Zihinsel Kodları Çözülüyor…

İlmek ilmek çözülüyor dillerinin arkasındaki Osmanlı hevesleri.

Abone Ol

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin; AKP’li vekillerle bir araya geldiği toplantılarda eğitim müfredatında yapılan değişiklikleri anlatmış. Yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” ifadesi çıkarılıp yerine “Milli Mücadele” kavramı getirileceği bilgisini aktaran Bakan Tekin sunumunda, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu vardı” demiş…

Kafaya bak kafaya? “Neyden kurtuluyoruz?” diyor, “Ondan önce Osmanlı İmparatorluğu vardı” diye de eklemiş. Sormak isterin Yusuf Efendi, ülkenin her yeri işgal edilirken ne yapıyormuş Osmanlı, Osmanlı mı kalmıştı? Bunlar hala 20. Yüzyıl başındaki Osmanlıyı, 16. Yüzyıl Osmanlısı zannediyor. Ülkenin her yerinde İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan askerleri cirit atıyor bu beyzade “kimden kurtuluyorduk?” diye soruyor. Valla ben size ne diyelim, kaldırın bence de, batıyor elbette size Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı. Yerine koskoca bir ünite olarak Lawrence’lı Arabistan’ın fethini koyun rahatlayalım.

Sanki yavaş yavaş asrın tarihçisi fesli Kadir’in dediği gibi “Keşke Yunan galip gelseydi” sözüne doğru gidiyoruz…

İstedikleri kadar çırpınsınlar, istedikleri kadar uğraşsınlar dostlar, bilgiye kolay ulaşılabilen bir çağda yaşıyoruz. O kadar beyin yıkıyorlar, ateist oluyor gençler. O kadar yasak o kadar merak.

Bak Yusuf, ne yaparsanız yapın. Değiştirdiğiniz her şeyi biz eski haline getiririz. Zaten çok fazla vaktiniz de kalmadı ama tarihin hafızası geniştir, unutmaz. Kim bu ülkeye bile isteye zarar vermiş ise, hortumladı ise, yolsuzluk yaptı ise, liyakatsizlik yaptı ise, herkes hesap verecek. Siz bu şekilde mi Atatürk sevgisini azaltacaksınız? Sizin birine taptığınız kadar, Atatürk’e tapan olmadı.

Neyzen Tevfik’in bir kere daha güzel şiirleri için saygı ile anıyorum.

Son olarak diyorum ki:

Gittikçe büyüyorsun be Atam…

TÜBİTAK PROJELERİNDEKİ AKIL ALMAZ DURUM…

“İslam tarihinde katılımlı dua örneği olarak yağmur dualarının eko-teolojik analizi” başlıklı proje TÜBİTAK desteği almış, hem de 3 milyon lira yatırım desteği ile…

“Papaz eriğini imam eriğine çevirme makinası” yapan Konyalı bilim adamlarının sanki yeni projesi hatta şimdi aklıma geldi “Bedduaların doğal afetler üzerindeki jeo-teolojik analizi” projeleri gibi.

Abi yok, ben diyorum size başka bir ülkede yaşamaya çalışmayın. Yaparsa ülkemizde her bir akıl almaz durumları bunlar yapıyor. Zaten diyorlar, yaparsa biz yaparız diye. Saklamıyorlar…

3 milyon TL almış düşünebiliyor musunuz? Şimdi kalksanız siz de “Cin çıkarma dualarının ego-psikolojik analizi” yapmak istiyorum deseniz, para hazır TÜBİTAK’ta.

Ne günlere kaldık arkadaş. Yani diyorlar ki; ben bir din uydururum, uydurduğum dini de kim uydurmuş acaba diye, sonra ona bir kaynak bağlarım, kendi uydurduğum dine kendimde inanırım. Bütün bunları da senin verginden yaparım. Arkadaş, yağmur duası işe yarıyorsa niye Arabistan çölleri Amazon ormanları gibi olmuyor?

Bir de olaydaki vizyon derinliğine bakar mısınız? Eko-teolojik analiz yani sadece elleri açıp beklemek değil, o ellerin açılma açısının karbon ayak izine etkisini, cemaatin toplu “Âmin” demesinin atmosferdeki ozon tabakasıyla olan diyalektiğini inceleyecekler!

İnandığımız Allah, size akıl fikir versin inşallah…

ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK’A DEVLET DESTEĞİ…

Trabzon Liman İşletmeciliği, tamamen yerli makine ve teçhizat yatırımlarında kullanılmak üzere 249,75 milyon TL tutarında yatırım teşvik belgesi almış. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 3. Bölge kapsamında verilen bu teşvik ile işletme; KDV istisnası, Gümrük Vergisi muafiyeti, %60 vergi indirimi ve 2 yıl SGK primi desteği kazanmış…

Hatırlayalım isterseniz; Trabzon Limanının işletme hakkı, özelleştirme kapsamında, 2003 yılında 30 yıllık süre ile Reis’in kankaları Albayrak grubuna verilmişti biliyorsunuz.

Özelleştirme bedeli 22,4 milyon dolardı ama peşin ödendiği için %10 bir kıyak yaptı devletimiz net 20,2 milyon dolarını tahsil etmişti. İşletmeci şirket 2018’de halka açıldı ve ortakları pay satışı yoluyla 97,7 milyon TL gelir elde etti. Yani ortaklar, o dönemki kurla, 18,2 milyon doları cebe indirmişti. Zaten şirketin 2022 net karı 21,8 milyon dolardı, yani Trabzon Limanının bir yıllık karı 30 yıllık özelleştirme bedelinden bile fazla.

2004’de biz Volkan Bey ile Trabzon Belediyesi’nde göreve gelmiştik. Nisan başı göreve başladık, belediye borçtan batıyor. Seçim öncesi 1 Milyar (o zamanki para değeri ile) borcumuz var dediler 11-12 milyar borçla devraldık. Meteliğe kurşun atıyoruz, alacaklılar kapıya dayandı birden. Nisan ayı kurumlar vergisi ayı var rahatlarız dedi ekonomi kurmayları. Gerçekten 2004 Nisan ayı kurumlar vergisi Trabzon Belediyesine biraz nefes aldırmıştı. En yüksek kurumlar vergisi ödeyen kurum hangi kurumdu, bilin bakalım? Trabzon Liman İşletmesi…

2004 yılı ikinci taksit ödemesi Temmuz ayı, Temmuz ayı gelmeden şak diye Başbakan Reis komutasındaki AKP hükümeti “Trabzon Limanı kurumlar vergisinden muaftır” diye bir kararname çıkardı. Trabzon Belediyesi bir anda gelirinden taca düştü! Ne yaptı bu karardan sonra Liman İşletmesi biliyor musunuz? İlk taksitini ödediği Trabzon Belediyesine tebligat gönderdi ve ilk taksiti geri istedi! Yanlış ödemişler! Kabul etmedik elbette, mahkemeye gittik ve sonuç: Trabzon Belediyesi mahkemeden haklı çıktı, Liman İşletmesi son ödemesi bu oldu Trabzon’a.

Şimdi 250 milyon lira teşvik almışlar, diğer muafiyetlere de dikkat edin derim…

94’DEN BİR ANI…

Yıl 1994, Türkiye dönüm noktasındaki yerel seçimlere giriyor.

Bende hasbelkader Merkez İskenderpaşa Mahallesi Muhtar adayıyım. Karşımda iki aday var, biri yaşça benden bir hayli büyük eski banka müdürü rahmetli Eyüp Bey, diğeri Milli Görüş sempatizanı Aslan. Aslan kısmen benimle aynı yaşlarda…

Seçim yaklaşıyor, Aslan benim işyerime geldi. Adaylıktan çekilmemi istedi, “Niye?” diye sordum. “Ben zaten kazandım, tüm Milli Görüş benim arkamda. Sen fuzuli zamanını harcama, vakit varken benim lehime çekil seni de listeme eklerim” dedi. Garanti oluşunun nedenlerini sordum, Aslan “Birkaç gün önce Süleyman Restoranda düzenlenen Refah Gecesine Trabzon Belediye Başkan adayları Asım Aykan’a destek için katıldığını ve orada da kendisinin ‘İskenderpaşa Mahallesi Muhtar adayı’ olarak tanıtıldığını ve bu işin bittiğini” söyledi. Kendisi ve Asım Efendi seçimi garantiye almışlar yani.

Aslan ile sohbet anında geceden bir anekdotta anlatmıştı. Süleyman Restorandaki RP gecesine bir lokantacı arkadaşı ile gitmiş. Lokantacı arabayı zar zor çalıştırmış, nerede gümleyeceğiz diye içinden geçiriyormuş Aslan. Yemek sonrası bağış kampanyası başlamış. Herkes bir şeylerini bağışlıyor kampanyaya, kimi parmağındaki yüzüğü, kimi kolundaki bileziğini. Sıra bizimkilere geliyor, Aslan’ın nefesi kokuyor elbette sesi çıkmıyor ama yanındaki lokantacı ayağa kalkıyor. Lokantacı az önce tangur tungur patlayan motoru ile geldikleri arabayı parti kampanyasına bağışlamasın mı? Aslan şaşkın, ceketinin ucundan çekiştiriyor arkadaşını, lokantacıyı uyarıyor; “Ya arkadaş, zaten zar zor itikleme ile giden bu arabanı niye veriyorsun? Başka araban da yok!”

Lokantacı arkasına yaslanıyor ve “Ben otomobil verir tır alırım, sen merak etme” diyor…

Hikâye bu kadar dostlar, onun için parmağındaki yüzüğü tek görüp şimdi Reis’e laf atanlar biraz manzarayı çaksın diye yazdım. Ha bu arada, Muhtarlığı ben kazandım, Trabzon Belediyesini Asım Efendi. Muhtarlığı kaybeden Aslan’a Beşirli’de çay bahçesi, lokanta, düğün nişan kına gecesi salonu verdi Asım Aykan. Sıkı durun şimdi, o lokantacı ne oldu biliyor musunuz? Trabzon Belediyesinde Başkan Yardımcısı, Asım Aykan tarafından.

Bal tutanlar böyle parmağını yalıyor işte akıllım…

PROJE BİTERKEN AKILLARINA GELMİŞ!

Haber aynen şöyle duyurulmuş Trabzon Valiliği olarak, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türkiye Sıfır Atık Projesi kapsamında hazırlanan Trabzon Çalıştay Raporu, Trabzon Valisi Tahir Şahin başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda değerlendirdi. Trabzon Valiliği’nde düzenlenen toplantıya ilgili kamu kurumları ile üniversitelerin temsilcileri katıldı. Toplantıda israfın önlenmesi (Emine Hanım lokmaları küçültün, demişti), atık yönetiminin gelişmesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve döngüsel ekonomi hedefleri ele alındı…”

Hayırlara vesile olsun, olsun ama şaka gibi arkadaş projenin Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı stratejik planlama hedefi 2018-2023…

Yani geldik 2026’ya projenin hedefi bütün Türkiye’de başlaması gerekirdi, bizimkiler proje bittikten 3 sene sonra rapor açıklıyor ve hedef belirliyor!

Komedi bir ülkedeyiz ama hakikaten sıfır atık başlı başına önemli bir konu başlığı.

Türkiye bu konuda çok tembel bir ülke, ambalaj atıkları mesela bırakın bunları geri dönüştürmeyi çöpe bile atacak dermanımız yok, sokağa atıyoruz. Sokağa çöp bırakan bir zihniyet var insanımızda, önce bu insan topluluğuna sokağa değil çöp kutusuna çöp atmayı öğreteceksin arkadaşım, geri dönüşüm/sıfır atık sonra gelir.

Först yengenin dev projesinde önce poşetleri paralı yaptılar, şimdi ofislerdeki çöp kovalarını kaldırın koridora çöp kovası koyun diyorlar! Hatta her gün işyerinden çıkan atıklarınızı tartı ile tartıp sisteme işleyin diye de bir genelgeleri var, gülmeyin pratik bilmeyen kafalar bunlar. Pratikte nasıl yürür diye kafalarının bir yönünün çalıştırmıyorlar.

Kulağını tersten tutma başarısının en yüksek olduğu ülkeleri sıralasalar birinciliği Türkiye asla bırakmaz, Hindistan’ı da hesaba katsak ilk ikideyiz...

Doğru uygulanırsa ülke olarak iyi bir tasarruf sağlayabiliriz diyorum, Avrupa buna çok önem veriyor. Birkaç sene önce bir ay Almanya’da kalmıştım. Mesela tüm Avrupa; depozitolu şişeler (pet su şişeleri dâhil) önem veriyor, kredi kartlarından yapılan alışverişlerde fiş vermiyor, ayrıştırılmış atık kutuları her yerde var, her yerde. Tek kullanımlık ürünlerin kullanılmamasına dikkat ediyor, ıslak mendil mesela. Restoranda ıslak mendil istedim, kullanmıyoruz elinizi yıkayın demişlerdi.

Sen de Först yengemiz “lokmaları azaltın” demiş, uğraş dur…

NATO’DAN İSTEKLER, YA DA İSTEMEMEKLER…

Ben asla ti’ye almıyorum bu Büyük ABD Projesini ama yine de dikkatliyim. Bazı gelişmeler yaşanabilir diyorum Ankara Zirvesinde. (Trump’a bakıp ‘ya da yaşanmaz’ da diyorum, adam resmen manyak çünkü…)

Mesela sanki Ukrayna-Rus Savaşı’nda bir mutlu son olabilecek gibi, ya da kalıcı bir ateşkes süreci başlayabilir. İlk somut adımlar zirveden atılır. Çünkü artık savaşın maliyeti herkes için bir hayli ağırlaştı. Avrupa savunmaya milyonlarca Euro harcıyor, ABD ise buradan odağını Asya’ya çevirmek istiyor, Rusya ise savaşın ekonomik yükünü gittikçe daha büyük hissediyor. Artık kimse 2022’deki şartlarda değil…

Bence sadece bu kalıcı ateşkes bile olsa;

Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki baskı azalabilir.

Avrupa borsaları rahatlayabilir, Türk borsaları da paralel iyileşmeye gider.

Lojistik ve deniz taşımacılığı yeniden ivme kazanabilir.

Turizm sektörü olumlu etkilenebilir.

Savunma sanayii hisselerinde savaş giderleri azalınca farklı bir fiyatlanma görülebilir.

Ya da görülmez, her şey bir manyağın o günkü halet-i ruh iyesine bağlı.

Haydi, Ankara seni göreyim, yap insanlık için bir olumlu adım…