Öyle zamanlar gelir ki omuzlarınız çöker, cebiniz boşalır, işleriniz ters gider, umutlarınız tükenme noktasına gelir.
İnsan, içinde kopan fırtınaları birilerine anlatmak, biraz olsun hafiflemek ister.
İşte tam da o an, hayatın en büyük yanılgılarından biriyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Çünkü herkes dinler ama herkes anlamaz.
Hatta daha acısı, bazı insanlar sizin düştüğünüzü gördüğü anda el uzatmak yerine akıl uzatmaya başlar.
Eskilerin çok ağır ama bir o kadar da doğru bir sözü vardır,
"İnsanın zayıf anını dostu sınar, düşmanı ise fırsat bilir."
Bu söz, yılların süzgecinden geçmiş bir hayat tecrübesidir.
İnsan zor durumda olduğunu belli ettiği anda, daha dün kendi derdine çare bulamayanlar bile hayat uzmanına dönüşür.
Sokakta selam vermeyenler nasihat vermeye başlar.
Kendi evini idare edemeyenler size hayat dersi anlatır.
Kendi yanlışlarıyla yüzleşemeyenler sizin doğrularınızı sorgular.
Oysa nasihat vermek dünyanın en ucuz işidir.
Bedelini ödeyen ise daima o nasihati dinleyen olur.
İnsanların önemli bir kısmı sizin acınızı paylaşmak için değil, hikâyenizi öğrenmek için yanınıza gelir.
Meraklarını gidermek isterler, çözüm üretmek için değil.
Bugün "Geçmiş olsun." diyenlerin bir kısmı, yarın aynı olayı başkasına anlatırken en küçük ayrıntıyı bile süsleyerek aktarabilir.
Bu yüzden her kapıyı çalmayın.
Her omuz güvenli değildir.
Her gülen yüz samimi değildir.
Her "Ben senin iyiliğini istiyorum." diyen gerçekten sizin iyiliğinizi istemez.
Hayatta en kıymetli servet para değildir.
En kıymetli servet, derdinizi emanet edebileceğiniz birkaç güvenilir insandır.
Sayıları bir elin parmaklarını geçmiyorsa üzülmeyin.
Çünkü gerçek dostluk kalabalıklarla değil, sadakatle ölçülür.
Bazı insanlar sessizliğinizi kibir zanneder.
Oysa bazen susmak, konuşmaktan daha büyük bir asalettir.
Herkese derdinizi anlatmak zorunda değilsiniz.
Çünkü hayatınızın direksiyonunda siz otururken, kenardan bağırarak yol tarif edenlerin hiçbiri, kaza yaptığınızda sizinle birlikte o enkazın altında kalmayacaktır.
İnsan, yarasını herkesin önünde açarsa merhem süren de olur, tuz basan da...
Bu yüzden acınızı da sevincinizi de paylaşacağınız insanları iyi seçin.
Çünkü yanlış kişiye anlatılan her sır, bir gün başkasının dilinde dolaşabilir; yanlış kişiden alınan her akıl ise sizi kendi yolunuzdan uzaklaştırabilir.
Unutmayın...
Hayatta en büyük güç, hiç düşmemek değildir.
Düştüğünüzü herkese ilan etmeden yeniden ayağa kalkabilmektir.
Çünkü bazı insanlar sizi ayağa kaldırmak için değil, yere düştüğünüzü görmek için bekler.
Ve hayat, en çok da sessizce mücadele edip dimdik ayağa kalkanları ödüllendirir.
Velhasıl zor duruma düşseniz bile bunu sakın kimseye belli etmeyin ve söylemeyin. Çünkü belli ettiğiniz anda yoldan geçen eşeğin bile size akıl vermeye kalkışacağını görürsünüz.
Bu yüzden sıkıntılarınızı paylaşırken kalbinizin kapısını herkese açmayın.
Zira bazen en doğru destek, kalabalığın içinde aranan değil; güveni yıllar içinde ispatlanmış birkaç samimi insanın sessiz varlığıdır.