Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde iklim uzmanlarından dikkat çeken uyarılar geldi. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve su-iklim uzmanları, iklim değişikliği nedeniyle aşırı yağış, kuraklık ve sıcak hava dalgalarının daha şiddetli hale geldiğini belirtti. Uzmanlar, özellikle su yönetimi, erken uyarı sistemleri ve kamuoyu farkındalığının COP31 gündeminin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı.
WMO’dan Türkiye’ye İklim Uyarısı
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett, Türkiye’nin yalnızca aşırı sıcaklıklarla değil, aynı zamanda kuraklık ve ani yağışlarla da karşı karşıya olduğunu söyledi.
Barrett, atmosferde artan sera gazlarının daha fazla enerji birikimine yol açtığını belirterek bunun fırtına, sel ve kuraklıkları daha yıkıcı hale getirdiğini ifade etti. Türkiye’de geçen yıl 50,5 dereceyle sıcaklık rekoru kırıldığını hatırlatan Barrett, bu durumun iklim krizinin etkilerini açıkça gösterdiğini dile getirdi.
Uzmanlara göre hidrolojik aşırılıklar olarak tanımlanan ani su değişimleri artık daha sık yaşanıyor. Bu nedenle COP31’de su ve iklim ilişkisinin daha güçlü şekilde ele alınması gerektiği belirtiliyor.
COP31 Gündeminde Su Krizi ve Erken Uyarı Sistemleri Var
Uzmanlar, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının su yönetimi konusunda küresel farkındalık oluşturmak için önemli fırsat sunduğunu düşünüyor.
Ko Barrett’e göre konferansın en kritik başlıklarından biri su kaynaklarına dayanıklılık olacak. Barrett, erken uyarı sistemlerinin felaketlerin etkisini azaltmada hayati rol oynadığını belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Yatırılan her 1 dolara karşılık 9 dolar fayda sağlanıyor.”
Uzmanlar, etkili erken uyarı sistemlerinin üç temel unsur üzerine kurulduğunu belirtiyor:
- Risklerin sürekli güncellenmesi
- Doğru ve erken tahmin yapılması
- Uyarıların halka hızlı şekilde ulaştırılması
Özellikle cep telefonu tabanlı uyarı sistemlerinin hayat kurtarıcı olabileceği vurgulanıyor.
Kuraklık ve Sıcaklık Şehirleri Daha Fazla Etkiliyor
IHE Delft Su Eğitimi Enstitüsü uzmanlarından Eddy Moors ise iklim değişikliğiyle birlikte hem aşırı yağışların hem de uzun kurak dönemlerin arttığını söyledi.
Moors’a göre özellikle şehirlerde yaşanan sıcaklık artışı ciddi risk oluşturuyor. Azalan toprak nemi ve ağaç kaybı nedeniyle kentlerde ısı stresi büyüyor.
Uzman isim ayrıca Türkiye’nin büyük nehirleri komşu ülkelerle paylaşmasının su yönetimini daha kritik hale getirdiğini belirtti. Kuraklık dönemlerinde su paylaşımı konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Moors, çocukların eğitim yoluyla bu sürece dahil edilmesinin önemli olduğunu söyledi.
Uzmanlardan “Beklemeyin” Çağrısı
Uzmanlar, iklim krizine karşı yalnızca devletlerin değil bireylerin de sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor.
Su tüketiminin azaltılması, doğal kaynakların korunması ve çevre dostu tercihler yapılmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, COP31’in bu konuda küresel farkındalık oluşturmasını bekliyor.
Kasım ayında Antalya’da yapılacak konferansın, iklim krizine karşı somut uygulamaların hızlandırılması açısından kritik dönüm noktası olabileceği değerlendiriliyor.