VURUN ABALIYA!

“Bazı insanlardan nefret ederiz çünkü onları tanımayız. Onları tanıyamayız çünkü onlardan nefret ederiz” Charles Caleb Colton işte tam da böyle söylüyor.

Abone Ol

25-26 Mart tarihlerinde yapılan olağanüstü kongreden sonra Trabzonspor’un başkanlık koltuğuna en genç başkan sıfatı ile Ertuğrul Doğan oturdu. Ertuğrul Doğan'ın başarısız olması için pusuya yatanlar sosyal medyada yazdıkları ile kendilerini deşifre etmeye başladılar. Ne kadar Ertuğrul Doğan sevmeyeni varmış bu memlekette... Süper Lig'de Kayserispor ve Kasımpaşa'ya yenilmesi, kupada ise Ankaragücü’ne elenmesiyle, Trabzonspor’da Ertuğrul Doğan husumeti hortlamaya başladı. Başkan Doğan’a öyle saldırılar yapılıyor ki sanki Trabzonspor 'u bu hale Ertuğrul Doğan soktu. Bakın arkadaşlar, cesaretiniz varsa, yüreğiniz yetiyorsa Ertuğrul Doğan gibi gözünüzü karartıp çok sevdiğiniz Trabzonspor’a başkan olsaydınız ya! Elinizi taşın altına koyup varsa paranızı kıyıp, kulübün vadesi geçmiş borcunu ödemeyi göze alsaydınız ya! Kulüp çalışanlarının maaşını ödemeyi de göze alabilseydiniz ya! Bu cesaretin sizde olmadığını, kendinizde de biliyorsunuz.

Ertuğrul Doğan’ın yaptığını hiç biriniz yapamazsınız. Doğan’ı yıpratmak için her türlü filmi çeviriyorsunuz. Bazı çokbilmişler ellerine küçük bir koz, bir fırsat geçince de, Trabzonspor 'u zor duruma sokmak için ellerinden geleni yapıyor... Bilip bilmeden konuşuyor. Bazıları da çıkıyor, başkalarının dolduruşuna gelerek piranalar gibi saldırıyor. Balık hafızalı olmaya gerek yok. Ertuğrul Doğandan önce bu kulübe başkan olanlar zühürt geldi zengin olarak gitti. Bunları ne tez unuttunuz. Siz unutmuş olsanız da ben unutmam.. NALINCI KESERİ ELLERİNDE... Hep kendi çıkarlarına göre yontuyor. Bazı malum çevreler de, mağdur edebiyatı yaparak, Küçük Emrah'ı oynuyor! Bazıları da "üç maymunu" oynuyor! Hırvat teknik adam Slaven Bilic'in Türkiye'de çalışırken, yaptığı çok önemli bir tespit vardı. "Türkiye'de temel problem şu: Bilgili insanların yetkisi yok! Yetkili olanların da bilgisi yok!" Bilmem anlatabildim mi? ALTIN ÇAMURA DÜŞSE DE... ALTIN YİNE ALTINDIR... Siz Ertuğrul Doğan’ı oldum olasıya kabullenmediniz. Evet! Ertuğrul Doğan hatasız kul değil. Onun da hataları var. Eleştirin ama belden aşağı vurmayın, ayıptır. Sanki o sahada ruhlarını ortaya koyamayanların suçu yok, tek suçlu Ertuğrul Doğan… O zaman vurun abalıya… Vesselam

TRABZONSPOR’UN HEDEFİ NE OLMALI?

Süper Lig'de Abdullah Avcı ve yardımcısı Orhan Ak yönetimin de şampiyonluğa erken havlu atan Trabzonspor, Türkiye Kupası'nda da Ankaragücü’ne elenince Avrupa dahil 5 büyük ve önemli gelir getirici kategoride kaybederek büyük hayal kırıklığı yarattı. Artık Trabzonspor'un Süper Lig'de gidebileceği yere kadar zorlamaktan başka çaresi kalmadı. Şimdi benim Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan'a önerim, süratle maliyeti düşük, tercihen genç ve yetenekli futbolcuları bulup, özellikle de altyapıyı daha üretken yapıya kazandırarak Trabzonspor 'u bir restorasyona sokmalıdır.

Sayın Ertuğrul Doğan’da ve yönetim kurulu arkadaşlarında da bu yönde ciddi derecede ışık görüyorum. Böyle bir sisteme geçmeyi gönülden arzu ediyorum. Ama maalesef yıllardır beyinleri yıkanan taraftarlar transferlerde "Aman şöhret olsun, maliyeti önemli değil. En iyi transferi biz yapalım" zihniyetine sahipler. İyi de bakın Trabzonspor'un KAP'a bildirdiği borcu 3,2 milyar lira olarak açıklandı. Bu borcu takım maliyeti 41 milyon Euro’ya çıkmışken, mali kriz çıkmışken, kim nasıl ödeyecek? Trabzonspor taraftarı bunu da düşünmeli. Artık Trabzonspor’un Abdullah Avcı'nın bitmez tükenmez transfer isteklerinin yarattığı yüksek maliyetli takımla yürüme şansı yoktur. Sokağa atacak, har vurup harman savuracak parası da yok. Önümüzdeki sezon son 27 ayda yapılan transfer çılgınlığı gibi bir çılgınlık yapma şansı da yoktur. Onun için ayağını yorganına göre uzatmak zorundadır. Lütfen herkes sağduyulu olsun ve artık Trabzonspor 'un iniş için kemerleri bağlamak zamanıdır. Çünkü artık deniz bitti. Trabzonspor 2022-2023 sezonuna başlarken şampiyonluğun bir numaralı favorisiydi. Önce Şampiyonlar Ligi'ne, ardından UEFA, sonra da UEFA Konfederasyon Kupası'ndan elendi. Lige desek erken havlu atıldı. Onun için futbol kâğıt üzerinde değil, sahada oynanıyor. Eylül'de yüzyılın kadrosu denilirken, bugün kadronun nasıl yetersiz olduğu konuşuluyor. Bundan sonra nokta atışı yapmak çok önemli. Trabzonspor yönetimi alt yapısını çok iyi dizayn edip özüne dönmelidir. Yoksa sonu bu sezondan daha kötü de olabilir.

NEYİ BEKLİYORSUNUZ???

Trabzonspor’un içinde bulunduğu sıkıntılı süreçten çıkması için öncelikle ekonomik girdiye akabinde altyapıdan gelecek kaliteli oyuncu ihtiyacı herkesin hemfikir olduğu bir gerçektir. Sanıyorum herkesin kurtuluş reçetesinin ilk iki maddesi para ve altyapıdır. Hal böyleyken yeni yönetim para bulmak için elinden geleni yapıyor, peki ya altyapı? Bu birimdeki belirsizlik halen daha devam ediyor. Altyapıda değil Trabzon’un, ülkenin efsane ismi olan Sadi Tekelioğlu varken ve şu an herhangi bir takımda görev yapmıyorken yönetim neyi bekliyor anlamış değilim. Şimdiden söyleyeyim yarın çok geç olabilir.. Rakipleriniz Sadi hocanın tecrübelerinden faydalanırken sizler uzaktan seyredersiniz... Şu an kadroda bulunan altyapıdan yetişmiş oyuncuları kimlerin yetiştirdiği ortada. Taraftarın çoğu bilmez ama A takıma çıkış serüveninde her bir oyuncunun ayrı hikayeleri var...Uğurcan futbolu bırakma noktasındayken arkasında durarak A takım kadrosuna alınması konusunda kaleci antrenörü Ahmet Başkır’ın kendini riske atması ve Uğurcan’ı hayata döndürmesi.. Abdülkadir’in A takımda oynatılması, Yusuf Yazıcı ve Hüseyin Türkmen’in zamanın yönetimi tarafından gönderilecekken Sadi hocanın karşı durması ve forma vermesi... Daha birçok hikaye var dinlemek, öğrenmek isteyene.. Hal böyleyken bu oyuncuların yetişmelerinde emeği geçen antrenörler neden dışarıda kaldılar, Trabzonspor’a kattıkları değerler ,verdikleri emekler neden görmezden gelinip tesislerde kurulan ahbap-general ittifakına yaklaştırılmazlar..?

Bu isimler dışarıdayken içeride olanlar ne yaptılar, ne ürettiler diye de şöyle bir bakmak lazım... Şu günlerde alt yapıyla ilgili en önemli gündem A takıma çıkan oyuncuyla alakalı yaşanan aidiyet-para sorunuysa malum yere çomak sokulma zamanı gelmedi mi, neyi bekliyorsunuz !!?? A takım Orhan Ak’a emanet edildi ve beyefendi Fatih Terim ve Aykut Kocaman’a teşekkür ederek “Bismillah” dedi, sonrası malum, ortaya çıkan fatura ağır oldu ve beyefendi istifa edip gitti. Peki soruyorum aynı imkan bugün Sebat Gençlik’i BAL liginde şampiyon olarak play off’lara taşıyan, meslek hayatı başarılarla dolu olan İsmail Batur’a veya 1100 üyesi olan Trabzon TÜFAD’tan bu görevi yapabilecek birilerine verilseydi (ki Trabzon TÜFAD’a kayıtlı bu görevi en az Orhan Ak kadar yapabilecek bir sürü antrenör var) daha mı kötü sonuçlar alınırdı..? Şu geçiş süreci bir fırsat olarak değerlendirilseydi kayıp bundan daha çok mu olurdu?? Her şey ortada, adı geçen oyunculardan sonra altyapıdan A takıma oyuncu çıkmıyorsa bu durum ivedilikle sorgulanmalı..!!! Trabzonspor batıyor ve kayığı kurtaracak kürekler hemen yanı başımızda. Formül çok basit, çözmek isteyene...

SEBAT'IN VAROLUŞ HİKAYESİ

Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün fahri başkanı olduğu Akçaabat Sebatspor Süper Lig'den düştüğü sezondan sonra adeta kabuk değiştirerek yeni bir kimliğe büründü. Nitekim bu sezon fırtına kopardılar. Ölü bir dönemde ete kemiğe büründüler, rüzgâr gibi geçtiler, gümbür gümbür geldiler. İsmail Batur'un formasyonunda bütünleşerek Bölgesel Amatör Lig'in bitimine bir hafta kala en yakın rakibi Doğubayazıt'ın önünde 5 puan farkla şampiyonluk coşkusu yaşadılar.

Zorlu periyotta 21 galibiyet, 2 beraberlik, 1 yenilgi alan Batur'un talebeleri ligin enleri oldular. Rakip ağlara gönderdiği 71 golle en fazla gol atma başarısı gösteren Sebat Gençlik yediği 9 golle de yine en az gol yiyen takım olmayı başardı. Şampiyonluğun mimarı kuşkusuz İsmail Batur. Takımını sezona öyle adapte etti ki, Sebat'a inanmayanları önce rok durumuna getirdi, sonra mat etti. İnanmış bir kurmay heyetiyle adeta cepheden cepheye koşan Batur, öğrencilerine de güven aşıladı. Hikâyenin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinin ortak teması 'inanmışlık', 'inanmışlık', 'inanmışlık' oldu. Bir dönem Süper Lig'in tozunu atan Sebat yine, yeniden geliyor.

"ARİF" OLAN DA ANLAMIYOR!

Devre arası kampında A takım ile birlikte Antalya kampına getirilen buradaki hazırlık maçlarında oynatılan Arif, Trabzonspor sol bek mevkiinde oynar. Ne kadar desek De ne kadar söylesek De Abdullah Avcı’nın bir kulağından girdi diğer kulağından çıktı. Yerine gelen yardımcısı Orhan Ak da Arif’e ne görev verdi ne de kadroya aldı. Her iki hoca da Trabzonspor'u bu sezon sahada ve kasada göçerterek gitti.

Şampiyonlar Ligi kadrosu yapmak için 1,5 sezon öncesinden başlatan transfer furyasına 14 futbolcu daha isteyip, yaptıran Avcı, 55 transferle rekor kırmasına rağmen hiç bir kategoride başarı sağlayamadığı gibi Süper Lige de erken havlu attı. Bugün itibarıyla da Ak'ın yerine izleme komitesi ve alt yapıdan sorumlu genel koordinatör İhsan Derelioğlu geldi. Derelioğlu’nun görevi alt yapıdan sorumlu koordinatör olduğu için Arif’i İhsan hoca kadroya alır veya Kasımpaşa maçında bu genç arkadaşımıza görev verir hesapları yaptık. Maalesef hayal kırıklığına uğradık. İhsan hoca da aynı eski teknik adamlar Avcı ve Ak gibi Arif’i kadroda düşünmedi. Yılardan alt yapı alt yapı diyoruz. Ama biz diyoruz, biz işitiyoruz. Şayet altyapı oyuncularına güveniniz yoksa o zaman bu çocuklara neden 5 yıllık sözleşme imzalatıyorsunuz? Altyapı zaten bitmiş, üstüne üstelik tükenmişlik sendromu yaşıyor. O zaman altyapıyı kapatın gitsin. Bu mu şimdi Anadolu efsanesi Trabzonspor'a yakışan?

FAROZ’DAKİ SAHA BİTECEK GİBİ DURMUYOR!!!

Trabzon Amatöründe bu yıl takımlar Saha nedeniyle çok büyük sıkıntılar çektiler. Özellikle geçtiğimiz yıllarda (Yavuz Selim’in yıkılışından sonra) Amatörün idman ağırlığını çeken Faroz Sahası bir türlü bitmek bilmiyor. Yaz başında bitmesi gerekir iken nerdeyse 1 yıl uzaması takımları perişan etti. Bu süreçte antrenman Sahası bulamadıklarından dolayı başka sahalara gitmek zorunda kalan takımların araba tutmak zorunda oldukları için büyük bir Maddi giderlerinin olduğu da konuşulmaktadır.

Edinilen bilgiye göre Belediye ile Müteahhit Firma arasında Maddi sorunlar olduğu, her iki tarafında birbirini suçladığı konuşulmakta. Anlaşılan o ki Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Murat Zorluoğlu bu işe bizzat el atmadığı sürece durum uzayıp gidecek ve takımlarında mağduriyeti artacaktır. Tribünlerin bitmemesi nedeniyle sahaya girilememesi Suni Çimde 20-25 cm’leri bulan yabani Otların yükseldiği ve geçenlerde belediyenin sahaya eleman getirerek onlarca çöp torbası ile ot topladığı gözlendi. Sonuç olarak; Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Murat Zorluoğlu’nun bu işe bizzat el atması ve sahanın biran evvel faaliyete geçmesi, aksi taktirde takımların mağduriyetlerinin çok daha fazla büyüyeceği kaçınılmazdır.

TÜRK ASILLI KEVİN TASAN

Scout kelimesinin en bilinen tanımı yetenek avcılığı. Yani dünyanın dört bir yanından genç yetenekleri keşfedip, izleyip, takip ederek takımlarına kazandırmak. Kevin Tasan 1999 Fransa doğumlu İspanya’nın Gidona futbol kulübünün alt yapısında yetişip Fransa Prades Perpignan ve Canet de oynandıktan sonra Andora’nın CF Atletic America takımına transfer oldu. Antrenörü Cristian Lara Türk asıllı Kevin Tasan’ın takıma büyük katkı katacağını söyledi.

Kevin Tasan’ın babası İrfan Tasan’dır. İrfan, Trabzonspor alt yapısında futbola başladı, İdmanocağı’nın bütün kategorilerinde oynadık tan sonra profesyonel futbolcu olarak hayatına devam etti. Bugün Barcelona Scout ekibinde yer alıyor. Uzun yıllardan beri Afrika ve Türkiye’de Barcelona’ya genç yetenekleri bulmaya çalışıyor. Sizlerin Avrupa’da top koşturan görmediğiniz genç yetenekli oyuncuları biz yazalım siz yine bu gençlerle ilgilenmeyin bildiğiniz okumaya devam edin. Size ayrılan tesislerdeki odanızda oturun aybaşını bekleyin, hesabınıza yatan YÜKSEK meblağlı maaşlarınızı ve primlerinizi bankamatikten çekin cebinize koyun…