TAYAD olayları, Papaz cinayeti geçmiş üzerimizden elimizde 2 telefon bir telsiz görev başındayız, başkanımız her zaman olduğu gibi kent dışında. Tüm televizyonlar yayınlarını kesip çığ felaketini duyurmaya başlamışlar bile. Bir ambulansa atlıyorum, arkamızda bir de cenaze arabası olay yerine çıkıyorum. Zigana tünelinin hemen yanında bir yer, olay yerine gittiğimde yaralıların ve cenazelerin Torul Devlet Hastanesine gönderildiğini öğrenip oraya yöneliyorum.
Hastane önü ana baba günü. Bir müddet sonra acı haberler gelmeye başlıyor. İsimlere bakıyorum. Mahalleden büyüğüm Mühendis Hüseyin abi (Karaosmanoğlu), oğlumun sünnetini bile yapan arkadaşımız Doktor Davut (Akdeniz), yine mahalleden Tuncer abinin kayak şampiyonu kızı Özlem (Timurcioğlu), beraber koro çalışmalarında bulunduğumuz Akçaabat Belediye Başkanı Şefik beyinde baldızı olan udi Gül (Piyale) dâhil 10 tabut önümüze bırakılıyor. Sıra sıra dönüyoruz Zigana’dan…
Seneler geçse bile ailelerinin acılarını hiç unutmadığı canlar.
Rahmetler olsun…
KAPANAN LOKANTALAR…
Yaklaşık 600 üyesi bulunan Trabzon Lokantacılar Odası seçimine katılım sayısı 20.
Son 4-5 senede 400’den fazla lokanta esnafı kapanmış Trabzon’da. Çok yoğun ekonomik nedenlerle…
Fast food ve restoran furyası ile uğraşamıyorlar, aynı mahalle bakkallarının marketlerle uğraşamadığı gibi. Birer birer kapanıyorlar buğulu camlı lokantalar. Karnınızı ucuza doyurduğunuz, garsonlarının kolonya ikram ettiği, çıkarken ağzınıza karanfil attığınız geleneksel lokantalar artık can çekişiyor.
Ben Meydan’da doğdum büyüdüm, etrafımız onlarca lokanta ve lokanta esnafı ile dolu idi. Bir hoş sohbette Akçaabat’ın köfte mucidi Pirali bana bizim evin ön tarafındaki Ahçı Osman’ın lokantasında çalıştığını, benim aşırtmalı pantolon ile koşturduğumda o döner kebap kestiğini anlatmıştı. Boyu yetmezmiş rahmetli Pirali’nin, ayakları altına limon kasası koyar yükseltip öyle döner kebap kesermiş…
Tam karşımızda Allahverdi lokantası, yanında Şendil. Az ilerde Volkan, Gazipaşa’nın köşede tandırcı Salim abi, Uzunsokak girişinde Çınar, parkın altında (şimdinin İş Bankası yerinde) Maksut dayının lokantası İmren, İskele caddesi baş tarafında Köşk lokantası, Remzi dayının lokantası, Parkı üstünde Özgür kardeşlerin Gülbahçe’si…
Lokanta bir kültürdü Trabzon için, otel ve kıraathane işleticileri gibi.
Anlatma ile bitmez lokanta portföyü bende ama ne yazık ki bir bir bitiyorlar.
Desteklenmesi gereken bir işkolu diye düşünüyorum, gelinen noktaya üzülüyorum…
CHP’NİN DÜZENSİZLİĞİ…
Nasıl bir organizatörlüktür bu, biri bana söylesin.
Taaa aylar önceden Uzungöl’de bir festival yapılacağı duyurulmuş. Hazırlıkları yapılmış ve basın devamlı bu etkinliği pompalıyor.
Aynı gün önce Maçka’da “Özgürlük Yürüyüşü” düzenliyorsun! Güya tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’a destek vereceksin. 20-25 kişi var ya da yok!
Bu da sizi kesmiyor, aynı gün Maçka’dan 1-2 saat sonra Trabzon merkezde Ortahisar İlçe Başkanlığı tarafından “Türkiye’de Faili Meçhul Cinayetler” konulu bir söyleşi düzenliyorsun! CHP Parti Meclisi Üyesi İlhan Cihaner’i de konuşmacı olarak getiriyorsun!
Düşünebiliyor musunuz, Trabzon Büyükşehir Belediyesi binlerce insanı bedava Uzungöl’e otobüsleri ile taşıyıp festival düzenlerken İl Başkanı komutasındaki CHP Trabzon’da ardı ardına 2 etkinlik düzenliyor!
Sadece İlhan Cihaner’in söyleşisine küçük bir anekdot ekleyeceğim, acemiliğiniz ortaya çıksın diye. Panel saat 2 de duyuruluyor, 2.30 da zor başlıyor. İl Başkanı, İlçe Başkanı ve mevcut milletvekili eline aldığı mikrofonu bırakmıyor! Bir saat sonra mikrofon uzatılan konuk konuşmacı nezaketen “bari bana ayrılan süreyi kısa kullanayım, sıkıldınız görüyorum” diyor.
Acemisiniz, acemi…
EŞ’İ UZUNGÖL’E EŞ GÖRMEYEN ZİHNİYET
Sizi bilmem ama ben severim İhsan’ı, çok dinlerim.
Müthiş bir sese sahiptir, söyleme tarzı dingin, duyguyu direk karşıya yansıtır. O değişik ve özgün sesini Karadeniz müziğinin eşsiz nağmelerini duyurmada ustadır.
Volkan Konak’ların, Fuat Saka’ların açtığı yolda emin adımlarla yürüyor.
Üzüldüm, eğer doğru ise (henüz yalanlamadı) birincisi düzenlenen Uzungöl Kış Festivali’ne davet edilmemiş.
TRABZON’DA “ODA’LARDA IŞIKSIZIM”…
Bunun “Sarı Odalar” bir de “Soğuk Odalar”ı da var ama ben en çok Kayahan’ın “Odalarda Işıksızım” şarkısını severim.
49 esnaf odası varmış, seçim yapmış Ocak ayı itibari ile. (Ben bu 49 odaya bir oda daha teklif ediyorum: Türkiye Emekliler Derneği. Gülmeyin, bu derneği ‘Oda’ diye ismini değiştirip esnaf odalarına dâhil edin lütfen. Başkanı dâhil yönetimde bulunanların çoğu toplanan aidatlardan kendine yontuyorlar. Maaş almasalar o koltukta oturamıyor haspamlar...)
Neyse, 49 esnaf odasının sadece 2’si değişmiş! 47’si devam. Çoğu en az 20 yıllık başkan, 38 seneliği bile varmış. Ne hizmet veriyor mesela bu esnaf odaları? Hangi üyesinin derdine derman oluyor?
Resmen hepsi para tuzağı, bir A4 kâğıttan bir evrak istiyorsun sana ücret tabelasını gösteriyorlar. Bir evrak için 500-600 lira ödüyorsun. Hizmet olarak soruyorsun “iftar yemeğine çağırdık ya!” diyorlar. Her sene aidat ödersiniz, “eğitim” gibi senaryolar yaparlar göz boyama işi. Güzel yerlerde fuayede kuru pasta ile karın doyurma eğitimleri.
Hiç ayırmıyorum, sadece esnaf odaları mı? Sanayi odaları, Ticaret odaları, İhracatçılar Birliği, KOSGEB falan hep aynı. Hepsinde boş muhabbet. Hepsinin başkanların da hem ticaret var hem de siyaset. Huzur hakkı ile cukkalar ceplerde, kurdukları çevre ile rantın içinden de geçmeyi iyi bilirler.
Sen esnaf olarak ekonomik zorluklarla boğuş, onlar zevki sefada…
İşte bunun için “Oda’larda ışıksızım” diyorum, anlıyor musunuz?
“HAN”IMIZ YIKILIYOR…
Trabzon’da 33 Han varmış, 26’sını yıkmışız!
“Han” Farsçadan geleni “konaklama yapılan, yemek yenilen yer” anlamı taşır, “hükümdar” olanı Türkçedir.
Osmanlı da “han” genelde birkaç günlüğüne kullanıldığı gibi, üç güne kadar olanı da ücretsizmiş. Uzun süreli kullanan han sakini olan da mevcutmuş. Genelde iki katlı, üst katında odalar alt katında depolar varmış. Güvenlik için alt katlarda ya pencere olmazmış ya da küçük. Eski Türk-Moğol topluluklarında da “han” bir “hükümdar”, “ulu insan”, “lider” anlamına gelir. Bizde çok severiz, çocuklarımıza Bur han, Er han, Ser han, Nur han, Öz han vs. isimleri koyarız.
Meydan’da da “Sulu Han”, “Anadolu Han” benim en son hatırladıklarım…
“Han”lar kenti Trabzon’da 33 handan geriye 7 tane kalmış. Özdemir Asaf’ın bir şiiri geldi aklıma: “Hanlar vardı/ biri yutuyor yutuyor/ yuttukça gülüyordu/ sahibini/ öbürü yanıyordu sevinç ile/ bir başkası yıkılıyor/ yerine yenisi yapılıyor/ oda oda daire daire/ fazla uzatmayalım/ vesaire/ eşek değiliz.”
Valla aynen eşek değiliz görüyoruz, yıkın…
DÜŞÜK EMEKLİLER…
Sorsan emekli ama asgarinin altında!
SSK ve BAĞ-KUR emeklisine yüzde 12.19, Memur emeklisine yüzde 18.60, EYT’liye yüzde 19 zam. Sorsan hepsi emekli, hepsi aynı pirim ödemiş ve çalışmış…
En düşük emekli maaşını da yüce meclisimiz 20 bin yaptı. 3 bin iş günü ödemesi yapan ile 9 bin iş günü ödemesi yapan aynı maaşı alıyor! Hatta bazı en az emekli pirimi ödeyenler fazla ödeyenden daha fazla emekli maaşı alıyor!
Yüksek emek, yüksek pirim ödeyenlerin hepsi çöpe gitti!
O kadar dedik özellikle 2008 de çıkardıkları yasayı, bırakın Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı sözlerini buraya dikkat kesilin diye. Emekli maaşı asgari ücretin altında kalacak yakın zamanda, dedik. İşitmediniz…
Düştünüz işte, düşüksünüz, düşük…