Yazarların büyük bölümü Trabzonspor’un galibiyetini sadece saha içi performansla açıklamadı. Özellikle Olcay Çakır, bu maçın “zihin, plan ve bireysel sadakat” üçlüsüyle kazanıldığını vurgulayarak psikolojik üstünlüğün altını çizdi.
Olcay Çakır: Zihin, plan ve bireysel sadakat
Trabzon'da kazanan sadece bir takım değildi. Bu maçı taktik tahtasına sığdırmaya çalışırsanız eksik okursunuz. Çünkü sahada üç ayrı üstünlük vardı: zihin, plan ve bireysel sadakat. Şehir bu maça hazırlandı değil, bu maçı yaşadı. Oyuncular ilk düdükten itibaren paniksiz, öz güvenli ve organizasyon disiplinini hiç kaybetmeden oynadı. Beraberlik golünü yediklerinde bile telaş yoktu. Bu, sıradan bir motivasyon değil; kolektif bir psikolojik üstünlüktü.
Teknik ekip ise rakibi durdurmaya değil, rakibin güçlü olduğu alanları işlevsizleştirmeye odaklandı. Oyun ritmi Trabzonspor'un elindeydi. Savunma gömülmedi, doğru parselasyonla kompakt kaldı. Kazanılan her top hücum değerine dönüştü. Hücumda ezber bozuldu. Genişlik beklerle kuruldu, kenar oyuncuları iç koridoru kullandı. Rakip savunma yatayda dağıldı, ceza sahası tehdidi arttı. Bu, rastgele bir tercih değil; bilinçli bir rol dağılımıydı.
Bilinçli puan dağılımı
Bireysel performanslarda ise yıldız parıltısından çok, rol sadakati öne çıktı. Oyuncular sistemin görünmeyen kolonları gibi davrandı. Bugün sahada bir takım değil; inanan bir teknik ekip, disiplinli bir oyuncu grubu ve oyunu tribünden başlatan bir şehir kazandı. Bazı günler futbol, bir şehrin kolektif iradesine dönüşür. Dün gece olan tam olarak buydu. Not: Böyle bir akşamın sonunda hakem konuşmak pişmiş aşa su katmak gibi. Ancak biz güzel bir eserle bitirelim. Fatih Tekke ve öğrencileri "Biz bu Cihan'a sığmayız" mesajı verdiler tüm ülkeye.
Reha Kapsal: İki rakibini de!
Trabzon'da iki takımın ligde son haftalara girilirken zirvedeki durumunu ve geleceğini belirleyecek, telafisi olmayan bir 90 dakika oynandı. Kuşkusuz büyük bir maçtı. Milli takım arasından dönüş nasıl olacaktı, temel konu başlığı buydu. Trabzonspor ilk devre öyle bir 30 dakika oynadı ki sahanın her yerinde baskı yaptı, hızlı hücumlara çıktı... Oyun organizasyonu ile sahanın tartışmasız en iyisi olan Pina'nın Onuachu'ya attırdığı gol dışında çok net gol pozisyonlarından yararlanamadılar. Yoksa devre sonu içeriye daha farklı bir skor ile girmeleri işten bile değildi.
Galatasaray ilk yarıda çok temposuz, ağır oynadıkları gibi hiçbir oyuncunun hareketli olmaması saha içindeki üretkenliği etkiledi. İlk yarıda son 10 dakika hariç oyunun tüm kontrolünü bordo-mavililere vermiş oldular. İkinci yarı sarı-kırmızılılardan hamle geldi ve oyunun başında Singo'nun gölü ile skoru dengeleyip tekrar oyuna tutundular. Cihan Aydın sen art niyetli bir hakem olduğunu yalnız Barış Alper'i atmayarak değil saha içindeki bordo-mavili oyunculara karşı vücut dilinle gösterdin. Senin hata yok, seni buraya atayan MHK'ye ne demeli, yazıklar olsun.
Bordo-mavililer bu sezon 22 gol ile duran toplarda bulduğu gollerle Süper Lig'de ilk sırada. Nitekim bu gücünü Nwaiwu'nun attığı golle bir daha gösterdi, tesadüf olmadığını hatta çok çalışma ve çok tekrarın sonucu olduğunu herkese gösterdi. Trabzonspor sahada yalnız Galatasaray'ı yenmedi. Kenarda kulübede de takımını bu derbiye her anlamda mükemmel hazırlayan Fatih Tekke de meslektaşı Okan Buruk'u yenmiş oldu. Bu galibiyetle tüm şehre ve Trabzonspor taraftarına kalan haftalarda şampiyonluk hayallerini kurdurtan başta Fatih hoca ve futbolcularını tebrik etmek gerekir. Trabzonspor bu maçta sadece Galatasaray'ı değil, maçın hakemi Cihan Aydın'ı yani sahada iki rakibini de yendi.
İskender Günen: Pina görevlerini mükemmel yaptı
Fatih Tekke, başından beri kadroda önemli sorunlar olmasına rağmen her maçtan sonra eleştiri yağmuruna tutulan bir teknik adamdı. Kadro zaafına rağmen tüm bunların üstesinden geldi. Bugün gelinen noktada gördük ki en önemli oyuncularından yoksun olsa da G.Saray gibi ligin en üstünde olan ve kadro zenginliği olarak Trabzonspor'un kat kat üstünde olan bir takıma karşı oynadığı oyun ve aldığı 3 puan var. Ortaya konulan oyun için Fatih Tekke'yi kutlamak gerektiğini düşünüyorum. Maça gelince; Trabzonspor eksik oyuncularına rağmen hem hücumda hem de savunmada öne çıkan bir performans sergiledi. Maçın kilit isimleri ise Pina ve Onuachu idi. Pina, oyun kurma ve top taşıma görevini mükemmel yerine getirirken Onuachu'nun attığı golde asisti yapan maçın en önemli oyuncusu oldu. Onuachu ise attığı gol ve fiziksel varlığı ile hücum hattını hep canlı tuttu. Kaleci Onana ile stoperler Savic ve Nwaiwu güven veren savunması, orta sahada Folcarelli-Ozan ikilisi rakibin pas hatalarını kapatarak takımın savunma disiplinini güçlendirdiler.
İkinci yarı yenilen gol ise Nwakaeme'nin rakibi takipsizliğinden kaynaklandı. 1-1'den sonra oyun disiplininden kopmayan ve takım savunmasını öne çıkaran daha doğrusu sistemden ayrılmayan Trabzonspor, duran toptan Nwaiwu ile yine öne geçen taraf oldu. Maç boyunca tartışılan hakem kararları dikkat çekerken Onuachu'ya yapılan net faullerin es geçilmesi ve ikinci yarı Barış Alper'in pozisyonunda kırmızı kart gösterilmemesini anlamak mümkün değil. Dünkü sonuçtan sonra Trabzonspor da "Şampiyonluk yarışında ben de varım" dedi..
Ahmet Çakar: Barış Alper kırmızı kart görmeliydi
Galatasaray'ı uzun aradan sonra bir derbide ilk defa bu kadar kötü gördük. G.Saray'ın eksikleri vardı ama Trabzonspor'un belki daha da fazla vardı. Osimhen etkili oyuncuydu, kabul. Sara ve Sane de öyle. Ama Batagov, Muçi ve Oulai'nin eksikliği de Trabzonspor için aynı. Maça Trabzonspor, golle başladı. Sağdan Pina geldi ve Onuachu'nun kafasına 'al da at' diye bırakıverdi. İlk yarı tam bir Onuachu şov izledik. Top tutuyor, kafa vuruyor, defansa yardıma geliyor. Bu arada G.Saray ne yapıyor? Koskoca bir hiç! Torreira ve Lemina yoklar. İcardi zaten yok, hâlâ Arjantin'de. Barış Alper çabalıyor ama nafile. İkinci yarıda G.Saray beraberliği buldu. Belki yaptıkları tek isabetli ortada Singo, arka direkte bomboş vurdu ve beraberlik geldi. Ama ondan sonra yine Trabzonspor gelmeye başladı ve duran toptan öne geçiverdi. Dün gece G.Saray iki tane kafa golü yedi. Oturup düşünmek lazım. Sonuçta ligin tepesi, Trabzonspor'un bu galibiyetiyle yakınlaşıverdi. Hakem Cihan Aydın için kolay maç değildi. Hatalar yaptı, sarı kart standardını tutturamadı. En önemli hatası da VAR davetinde ki bu davet Barış'ın oyundan atılması şeklindeydi, VAR davetine rağmen atamadı. Barış Alper belki tabanıyla değil ama koşarak bütün vücuduyla Pina'nın ayağını kırabilirdi. Kırmızı kart olmalıydı..
Ulaş Özdemir: Karakter!
Trabzon'da dün akşam bir yanda yüreğini ortaya koyan ve forması için terinin son damlasına kadar savaşan Trabzonspor diğer yanda ise karşısına dikilen ve sahaya futbol yerine başka bir hesabı getirenler…Trabzonspor- Galatasaray maçı diye bize sunulan şey rekabetten eser taşımıyordu.
Türk futbolunun çürümüşlüğünün, kokuşmuşluğunun canlı yayınıydı adeta. Ve çürümüşlüğün tetiğini çeken isim belliydi: Cihan Aydın.Hakemlik "adalet dağıtmaktır." Dün gördüğümüz şey düpedüz cellatlıktı. Tam kritik anlarda çalınmayan düdükler, cebinde unuttuğu kartlar, Trabzonspor'u adım adım boğmaya çalışan kararlar... Barış Alper Yılmaz'ın o hareketi ne? Kitapta bunun karşılığı kırmızı karttır. Yorumu, bahanesi ve kıvırması yok. Kırmızı karttır! Dürüst olalım, Galatasaray dün akşam 11 kişi oynamadı. Cihan Aydın, bu saatten sonra maç yönetmemeli. Lisansı yırtılarak sistemin dışına atılmalı.
Gelelim maça! Oulai, Muçi ve Batagov'un yokluğu, Trabzonspor'un teknik seviyesini belirgin şekilde aşağı çekti. Hücumda Onuachu ile Nwakaeme'nin birlikte sahada olması ise geçiş oyununu sınırladı.
Bu şartlar altında tercih edilmesi gereken yol belliydi Kontrollü, dengeli ve sabırlı bir oyun. İlk 30 dakika boyunca oyun, Trabzonspor'un istediği çerçevede aktı. Trabzonspor'un sol kanattaki etkinliği ve merkezde kurduğu üstünlük, Okan Buruk'u devre arasında hamle yapmaya itti.
İkinci yarıya giren Galatasaray golü buldu. Bu noktada kritik olan Trabzonspor'un vereceği tepkiydi.
Maç öncesinde Fatih Hoca'nın altını çizdiği "karakter" vurgusu, sahada karşılığını buldu. Trabzonspor tüm eksiklerine ve oyunun yönünü etkileyen faktörlere rağmen mücadele etti, direndi ve o karakteri ortaya koydu.
Skor ne olursa olsun bu oyun bir not olarak kenara yazıldı.
Cemal Ersen: Zirveye ayar verdi
Ligin zirvesini ve kaderini etkileyecek maçtı. Zorluk derecesine rağmen net söylüyorum, Trabzonspor galibiyeti hak eden taraftı. Takım savunmasındaki becerisi Galatasaray’ın ezberini bozdu, yıldızlarını şaşkına çevirdi. Altını çizmem gerek, üç puanda Onuachu’nun bitmez bilmeyen enerjisinin yanında kaleci Onana, Pina, Nwaiwu, Folcarelli ve Mustafa’nın performansları çok önemliydi.
Henüz 4. dakikada Nijeryalı forvetinin klasik kafa golüyle öne geçen ev sahibi, Nwakaeme ve iki kez Augusto ile ikinci gole çok yaklaştı. İşini bu bölümde bitirebilirdi.
Galatasaray’da teknik direktör Okan Buruk’un ikinci yarı başlarken Pina- Zubkov iş birliğini bozmak için yaptığı değişiklikler golü getirdi. Barış’ın ortasında 40 metre geriden gelen Singo’yu karşılaması gereken yorgun Nwakaeme uyudu, skora eşitlik geldi.
Trabzonspor takımını uzun süredir bu kadar motive görmedim. Galatasaray karşısında yine en iyi bildiği işlerden birini yaptı ve duran top çalışmasından savunmacısı Nwaiwu’nun kafa dokunuşuyla üç puana uzandı. Fark artabilir, ligin lideri daha çok üzülebilirdi.
Trabzonspor’u ve lideri Fatih Tekke’yi alkışlıyorum. Hoca öğrencilerine pes etmemeyi ve kazanma alışkanlığını öğretti. Kısıtlı kadrosuyla dün öyle değerli bir galibiyet aldı ki, son şampiyonluk sezonundan daha önemlidir Trabzonspor’un geleceğine yaptığı katkı.
Son sözüm maçın hakemine. Ligde 22 yıl sonra düdük çalan ilk kadın hakem Asen Albayrak, maalesef meslektaşlarına kötü örnek olmuş. Göztepe- Alanyaspor maçında VAR’dan gelen uyarıya rağmen kararını değiştirmeyen Asen hoca ne kadar haklıysa, dün Barış Alper’in Pina’ya yaptığı acımasız faulü ekrandan izleyip kartının rengini değiştirmeyen Cihan Aydın o denli ürkekti. Sanırım, o çift dalışta rakibin ayak bileğini kırması gerekiyordu. Genç hakeme kızmıyorum. Sorun imam-cemaat ilişkisinde!