Bu haber kez okundu.

TRABZON’DA MİLLİ MÜCADELE
Taka: Trabzon’da milli mücadele için son derece önemli olaylar cereyan etmiş. Siz bunlardan hangilerini resmettiniz?

Şeyihoğlu: Bugünkü yazımızın görsellerindemilis kuvvetleri ve mücadelelerini resmettim. Düzenli ordunun en büyük yardımcıları idiler. Bölgeyi ve hava şartlarını çok iyi biliyor ve bu konuda başarılarıyla tarih sayfalarına destanlar yazdırıyorlardı.  Resimlerde yerel milis güçlerinin Rus kuvvetleri karşısındaki başarılarını  göreceksiniz. Rusların ağır silahlarını ele geçirip yine onlarla mücadelelerde kullanmışlar. Diğer resimde ise milis kuvvetleri ile ordu birliklerinin şu anki Gülbahar Hatun Cami önünden şehre girişini görüyorsunuz. Erkekler savaştan dönüyor. Karşılayanlarise  yaşlılar, kadınlar ve çocuklar… Sevinçlerini ve bağımsızlık duygularını resimde görebilmektesiniz.
Milis Kuvvetlerinin Ruslara Karşı Mücadelesi (1916 - 1918)

Denizden yapılan bombardımanlara dayanamayan Türk kuvvetleri, sahilden 30 km. içeriye çekildiler. Dağlarda aylarca süren harpler oldu. Bu harplerde nizami kıtaların yanı sıra gönüllü halkın oluşturduğu çeteler de görev yapmıştır. Arazi¬nin sarp olmasından da yararlanarak direnişlerini sürdürdüler… Rusların bu direnişi, taşınarak cepheye getirilmiş bir topun yardımı ile kırılarak, yapılan ani bir taarruzla düşman mevzileri ele geçmiş, panik halinde geri kaçan Ruslar Kazankıran mevziine kadar püskürtülmüştü. Burada ormanlık bölgeye giren çok sayıda Rus askeri çevre köylerden gelen köylüler tarafından öldürülmüş ve silâhları alınmıştır…(Bilgin, Yıldırım, 1990:376-385).
22 Haziran'da geliştirilen taarruzda 9. ve 33. fırkalar Madur ve Polut Dağı'na ilerlerler. 23 Haziran'da muharebe devam eder. 22-23 Haziran gecesi burada yerli ahaliden Hacı Mecid'in teşkil ettiği 40 kişilik gönüllü müfrezesi Çevik köylülerin yol göstermesi ile kayalıklar arasındaki gizli bir patikadan gece tırmanır ve Polut Dağı'ndaki Plâstonlara hiç beklemedikleri bir anda ve arkadan saldırır. Rus askerleri arasında çıkan panik sonucu çok sayıda Rus Kelekkabanı de¬nilen uçuruma düşmüştü. Ruslar çok sayıda ölü ve esir bırakarak ku¬zeye doğru kaçarlar  (Mareşal Fevzi Çakmak’tan akt: Bilgin, Yıldırım, 1990:385).

Çeteler kendiliklerinden harekete geçerek henüz birliklerimiz tarafından müdafaa tertibatı alınmadan Rusların geçit yolları üzerinde ve muhtelif yerlerde geceleri fazla miktarda ateş yakarak, Ruslara buralarda mühim kıt’aların tahaşşüt ettiği fikrini vermiş ve Ruslar günlerce keşif kolları vasıtasıyla istikşafat ile vakit geçirmişler ve geçen bu müddetten faydalanmak suretiyle tarafımızdan müdafaa tertibatının alınmasına hizmet etmişlerdi. Yine aynı arkadaşlar Rusların geçit yolu üzerinde pusu kurarak, Haçka ormanlarında Rusları pusuya düşürerek bir Rus müfrezesini tamamen imha ederler. Bunlardan kaçmaya muvaffak olan bir Rus erini, on altı yaşında bir çocuk (bugün ‘Çelik’ soyadını taşıyan demirci Şükrü Usta) Rus mevzilerine kadar takip ederek esir alır. Kıt’a  komutanına ifadesi alınmak üzere teslim eder ve komutan tarafından takdirname ile taltif edilir….Ruslar ilerleyerek Karadağ eteklerindeki Soğuksu tepesine bir tabur piyade ve dört ağır makineli tüfek yerleştirmişlerdi. Bunları bu tepeden atmak ve vaziyete hâkim olmak üzere bu tepeyi sis kapladığı bir günde Hacı Fettahoğlu Halim Ağa’nın yetmiş beş mevcutlu çetesiyle, Balıklı sırtlarındaki Teşkilât-ı Mahsusa Alayı’nın iki bölüğü, sisten faydalanarak buradaki düşman mevzilerine sokuldular ve birden ani bir baskın halinde ateş açtılar. Ruslar beklemedikleri bu baskın karşısında derlenip toplanmadan ve ciddi bir mukavemet imkânı bulmadan firara başladı. ... Bir saat fasılasız devam eden topçu ateşinden sonra bir tabur, Halim Ağa ile Kopluoğlu Ahmet Çavuş’un yüz on mevcutlu olan çetesinin müdafaa ettiği Soğuksu tepesine taarruz etti. Bu tepeyi kahramanca müdafaa eden ve tek kurşununu boşa çıkarmayan çetelerimizin ateşi karşısında düşman taarruzu erir gibi dağıldı… (Lermioğlu, 2011:277-280).

Trabzon’un Düşman İşgalinden Kurtuluşu (24 Şubat 1918) 

1917’de Rusya’da “Bolşevik Devrimi” olur, Çarlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Bu Rusların Trabzon’dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batıdan doğuya doğru kayan ve Karadağ’da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat’a inerek Yüzbaşı Kahraman Bey’in komutasında üç koldan Trabzon’a doğru yürürler ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon’a girer (Trabzon Valiliği, URL 2). 

Ermeniler ve Kafkas kökenli muhtelif askerler de bulunuyordu. Ermeni subay ve erler, Erzurum’da merkez komutanlığı yapan bir albayın direktifinde çalışıyordu. Bedros adlı bir Ermeni subayı Türklere karşı faaliyette bulunmak üzere Trabzon’a gönderilmişti. Ruslar askerî gerekçelerle şehirde birçok imar çalışmalarında bulunurlarken, tarihî dokuda büyük tahribatlar yaptılar. Rusları askerî amaçlarla tamamen veya kısmen tahrip ettikleri evlerin sayısı üç binden fazlaydı. Şehirdeki cami, türbe ve mezarlıklar da tahribata uğradı. Rus bilim adamları kazılar yaptılar. Karadeniz kıyılarında Ruslar Harşit çayına kadar ilerlediler. Nehrin batı yamaçlarını tutmuş olan Türk kuvvetleri, Rusların karşıya geçmelerine fırsat vermedi. Rusya’da Bolşeviklerin başa geçmesinden sonra, 18 Aralık 1917’de Türk-Rus askeri yetkililer arasında Erzincan Mütarekesi yapılarak savaşa son verildi. Bunun üzerine Türk kuvvetleri Giresun’dan hareketle Trabzon’a hareket etti. 24 Şubat 1918 günü Trabzon Rus işgalinden kurtuldu. Albay Kâzım Özalp komutasındaki öncü Türk kuvvetleri üç koldan şehre girdiler. Türk kuvvetlerinin şehre girmesi üzerine, Rus askerleri iki Rus vapuruyla Batum’a sevk edildi. İşgal döneminde Türklere kötülük yapmış olan Rum ve Ermeniler Ruslarla birlikte şehri terk ettiler. 

Kurtuluştan iki gün önce, iki yüz kişiyi Kemeraltı camiinde yakmak isteyen Ermeni Bedros çetesi de bunlar arasındaydı. Trabzon’un kurtuluşundan yirmi gün sonra Vali vekili Vehab Bey tarafından sivil idare kuruldu. Kısa bir süre sonra Vali Süleyman Nemci ile Emniyet Müdürü Refik (Koraltan) Beyler Ordu’dan gelerek göreve başladılar, ilk vilayet konağı, Maraş Caddesinde Nemlioğlu sıra evleri III. Ordu Komutanı Vehip Paşa kurtuluştan birkaç ay sonra Trabzon’a geldi. İşgalden kurtarılan harabe halindeki şehirde salgın hastalıklar yaygın durumdaydı. Şehrin sorunlarının tespiti amacıyla vali başkanlığında kurulan heyet, ilk toplantısında şehrin kalkınma programını hazırladı. 26 Temmuz 1919’da yapılan dördüncü toplantıda harap olmuş binaların imar ve inşası görüşüldü. Milli Mücadelenin ilk yıllarında Trabzon Vilayeti, bugünkü Rize, Trabzon, Gümüşhane, Giresun ve Ordu illerini kapsıyordu. 1919 yılında Rize ve Gümüşhane, Trabzon vilayetine bağlı birer sancak; Giresun ve Ordu ise yine aynı vilayete bağlı birer kaza durumundaydılar. Bu sırada Rumlardan bir kısmı, İnebolu’dan Batum’a kadar uzanan Karadeniz kıyılarında, Trabzon merkez olmak üzere bir Rum-Pontus devleti kurmak istiyorlardı (Trabzon Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2006: 94).

24 Şubat 1918 Trabzon’un kurtuluş günü oldu. 24 Şubat 1916’da kıyıdan Türk sınırını geçen Rus ordusunun iki yıl işgalinde kalan Trabzon, dayanılmaz acılarla geçen iki yıldan sonra 24 Şubat 1918’de tekrar anavatana katılmanın eşiz ve büyük sevincine kavuştu (Goloğlu, 2013:234).

Tablonun arka planında değerlendirilen cami Annesi Gülbahar Hatun'un anısına Yavuz Sultan Selim tarafından 16. yy.'ın ilk çeyreğinde (1514) yaptırılmıştır. Zamanında medrese, mektep, imaret ve hamam yapılarını da kapsayan büyük bir külliye içinde yer alıyordu. Toplum hizmetinde birçok vakfı olduğu anlaşılan bu değerli Osmanlı hatununun birçok vakfı gibi buradaki külliyenin de diğer yapıları günümüze ulaşamamıştır sayfa (Trabzon Valiliği İl Kültür Ve Turizm Müdürlüğü: 2000,188).

Taka: Yarın, Ressam Şakir Şeyihoğlu’nun yağlıboya tekniği ile  görselleştirdiği, “Mustafa Kemal Atatürk Trabzon’da, Ayrıca Sultan Murat Yaylasında Osmanlı Rus savaşı” isimli tablolar ile tarih kitaplarının sayfaları  arasından derlenen detaylı bilgileri sunacağız.

Şakir Şeyihoğlu
 

TAKA

Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.