YIKIN O ZAMAN YAYLA EVLERİNİ

Abone Ol
Eğer eski günlere geri dönebileceksek, yıkalım o vakit o beton evleri. O eski hartomalı evleri yapabilecekseniz, yıkın o beton direkleri. Koyunları, kuzuları, yemyeşil çimenlerinde dört nala koşan atları, sırtında yük taşıyan katırları yine geri getirecekseniz yıkın o vakit o evleri. Ahşap evlerinin önünde toprak kokulu, kara lastikli çocuklar yine zehir oynayacaksa yıkın o vakit o beton evleri. Yaylalara yürüme gideceksek yine eskisi gibi yıkın o vakit, o beton evlere giden asfalt yolları. Yine kızlar gelinler, en önde yürüyen yaşlı dedeler, nineler olacaksa o yollarda, geri getirebilecekseniz o eski neşeli kalabalıkları yıkın o vakit o beton evleri.

Evet, yiye konumuz yaylalar. Nasıl olmasın ki? Yaylalar bizim çocukluğumuz, yaylalar bizim kültürümüz, geçim kaynağımız, yaylalar bizim geçmişimiz, dünümüz, bugünümüz, yarınımız. Yaylalar dert ortağımız, haykırışımız, özgürlüğümüz. Kış boyu hayalini kurduğumuz, gurbette hasretle özlediğimiz yerlerdir yaylalar. Fiziksel ve ruhsal olarak şifa bulduğumuz yerlerdir yaylalar. En güzel sevdamız, sevdalıklarımız yaylalar. Kısaca yaylalar bizim her şeyimiz.

Bu güzel yerlerin eskiden beri çoktur sıkıntıları. Yol gitmezdi buralara eskiden, giden yol da bitmek bilmezdi. Yürüme gider gelirdi dedelerimiz ninelerimiz. Şimdilerde o yol giden yaylalarda sıkıntı büyük. Giresun, Trabzon, Rize başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapılar yıkılıyor. İçişleri Bakanlığının genelgesi gereğince yaylalarda tespit edilen kaçak yapılar yıkılmaya başlandı. Ne yalan söyleyeyim içim gitti o görüntüleri görünce. Yapmak kadar yıkmak da hatadır bence. Tamam, yaylaları beton yığınına döndürdük, hatta şehirleştirdik. Fakat bütün bunlar olana kadar neredeydiniz ey yetkililer, ey ilgisiz ilgililer?

Madem yasal değil, hazine arazisidir deyip vatandaşın evini yıkıyorsunuz, yıllardır o evlere niye yasal yollarla elektrik verdiniz? Şimdi yıllardır gurbet elde, memleket hasretiyle yayla hasretiyle yanıp tutuşan ve emekli parasıyla yaylada ev yapan vatandaşın suçu ne? Yıllardır köyde beraber yaşadığı kapı komşusu 1 Ocak 2017’den önce yaptı diye onun evi yıkılmayacak, fakat bin bir güçlükle parasını toparlayıp kredi çeken vatandaşın yıkılacak. Doğrusu pek adaletli, vicdanlı bir durum olarak gelmedi bana bu acele yıkım işleri. Vatandaşı mağdur etmeyecek, gurbet elde kazandığı, yıllarını verdiği, parasını, emeğini heba etmeyecek bir çözüm bulunmalı. 

Birde şunu anlayamıyorum. Hem yaylaları turizme açmalıyız diyeceksiniz hem de beton ve yapılaşmaya karşı geleceksiniz. Peki, gelen turisti nerede ağırlayacak misafir edecek bu millet? Mevcut evler buna müsait olmadığına göre yeni yapılması gereken evler bugün büyük bir ihtiyaç değil mi?  Elbette gelişi güzel çarpık yapılaşmalarla yaylalar doldurulmamalı fakat ortada büyük bir plansızlık sorumsuzluk var. Bu sorumsuzlukta en çok yine yetkililerin payı var diye düşünüyorum.

Küçük bir araştırma yaptım. Bugün parası olan gerçekten yaylacılık manasında hayvanları olan, yaylada bir ev yapmak isteyen vatandaşa gösterilen ne bir yer var, ne de yapacağı örnek gösterileceği bir imar planı var. Bırakın yaylaları, şuan köylerde bile yapılan evlere örnek teşkil edecek vatandaşa sunulan bir yapı planı yok. Öyleyse neden yıkıyorsunuz vatandaşa alternatif göstermediğiniz örnek sunmadığınız yaylaları?  Ne yapmak isteniyor inanın anlamış değilim.

Şu da bir gerçek, devletin arazisi olan bu yaylalarda en güzel yerleri parsel parsel parselleyip ev yapıp devletin haberi olmadan yine vatandaşa satanlar var, rantiyeciler var. Fakat bunları bulmak ya da engel olmak çok zor olmasa gerek. Bu tür yapılarda bulunanlar bulunsun, yıkılsın eyvallah. Ama sırf bu rantiyeciler yüzünden bence yöre halkı ve gerçek yaylacılar mağdur olmasın. Trabzon ya da diğer illerde bunlara yönelik çalıştaylar düzenlenebilir. Çözüm odaklı çalışmalar yapılabilir. Fakat direk yıkım odaklı bir çalışmayı şahsen hiç doğru bulmuyorum. Yıkmak kolay, fakat yapması zordur bu işin. Hem maddi hem de manevi zordur bu işin sonu. O gönlünü kırdığınız evini yıktığınız Karadeniz insanı daima devletinin yanında, bayrağının yanında olmuştur.  Başta İçişleri Bakanım olmak üzere bu işi devlet yetkililerinin yeniden düşünüp ele alması gerektiğini düşünüyorum. Ne yaylalar gelişi güzel beton yığınlarıyla dolsun ne de buralardaki millet devletine küstürülsün. Küstürmeyin lütfen. İyi haftalar.