşünür, önce ateş edilir, sonra nişan alınır.”

MUTLAK GÖZETLEYEN…

2001’de televizyonda yayınlanmaya başlanan ve bayağı da dikkat çeken “Biri Bizi Gözetliyor” programını hatırlatıp da, “Haksızlık ve yanlışlık yapmayın. Gözetleniyorsunuz” dediğimde, karşımdaki “Kim gözetliyor ki?” diye sorunca biraz durdum!

Sonra da “Mutlaka gören, gözetleyen vardır” diye ısrar etmenin bile bir işe yaramayacağını anladığımda, “Görmek, görülmekte Allah’ı hatırlamayana ne anlatmaya çalışıyorum ki” diyerek yürüdüm gittim!

KISSADAN HİSSE

Küçük oğlu milletvekili babasına sordu:

-”Babı sizin partiden biri çıkıp da, öbür partiye giderse, ne olur?

Milletvekili; “Hain olur oğlum!”

-“Peki, ya başka partiden biri size girerse?”

Milletvekili; “O mu” diye sorup, “O da doğru yolu bulan insan olur!”