Henüz 16 yaşında bir çocuk,
Hayatının baharında,
Yeni filizlenmiş, körpe denecek yaşta.
23 Nisan çocuk bayramını gidebilecek bir bebe
Belki de çok hayalleri vardı,
Çünkü daha yolun başındaydı,
Ama artık yok.
Ortada iddialar var.
Ağır, sarsıcı, toplumun vicdanını kanatan, yaralayan iddialar,
Ve ardından gelen, “şaibeli” denilen bir ölüm,
Şimdi herkes konuşuyor.
Kimi öfkeyle, kimi şüpheyle, kimi çaresizlikle,
Ama aslında konuşulanların ötesinde, ortada değişmeyen tek bir gerçek var.
Bu çocuk artık yaşamıyor.
Ne oldu?
Gerçek ne,
Perde arkasında neler var?
Bunların hepsi bir hesaplaşma mı yoksa?
Ve bu hesap 16 yaşında bir çocuk üzerinden mi görülmüş,
Bunların hepsi elbette soruşturulması gereken sorular.
Ve mutlaka aydınlatılması gereken karanlık noktalar.
Ama bugün, bütün bu soruların ortasında gözden kaçırılmaması gereken bir şey var.
Bu olaydan geriye sadece kalan acı oldu.
Nasıl ne şekilde bir hesaplaşma varsa da bu hesabın kazananın olmadığıdır.
Ne varsa kayıp…
Bir ailenin evladı gitti.
Bir ilçenin huzuru kaçtı.
Bir toplumun güven duygusu yara aldı.
Ve en acısı…
Henüz hayatı tanımaya fırsat bulamadan bir yavru bu dünyadan koparıldı.
Evet, organlarıyla başka hayatlara umut olmuş olabilir,
Ama bu, acının büyüklüğünü azaltmıyor.
Aksine, insanın içini daha da burkuyor.
Ölürken bile iyilik bırakan bir çocuğun günahı neydi?
Ölürken bile insanlığa iyilik yapan bir yavrunun hikâyesi bu.
Bugün Görele sadece bir olayın değil, bir travmanın merkezi haline geldi.
Türkiye onu artık güzel sahilleriyle değil, bu acı olayla konuşuyor.
Ve insan kendine sormadan edemiyor.
Buna değer miydi?
Eğer ortada bir hesaplaşma varsa bunu bir yavrunun üzerinden görmek acımasızlık, insafsızlık, vicdansızlık değil mi?
Eğer birileri güç, çıkar ya da başka nedenlerle bir şeylerin peşindeyse…
Ve bu süreçte bir çocuk hayatını kaybetmişse…
Bundan daha ağır bir vebal, daha utanç verici bir durum olabilir mi?
Bugün yapılması gereken şey çok açık,
Sükûnetle, ama kararlılıkla gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Çünkü bu mesele artık sadece bir olay değil, bir vicdan meselesidir.
Ve bu vicdan, ancak gerçekler ortaya çıktığında biraz olsun huzur bulur.
Ama ne olursa olsun, değişmeyecek bir şey var,
O çocuk öldü ve geriye sadece acı kaldı.