Ya, yarın yoksa…!

Hani hep yarın diyoruz ya, ya yarın yoksa...

Abone Ol

Hani akşam küs yattıklarımızla nasıl olsa sabah barışırız diyoruz ya, ya sabah olmazsa...

İnsan, hayatın hiç bitmeyecekmiş gibi devam edeceğine inanmayı sever.

Yapacaklarını erteler, söyleyeceklerini erteler, seveceklerini erteler, affedeceklerini erteler. Çünkü zihninde hep aynı cümle dolaşır,

"Nasıl olsa bugünün yarını var."

Oysa hayatın bize hiçbir zaman vermediği tek bir söz vardır; yarını yaşayacağımızın garantisini vermiyor.

Takvimler her gün yeni bir yaprak açıyor olabilir ama hiç kimsenin ömründe kaç yaprak kaldığını göstermiyor.

Belki de bu yüzden en büyük pişmanlıklarımız yaptıklarımız değil, yapamadıklarımızdır.

Aramaya cesaret edemediğimiz bir dost...

"Seni seviyorum." demeyi ertelediğimiz bir anne ya da babaya,

Özür dilemeye gururumuzun izin vermediği bir kardeşe,

Sarılmaya fırsat bulamadığımız evladımıza,

Ve bir gün ansızın gelen o acı haber,

İşte o zaman insanın içinde tek bir cümle yankılanır:

"Keşke..."

Biliyor musunuz hayatın en ağır kelimesidir "keşke."

Çünkü artık geri dönüşü yoktur.

Bugün birbirimize kırıcı sözler söyleyebiliyoruz.

Küçücük meseleleri büyütüp günlerce, aylarca hatta yıllarca konuşmayabiliyoruz.

Gururumuzu sevgimizin önüne koyabiliyoruz.

Haklı çıkmayı mutlu olmaktan daha önemli görebiliyoruz.

Oysa mezarlıklar, birbirine küsen ama barışmaya fırsat bulamayan insanların sessiz hikâyeleriyle doludur.

Hiçbir mezar taşında "Haklıydı" yazmaz.

Ama nice yürekte söylenememiş özürlerin, verilememiş sarılmaların, tutulamamış ellerin acısı yaşar.

Hayat, kırgınlıkları taşımak için çok fazla kısadır.

Sevdiklerimizi ihmal etmek için çok fazla değerlidir.

Kin beslemek için ise fazla belirsizdir.

Çünkü ölüm kapıyı çalmadan gelmeyi sever.

Ne yaş sorar,

Ne makam,

Ne servet,

Ne de yarım kalmış hayaller,

Bir gün herkesin kapısını çalar.

İşte bu yüzden belki de bugünü yaşamanın en güzel yolu, yarına güvenmemektir.

Bir telefon açmak,

Bir gönül almak,

Bir özür dilemek,

Bir teşekkür etmek,

Bir "iyi ki varsın" diyebilmek.

Belki de bütün bunlar, yarına bırakılmayacak kadar kıymetlidir.

Hayat, ertelenen sevgilerin değil, yaşanan sevgilerin toplamıdır.

Ve unutmayalım,

İnsan öldüğünde sadece nefesi değil, söyleyemediği cümleler de onunla birlikte toprağa girer.

Bugün hâlâ nefes alıyorsak, hâlâ sevdiklerimizin sesini duyabiliyorsak, hâlâ affedebiliyor ve affedilebiliyorsak, aslında bize verilmiş en büyük servetin içindeyiz.

Çünkü hayatın en acı gerçeği şudur.

Yarın diye beklediğimiz gün, bazen hiç gelmez.

Ve bazen bir ömür, söylenmeyen tek bir cümlenin pişmanlığıyla tamamlanır.

Onun için bugünü ertelemeyin.

Seviyorsanız söyleyin.

Kırdıysanız özür dileyin.

Özlediyseniz arayın.

Çünkü yarın, sadece takvimlerde yazan bir kelimedir.

Yaşayacağımızın ise hiçbir garantisi yoktur.