ZORLA TARİH YAZILMAZ

Tarihin etnik milliyetçiliği kabul etmeyecek bir saygınlığı vardır. Eğer toplumların düzeni bozulmuş ise burada milli bir kimlik aramak söz konusu değildir. Suç da, huzur da ortaktır. Sığ düşüncelerle o bunu, sen şunu yaptın suçlaması ile bir yere varılmaz.

Abone Ol

Tarihi olayların yargılanması tarafsız tarihçilere bırakmalı. Zira, “Ayarı yapılmamış terazi ile doğru ölçüm yapılmaz”. Trabzon’da pek çok halk yaşamıştır ancak her nedense zulme sadece Ermeni ve Yunanlılar uğradığı söyleniyor. Peki dedelerimizden dinlediğimiz barbarlıkları kim yaptı? Şahsen ben hiç kimsenin günahsız olduğuna inanmıyorum. Gelinen noktada mağduriyet kisvesine bürünmekle kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın. Zira bu sadece fitne ateşini alazlandırmaya yarar. Tehcirde Yunanlılar gibi Türkler de yer değiştirdi. Amma bundan söz eden yok. Çok gürültü çıkaran haklı olmaz.

Yunan ya da Ermenilerin kara propagandalarını tarihi tez diye gündemde tutmaya çalışmak boş gayretlerdir. Benim köyümde de (Akçaabat) Ermeni bir kadının yaşadığının bizatihi tanığıyım. Ben ondan bugünkü fantastik anlatılardan hiçbirini duymadım. Gayet mutlu bir ömür sürdüler. Şovenist feverancıların yaygaralarını tarihi hipotezler olarak ileri sürmeye ihtiyaç yoktur. Bölgenin etnik yapısı rengarenktir. Öküzün altında buzağı arama ile bir yere varılamaz. Üç-beş fanatik ya da hevesli şahısların şer odaklı ve tek taraflı çalışma ve gayretleri sadece huzur kaçırmaya yarar. İlmi çalışmalara kulak asmalı, sanal tarihe yaslanmamalı.

Asırlarca tarihi geçmişe sahip bir şehri fantastik kurgulara mahkûm etmeye çalışmak sadece düşmanlarınekmeğine yağ sürer. Kimdir bu ‘Rum’ denenen ve zulme uğradığı iddia edilen topluluğun kökeni? Dili nedir? Bu sorulara cevap bulmak zordur. Çünkü ‘Rumca’ diye atfedilen yerel bir lokal aksandır. Rumca diye dillendirilen aksanın yapısında başta Kıpçakça olmak üzere pek çok farklı bileşenler vardır? Bu konuda Prof. B. Brendemon'un 2 ciltlik Trabzon ağızları çalışması çok önemlidir. Kendisiyle 2 defa sempozyumlarda görüştüm.Ha keza Rus yazarlar,Prof. S. P. Karpov ve öğrencisi Prof. Rüstem Şükürov ömürlerini Trabzon tarihine vakfetmişlerdir.

Bunları da defalarca dinledim, sohbetimiz oldu. Onların yaklaşım ve bilgileri şifahi söylemleri teyit etmiyor...vs. Yüzeysel bilgilerle tarih olmaz. Bölgede etnik bir yaklaşım içinde olmak sadece şerre hizmet eder. Bölgede soykırım yapıldı iddiasının boş bir yaygara olduğunaRus işgal komutanı General S. P. Mintslov’un‘Trabzon Günlüğü’ en somut belgelerdir. Nasıl insan gibi yaşamalıyız konusuna ağırlık vererek enerjimizi değerlendirmeliyiz düşüncesindeyim. Bu paralelde düşünenlere selam olsun.