YALOVA CUMHURİYET SAVCILIĞINA
Sadece adalet yerini bulsun istiyoruz. Olay gecesi 21 yaşındaki yaralı yeğenim Osman Yazıcı Hastaneye kaldırıp hayatını kurtaracaklarına, fındık bahçesine atıp ölüme terk ettiler. İş bilir dostlarını çağırıp delilleri yok etmeye çalıştılar.
Araç, Dilber Karakuş’a kayıtlı olmasına rağmen, suçu üstlenen, kardeşi Halım Karakuş’un kullandığı 77 DK 857 plakalı otomobil, gece geç saatlerde Yalova-Adnan Menderes Mahallesi'nden Hacı Mehmet köyü istikametine yaya olarak evine gitmekte olan yeğenim Osman Yazıcı'ya (21) arkadan çarptı. Ve ‘utanmadan” neye ve nereye çaptığımı bilmiyorum” diyerek işi pişkinliğe verdi. Sanki aracına gece baykuşu çarptı.
Yeğenim, çarpmanın etkisiyle yol kenarındaki kanala düştü. Sürücü ve yakınları, yaralı Osman Yazıcı’yı, yol kenarındaki fındık Bahçesi’nin içine atarak ölüme terk ettiler.(Baba ve aile böyle anlatıyor) Olay yerine çağırdıkları iş bilir arkadaş ve aile fertleri ile birlikte önce delilleri karartıp,112’yı arayıp “Aracımızı bir yere çarptık, kasko tutanağını tutturmak istiyoruz” diye aradılar. Hasar görüp arızalanan otomobilini olay yerinde bırakmak zorunda kaldılar ve kaçtılar. Yeğenimin ölümüne sebep oldular, göz yumdular.
Savcının tutuklama talebine rağmen, Sulh Ceza hâkimi, katili tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmış, ailenin ve Başsavcılığının itirazı üzerine Trafik magandası şimdilik yeniden tutuklandı.
Hâkime seslenen, kanser tedavisini gören acılı baba Rıdvan Yazıcı: “Bu olayda sizin veya yakınınızın çocuğu olsaydı, aynı takdir yetkisini kullanır mıydınız? İsterseniz bir empati yapınız”
Sonuç olarak;
Kanser tedavisi gören baba Rıdvan Yazıcı’nın haykırışı ile ‘Biz 21 yaşındaki aslan gibi çocuğumuzu toprağa koyduk, ama Yalova yargısı, çocuğumuzu öldürenleri bir gün Cezaevi’ne koyamadılar’ diye isyan etmişti.
Seçim hükümetleri dönemindeki Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, benim gibi Rizelidir. En zor dönemde hem bakan olarak görev yaptı. Şimdi de ateşten gömlek giyerek müsteşarlık yapıyor. Fetö terör örgütü ile mücadelede büyük mücadele veriyor. Yargıyı ele geçirmek isteyen Fetö terör örgütünün yargıdaki uzantılarını temizledi. Temizlemeye devam ediyor. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Bu olayda da adalet yerini bulması için gözü de kulağı da Yalova’da olacak.
***
Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Yıldırım Özgür’ü, Ankara’daki yargı çevresinden tanırım. Adalet dağıtan, tam bir hukuk adamıdır. Adaletin terazisini iyi ölçüyor. Herkese eşit mesafede. Soruşturmayı yürüten savcı Muhittin Üzmez’i de tanıdık. Genç ve yetenekli bir savcı. Adalet yerini bulması için çalışıyorlar. Dosyaya konulan düzmece delillerle değil, soruşturmayı derinleştirerek, gerçeklere ulaşmalıdır.
Öncelikle Cumhuriyet Başsavcısı Yıldırım Özgür’ün hassasiyetine ve duyarlılığına teşekkür etmekle birlikte şu hususlara mutlaka baktırmalı ve olayın üzerine sonuna kadar gitmelidir. Ayrıca ilgisini, dostluğunu hiç esirgemeyen hemşerim-arkadaşım Bursa Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu’na da yürekten teşekkürler. Kahraman komutan ile ilgili arşivde çok sayıda yazdığım yazılarım duruyor..
Çarpmanın meydana geldiği yol ne şehirler arası otoban, ne de şehir içi trafiğinin yoğun olduğu bir yoldur., Yaya kaldırımı olmayan mahalle içinden geçen köy yolu olup, 50 km hız levhalarının bulunduğu bir yoldur. Bu hızla giden bir araca, çarpsa bile hafif yaralamalı, aracının önüne düşecek bir kaza olurdu.
Hayatını kaybeden Osman Yazıcı, 190 boy, 120 kilo ağırlığında genç bir delikanlıydı, sokak lambalarıyla sürekli aydınlatıldığı bir yolda, sürücünün fark etmemesi mümkün değildir. Yeğenimin cesedi,4 metre yükseklikte çıtı bulunan bahçenin 15 metre uzağında bulundu. Bu ancak, kazadan sonra ‘kimse görmesin” düşüncesiyle sürücü ve olay yerine gelen işbirlikçileri tarafından bırakıldığı ve delillerin karartıldığı göstermektedir.
Yeğenime mezar olan aracın gerçek sahibi Dilber Karakuş olmasına rağmen suçu kardeşi Halım Karakuş üstlenmiştir. Aracın, gerçek sahibi, dört arkadaşı ile doğum günü partisinden döndüğü söylenen Dilber Karakuş gece doğum gününü nerede ve kimlerle kutladı, içki alıp almadığı konusunda sorgulanmalı, gittiği mekânlar, ödediği ücretin fişi v.s ye kadarki tüm ayrıntılara bakılmalı.
****
Olay yerinde aracı kimin kullandığı, alkollü olup olmadıkları, ehliyetleri olup olmadıkları konularına bakılmadı. Olay gecesi, olay yerine, kazadan hemen sonra kimler çağırıldı ve kimler geldi. Anne –baba-kardeş ve yakın kişilerin telefon kayıtlarına ve görüşmelerine mutlaka bakılarak delillerle sorgulanmalı.
Olaydan 10 dakika sonra olay yerine resmi araç ve resmi kıyafetle tek başına gelen Jandarma Başçavuş veya uzman çavuş, gece yarısı tek başına olay yerine gitmesi doğrumundur? Yada sadece trafik kaskosu için gece yarısı olay yerine gidecek kadar özverili biri midir,? Bu Jandarma görevlisi, olay yerindeki hurdaya dönen ve bir canlıya çarptığı kesin olan ve de 200 metre ilerisinde maktulün babası ile tanışmasına rağmen ve de baba ‘oğlumu bekliyorum, gelmedi, telefona da cevap vermiyor” demesine rağmen, neden arama ekibini gece çağırmadı, gelişi güzel bakıp, tutanak tutmadan gitti? Aynı başçavuş veya uzman, ertesi sabah resmi olarak olay yerine gelen jandarma ekibi ile birlikte tekrar sivil kıyafetle gelmesi normal ve ye görev aşkı mıdır? Sürücünün emekli Başçavuş amcası veya akrabası ile bir ilişkisi var mı? Bu jandarma görevlisinin o gecedeki telefon görüşmelerine bakılarak mutlaka sorgulanmalıdır.(Şimdilik kimseyi suçlamadan tüm detaylara bakılmalı)
120 kilo olan bir kişinin 4 metre yükseklikteki bir çiti aşarak 20-25 metre ileriye fırlatılması teknik yönden mümkün mü? Delilleri yok etmek için, yaralı veya ölüyü elleriyle bahçeye mi taşınıp taşınmadığı, Bahçe giriş kapısının ve maktulün üzerindeki parmak izlere bakılıp, bakılmadığı, maktulün bulunduğu bahçede çok sayıda ayak izlerinin bulunduğu ve çimlerin-çayırlarının ezildiği dikkate alınmalı.
***
Magandalar Olayın gerçek durumunu gizlemişler, jandarmaya sadece kasko amacıyla çağırmışlardır. Araç üzerindeki kanları silerek sanki cansız bir cisme çarpmış gibi tutanak tutturmaya çalışmışlar. Eğer bir insana çarptıklarını söyleselerdi belki olay yerine sağlık ve güvenlik ekipleri gelecek ve evladımız hastaneye kaldırılarak kurtulacaktı. Magandalar, maddi zarar için kaskonun peşine düştüler. Olay kusura dayalı bir trafik kazası değildir, bir bilinçlicinayettir. Olayı anlattığım Yargıtay’daki başkan düzeyindeki dostlarımla, Ankara Adliyesi’ndeki Ağır Ceza Mahkemesi başkanları, bu olayın kazadan çok bir cinayet olduğunu söylüyorlar. Elbette ki Yalova’daki yargı de bunun kararını en doğru bir şekilde verecektir.
Kamera kayıtlarında aracın hızı ortaya çıkarmıştır. Buna göre 250 metrelik mesafeyi 6 saniyede aldığı gözükmektedir, bu da yaklaşık aracın hızının 150 KM/ saat tekabül etmektedir. Yine kamera kayıtlarına göre, çarpan araç dışında üç aracın daha olay yerine gelerek, maktulün bulunduğu yöne doğru aydınlattığı ve ölünün bulunduğu yerin incelendiği görülmektedir. Bu husus, magandaların, maktulü gördükleri, halde bunu jandarma ve sağlık görevlilerinden gizlemeleri, olayın bilinçli öldürme olayı olduğunu göstermiyor mu?
***
Değerli Başsavcım, bu sadece 21 Yaşında ömrünün baharında hayattan, ailesinden ve sevdiklerinden koparılan Osman Yazıcı’nın davası değildir. Bütün gençlerimizin, acılı ailelerinin, haksızlığa uğrayanların davasıdır. Bu dava, Yalova yargısının evrensel hukuk kararı ve adaletin tecelli edeceği örnek bir kararı olacaktır.
Bu dava, her yıl yüzlerce vatandaşımızı katleden trafik magandalara ders verecek bir karar olmalı
Bu dava medya mensupları, Meclis ve Adalet bakanlığı başta olmak üzere, siyasiler, Yargıtay ve yüksek yargı camiası yakından takip edeceği bir dava olacaktır. Bu nedenle bu dava bir trafik kazasından çok, bir cinayet, kamuya mal olmuş bir davadır.
Jandarma, Emniyet Müdürlüğü ve Milli İstihbarat birimlerimizin ortaklaşa çalışacağı ve gerçekleri ortaya çıkaracağı bir davadır. Hukukta adaleti, tam adaleti bekliyor, Ankara’dan saygılar sunuyoruz.