Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte serinlemek amacıyla suya giren vatandaşların bazıları yapılan küçük hataların ardından boğulma riski yaşıyor. Boğulma vakaları sonrası olay yerinde çalışmalar yapan Konya Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü'ne bağlı Su Altı Grup Amirliği ekipleri her türlü ekipmanla ve hava durumunda göl, baraj ve su akıntılarında çeşitli çalışmalar yapıyor. Kış şartlarında yerine göre göl yüzeyindeki buzu kırarak suya giren ekipler, çalışmalarında termal dronlar ve su altı dronlarını da kullanıyor. Çalışmalar sırasında boğulma vakalarıyla ilgili inceleme yapan ekipler, en büyük boğulma etkeninin panik olduğuna dikkat çekiyor. Ekipler, yaz tatiline sayılı günler kala öğrencileri okullarda ziyaret ederek boğulma vakalarıyla ilgili bilgilendirme çalışmaları yapıyor.
'Boğulma vakalarının büyük bir kısmı basit ama hayati hatalar'
Boğulma olaylarının büyük bölümünün basit ancak hayati hatalardan kaynaklandığını söyleyen Su Altı Grup Amiri Komiser Hakan Özdemir, 'Su affetmez, bir anlık ihmal ve alınmayan tedbir bir ömür pişmanlığa dönüşebilir. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı daha dikkatli ve tedbirli olmaya davet ediyoruz. Suda boğulma, ağız ve burnun sıvı ile dolması sonucu solunum yollarının kapanması sonrası vücudun oksijensiz kalarak hayati fonksiyonlarının durmasıdır. Bu süreç genellikle panik ile başlar. Ardından kontrolsüz nefes alma çabası, oksijen yetersizliği, bilinç kaybı ve en sonunda kalp durması ile sonuçlanır. Boğulmada en belirleyici faktör paniktir. Panik kontrol kaybına neden olur ve süreci hızlandırır. Sahadaki tecrübelerimize dayanarak, boğulma vakalarının büyük bir kısmı basit ama hayati hatalardan meydana gelmektedir' dedi.
'İyi derecede yüzme bilen birçok vatandaşımızın da boğulduğuna şahit oluyoruz'
Sahada iyi derecede yüzme bilen birçok vatandaşın da boğulduğuna şahit olduklarını belirten Özdemir, 'Suya girilecek alanın derinliği, sıcaklığı ve dip yapısını mutlaka bilmemiz gerekmekte. Bilinmeyen alanlar ciddi risk taşımaktadır. Bu üç faktörün bilinmesi dahi boğulma riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Suya girilecek yer seçilirken mutlaka cankurtaran bulunan kurumsal ve denetimli dubalarla çevrili plajlar ve havuzlar tercih edilmelidir. Bilinmeyen ve kontrolsüz alanlarda özellikle tek başına suya girilmemelidir. Çocuklar ve yüzme bilmeyenler için can yeleği ve benzeri yardımcı ekipmanlar kullanılmalı. Ancak bu ekipmanlar da tek başına yeterli değildir sürekli gözetim şart. Çünkü boğulma düşündüğümüz gibi çırpınarak değil, çoğu zaman sessiz, fark edilmeden ve çok hızlı gerçekleşir. Deniz yatağı, deniz simidi gibi yüzdürücüler kullanılıyorsa rüzgar ve akıntıya mutlaka dikkat edilmeli. Bu ekipmanlar kontrolsüz şekilde açığa sürüklenmeye neden olabilmektedir. Birçok vatandaşımız maalesef kilometrelerce uzağa sürüklenip tarafımızdan bulundu. Sulama kanalları, barajlar ve göletler kesinlikle yüzme amacıyla kullanılmamalıdır. Bu alanların dip yapısı, balçık, çamur, delici ve kesici cisimler içerebilir. Ayrıca akıntı nedeniyle sürüklenme riski bulunmaktadır. Halk arasında su çekmesi olarak bilinen durum da bu zemin yapısı ve düşük kaldırma kuvveti ile ilgilidir, kurtulması son derece zordur' şeklinde konuştu.
'Rahatsızlığın ilerlemesi durumunda suda çaresiz kalınabilir'
Suda en küçük rahatsızlık hissedildiğinde sudan çıkılması gerektiğini aktaran Hakan Özdemir, 'Rahatsızlığın ilerlemesi durumunda suda çaresiz kalınabilir. Sosyal medya uğruna tehlikeli alanlarda, su kenarlarında, şelale kenarlarında, kayalarda fotoğraf çekilmemelidir. Birkaç beğeni için hayat riske atılmamalıdır. Boğulma vakasıyla karşılaşıldığında ise en kritik nokta, öncelikle kendi can güvenliğimizi almalıyız. Unutulmamalıdır ki, bir kazazede iki kazazededen daha değerlidir. Sahada en sık karşılaştığımız durumlardan biri de yardım etmek isteyen kazazedelerin de maalesef kazazede olmasıdır. Özellikle denizlerde görülen rip akıntısı, çeken akıntı çok tehlikelidir. Rip akıntısını bilmeyen ama yüzmeyi çok iyi bilen kişiler akıntıya karşı sürekli efor sarf ettiklerinden yoruluyor. Mesafe gidemiyor ve kıyıya varamadan maalesef can verebiliyor. Çeken akıntıya kapıldığımızda öncelikle sakinliğimiz korunmalıyız. Akıntı bizi suyun altına doğru çekmeyecek bizi kıyıdan açığa doğru sürükleyecek. Bu durumda sakinliğimizi koruyarak sırt üstü yüzer vaziyete geçip akıntının bizi geriye doğru götürmesine müsaade edeceğiz. Bu sırada kıyıda bulunan cankurtaran, anne, baba ya da vatandaşlardan avazımızın yettiği kadar bağırarak yardım isteyeceğiz. Ola ki sesimizi duyuramadığımız durumda akıntının kaybolmasını bekleyeceğiz. 200-300 metre sonra mutlaka akıntı kaybolacak. Bu durumda da kıyıya paralel bir şekilde sağa veya sola yüzerek akıntıdan tamamen kurtulacağız. Yardım eden bir kişi yine olmazsa gücümüzü tasarruflu ve panik yapmadan kullanarak kıyıya bu kez dik şekilde yüzerek güvenli alana geleceğiz' şeklinde konuştu.
Eğitimler okulda da devam ediyor
Konya'da öğrencilere verilen eğitimleri de anlatan Özdemir, 'Konya il merkezi ve ilçelerinde bulunan okullarda bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirildi. Bu kapsamda bugüne kadar 2 bin 400 öğrencimize ulaştık, okulların kapanmasına kadar da İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile çalışmalarımız koordineli olarak devam ediyor' diye konuştu.