YÜZYILIN SEÇİMİ Mİ?

Abone Ol

Bir taraf, ‘Tayyip Erdoğan giderse Türkiye’nin tüm kazanımları yok olur’ diyor, diğer taraf ise ‘son şansımız mutlaka kazanıp rayından çıkan Türkiye’yi  yeniden rayına sokmamız lazım’ görüşünde. İnanın Yüzyılın seçimi bu.

Dünyayı içe kapatan pandemi krizi, Rus-Ukrayna savaşı, hortlayan enflasyon, iklim krizi, barınma, göç, mülteciler her anlamla sorunlar yumağı içerisindeyiz.

Türkiye bu konjonktürde seçime gidiyor. Sayılı günler kaldı.

İki blok var, 20 yıldır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğanlı Cumhur İttifakı ve 6 partili bir de HDP’ye yakın Millet İttifakı.

Cumhurbaşkanı büyük badirelerden geçerek 20 yılı geride bıraktı bunun öncesi de var. Siyasi yasaklılığı, Belediye Başkanlığı dönemi, Refah Partili yıllar.

Türk siyasetinde feleğin çemberinden geçmiş, darbeler atlatmış, büyük operasyonlara maruz kalmış biri.

Son 10 yılda AK Parti’ye daha sıkı markaj uygulandı ama Erdoğan hep ayakta kaldı. Büyük hizmetler de yaptı.

Türkiye’nin özellikle dış politikada attığı adımlar, Amerika ile olan ilişkilerdeki kolay teslim olmama farklı kutuplarda yön tayin etme isteği saldırıları artırmıştı.

Bu seçim bu anlamda da kazanan ve kaybedeni de belirleyecek.

ABD lideri Biden’in seçilmeden önce Erdoğan’ı devirmek için muhalefeti desteklememiz şart sözlerini hatırlıyoruz.

Seçim yaklaştıkça ABD ve Alman dergileri Erdoğan aleyhine manşet ve kapaklarla çıkmaya başladılar. Pompeo’nun kitabında yazdıkları da cabası.

Erdoğan’ın karşısında kim var?

6’lı masa önceki gün 11. toplantısını gerçekleştirdi. 6’lı masa içerisinde parti ve liderlik noktasında yeni isimler var.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu en tecrübeli olarak öne çıkıyor, İYİ Parti Lideri Meral Akşener masa toplantılarında gizli lider konumunda.

Akşener’in söylem ve çıkışları belirleyici oluyor. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı’nın istifası bile aslında bu iddiayı güçlendirir nitelikte.

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu ve Deva Lideri Ali Babacan 6’lı masa içerisinde Millet İttifakı’yla ilk kez seçime girmiş olacaklar.

İşin bir de HDP kısmı var, HDP seçime kendi adayları ile gireceklerini açıklasa da Kılıçdaroğlu veya zor ihtimal olsa da Ekrem İmamoğlu isminde uzlaşılması durumunda tavrını değiştirecektir.

Ali Babacan’ın adaylığının da bir ara gündeme geldiğini ifade etmemiz gerekir ki Babacan bu ihtimal arttığı süreçte Kürt seçmenlere gülücükler atmaya başlamıştı. 6 Liderin biraraya gelmesi Türk siyaseti açısından önemsenmesi gereken bir durum, asla basite alınamaz.

Ancak, toplantı sonrasında yapılan açıklamanın içindeki ‘Erdoğan aday olamaz’ bölümü can sıkıcı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yasaklıycı mahkeme kararı nasıl ters tepti ise burada da Erdoğan’a yönelik  geçmişte Sabih Kanadoğlu’nun başlattığı hukuki sözler yine tutmaz.

Hatta Erdoğan’ın etrafındaki kalabalığı artırır.

YSK bu konuda karar verir.

6’lı masanın kazanması durumunda parlamenter sistem gelir de Türkiye yeniden istikrarsızlığa sürüklenir mi?

Bunun endişesi yok değil.

‘Erdoğan’ı gönderelim yeter’ bazı çevreler böyle düşünüyor ki bu nefret hislerini tatmin etmekten başka şey değil.

Türkiye dış politikada kendine özel bir dikiş tutturdu, bir istikrar var kendini yeni dünya düzeninde konumlandırıyor.

Muhalefetteki kafa karışıklıklarının giderilmesi lazım, sadece Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi ile iş bitmiyor.

Millet ittifakı iktidara gelinirse neler yapılacak?

Geçtiğimiz günlerde basına yansıdı seçim olur muhalefet kazanırsa 2 yıl sonra yeniden seçime gideriz neden? Niye böyle bir adıma gerek duyuluyor ki!

Muhalefetin kazanması durumunda HDP ile ilişkile? HDP yerel yönetimlerde yaptığı gibi elimde diyetiniz var der mi?

Ekonomide, dış politikada, iç siyasette, kamu hukukunda devlette devamlılık ve ülke çıkarları gereği adımlar atmak lazım.

Aksi halde 2 yıl sonrası için düşünülen seçimlerin sandıktaki bedeli ağır olur.

Türkiye kaldırmaz.