Dünyanın farklı noktalarında kısa süre içinde meydana gelen depremler, uluslararası kamuoyunda “Depremler birbirini mi tetikliyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Venezuela’da can kayıplarına ve yıkıma yol açan sarsıntıların yanı sıra Japonya ve ABD’nin California bölgesinde yaşanan depremler, sosyal medyada çeşitli iddiaların yayılmasına neden oldu. Yaklaşık 8 saatlik zaman diliminde farklı kıtalarda kaydedilen sarsıntılar, küresel ölçekte endişe yaratırken, sismologlar ve deprem uzmanları bu hareketliliğin bir zincirleme tetiklenme anlamına gelmediğini belirtti. Uzmanlara göre aynı gün içinde yaşanan bu depremler dikkat çekici olsa da bilimsel veriler doğrudan bir bağlantıya işaret etmiyor.

8 Saatte Farklı Kıtalarda Büyük Sarsıntılar Yaşandı

Son 24 saat içinde dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen depremler, küresel sismik hareketliliği gündemin ilk sırasına taşıdı. İlk olarak ABD’nin Kuzey California bölgesinde 5,6 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Bu sarsıntının ardından Japonya’nın kuzey kıyıları 7,2 büyüklüğündeki şiddetli depremle sallandı. Gözler Pasifik hattına çevrilmişken, Venezuela’da da art arda güçlü depremler yaşandı. Venezuela’daki sarsıntıların can kayıplarına ve ağır yıkıma yol açtığı bildirildi. Kısa sürede farklı kıtalarda yaşanan bu hareketlilik, kamuoyunda büyük tedirginlik oluşturdu.

Depremler Birbirini Tetikliyor Mu Sorusu Gündem Oldu

California, Japonya ve Venezuela’da yaşanan depremlerin kısa zaman aralığında meydana gelmesi, sosyal ağlarda çeşitli iddiaların yayılmasına neden oldu. Bazı kullanıcılar depremlerin birbirine bağlı olabileceğini öne sürerken, bazı paylaşımlarda yapay tetiklenme iddiaları da gündeme geldi. Ancak uzmanlar, bu tür iddialara temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtiyor. Sismoloji alanındaki değerlendirmelere göre, farklı levha sistemlerinde ve binlerce kilometre uzaklıkta meydana gelen depremlerin doğrudan birbirini tetiklemesi son derece nadir bir durum olarak kabul ediliyor.

USGS: Aynı Güne Denk Gelmesi Tesadüf

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu USGS’den yapılan değerlendirmede, depremler arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğu yönündeki iddialar reddedildi. USGS Deprem Tehlikeleri Programı Koordinatör Yardımcısı William Barnhart, sarsıntıların ortak yönünün yüksek sismik risk taşıyan tektonik levha sınırlarında meydana gelmeleri olduğunu belirtti. Barnhart, dünya kabuğunda her gün çok sayıda deprem yaşandığını, bunların büyük bölümünün okyanus tabanlarında ya da yerleşimden uzak bölgelerde fark edilmediğini ifade etti. Uzman isme göre insanların hissettiği birkaç büyük depremin aynı güne denk gelmesi sıra dışı olsa da tesadüf olarak değerlendiriliyor.

ABD ve İran Tarihi Anlaşmaya Hazırlanıyor: 14 Maddelik Taslakta Neler Var?
ABD ve İran Tarihi Anlaşmaya Hazırlanıyor: 14 Maddelik Taslakta Neler Var?
İçeriği Görüntüle

Binlerce Kilometrede Tetiklenme Çok Nadir

Uzmanlar, büyük depremlerin zaman zaman şok dalgalarıyla bazı hassas fay hatlarını etkileyebileceğini kabul ediyor. Ancak bu etkinin binlerce kilometre uzaklıktaki kıtalar arasında doğrudan bir tetiklenmeye dönüşmesi bilimsel açıdan çok nadir görülüyor. Barnhart’ın değerlendirmesine göre mevcut sismik veriler, Venezuela, Japonya ve California depremleri arasında kinetik enerji transferi olduğunu göstermiyor. Bu nedenle uzmanlar, vatandaşların korku yayan ve bilimsel dayanağı bulunmayan iddialara itibar etmemesi gerektiğini vurguluyor. Asıl odak noktasının deprem gerçeğine hazırlık olması gerektiği ifade ediliyor.

100 Yıllık Kayıtlarda Doğrudan Bağ Tespit Edilmedi

California Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Martin Hudson da konuya ilişkin bilimsel değerlendirmede bulundu. Hudson, son 100 yılda kaydedilen modern deprem günlükleri ve sismik haritalara işaret ederek, bu kadar uzak mesafelerde ve farklı levha sistemlerinde yer alan faylar arasında doğrudan tetikleyici bir bağ tespit edilmediğini belirtti. Uzmanlara göre yerkabuğunun doğal döngüsü içinde zaman zaman yoğun sismik dönemler yaşanabiliyor. Ancak bu durumun komplo teorileriyle değil, bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerekiyor.

Uzmanlardan Depreme Dayanıklı Kentleşme Uyarısı

Depremlerin kısa aralıklarla yaşanması kamuoyunda endişe yaratsa da uzmanlar, tartışmanın komplo teorilerinden çok hazırlık ve dayanıklılık ekseninde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Sismologlara göre depremlerin ne zaman ve nerede olacağına dair kesin tahminler yapmak mümkün değil. Ancak riskli bölgelerde yapı güvenliği, afet planlaması, erken uyarı sistemleri ve toplum bilinci büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle deprem kuşağında bulunan ülkelerde asıl meselenin depremleri birbirine bağlamaktan çok, olası afetlere karşı daha dirençli kentler oluşturmak olduğunu vurguluyor.

Kaynak: gzt