Trabzonspor bu şehrin sadece futbol takımı değildir; sokağın sesidir, denizin hırçınlığıdır, mahallenin gururudur.
Ama Fatih Karagümrük maçında tribünlerdeki boşluk, sahadaki oyundan daha çok can sıktı.Bu görüntü Trabzon’a yakışmadı.
Şayet taraftar takımından şampiyonluk bekliyorsa, o tribünleri iyi günde de dolduracak, kötü günde de.
Şampiyonluk uzaktan alkışla gelmez.
O kupa, omuz omuza yürüyenlerin olur.
Elbette yönetim de, futbolcu da şapkasını önüne koyacak.
Ama taraftar da koyacak.Bu iş tek taraflı sevda değil.
Maça gelince…
İlk yarıda Onuachu’nun golü dışında Trabzonspor’un varlığıyla yokluğu pek hissedilmedi.
Tempo düşük, üretkenlik sınırlı, coşku eksikti.Hele yenilen golde dünya çapında bir yıldız olan Savić’in yaptığı hata, bu seviyede kabul edilebilir değildi.
Büyük oyuncu, büyük maçta hata yapmaz demiyoruz…Ama o top orada öyle kaybedilmez.
Son haftaların formda ismi Muci ise bu kez sahada silik kaldı.
Aradık… Bulamadık.
Futbol böyle bir oyun; bazen kahraman olursun, bazen görünmez.
İkinci yarıda ise tablo değişti.Ciddiyet geldi, tempo arttı, baskı kuruldu.İki gol atan Nwaiwu, iki asist yapan Ozan Tufan sahanın en iyileriydi.
Biri bitirdi, diğeri hazırladı.
Biri skoru yazdı, diğeri oyunu yönlendirdi.
Çok ahım şahım bir futbol mu?
Hayır.
Ama bazen güzel oynamak değil, kazanmak gerekir.
Lig maratonu estetik yarışması değildir.
Bazen vasat oynarsın, üç puanı alırsın.
Ve o üç puan, mayıs ayında altın değerine dönüşür.
Ancak şunu unutmayalım:
Bu şehir şampiyonluk istiyorsa tribünler boş kalmayacak.
Futbolcu hata yapar, teknik adam yanlış yapar, yönetim eksik yapar…Ama taraftar boşluk yapmayacak.
Çünkü Trabzon’da futbol sadece skor değildir.Bir duruştur.
Ve o duruş, yarım tribünle olmaz.