Yaz aylarının gelmesiyle birlikte deniz, göl ve havuzlarda serinlemek isteyen vatandaşların dikkatli olması gerekiyor. Her yıl onlarca kişinin boğularak hayatını kaybettiğini vurgulayan Of Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şaban Uysal, özellikle çocuklar ve gençlerin risk altında olduğunu belirtti. Dr. Uysal, boğulma vakalarının çoğunun kaza sonucu gerçekleştiğini ve önlenebilir olduğunu dile getirdi.
“Boğulmaların çoğu 20 yaş altı kişilerde görülüyor”
Başhekim Uysal yaptığı açıklamada, “Suda boğulmaların büyük çoğunluğu kaza sonucu gerçekleşmekte olup ölümlerin büyük bir kısmı da 20 yaş altında, özellikle 1-4 yaş aralığı ile 15-19 yaş aralığında olmaktadır. Yüzme bilmeyenlerde, derinliği ve zemin yapısını bilmedikleri alanlarda serinlemek istediklerinde boğulma riski artar. Yüzme bilenlerde ise akıntı, dibi balçık yapılı zemin, çarpma, kramp, suda riskli hareketler, baygınlık, epilepsi, kalp hastalıkları ve su sporları kazaları boğulmaya neden olabilir,” dedi.
Kuru boğulma ve su yutarak boğulma farkı
Boğulmanın iki farklı tipi olduğunu belirten Uysal, “Kuru boğulma, suda boğulmaların yüzde 20’sini oluşturur. Çok az su yutulduğu halde boğazda spazm olur ve akciğerlere hava girişi olmaz. Su yutarak boğulma ise boğulmaların yüzde 80’ini oluşturur. Yutulan suyun miktarı kadar, suyun tatlı ya da tuzlu olması da önemlidir. Tatlı su boğulmalarında kalp yetmezliği daha hızlı gelişir. Tuzlu suda ise yutulan sudaki yoğunluk fazla olduğu için kan, damarlardan akciğere sızar. Bu durum uzun sürebilir. Her iki durumda da vücut oksijensiz kalır, karbondioksit kanda yükselir, organ yetmezliği ve kalp durması görülür,” ifadelerini kullandı.
Boğulma anında ilk yapılması gerekenler
Boğulma anında doğru müdahalenin hayati olduğunu vurgulayan Uysal, şu uyarılarda bulundu:
Suda boğulan kişiye ilk yapılması gereken, can yeleği, can simidi gibi batmaz bir cisim ya da yüzme aracı vermektir.
Bu araçlar yoksa uzun sopa, kayık küreği ve ip gibi malzemelerle yardım edilebilir.
Yüzerek kurtarma yöntemlerini bilmeyenlerin suya atlaması, kurtarıcının da hayatını riske atar.
Su yutan kişi sudan çıkarıldığında ağzındaki takma diş veya yabancı cisimler çıkarılmalıdır.
Omurga yaralanması riski unutulmamalı, baş arkaya yatırılıp ensesine destek konmalıdır.
Suni solunum ve kalp masajına en kısa sürede başlanmalı ve mümkünse bu işlemler iki kişi tarafından, en az bir saat sürdürülmelidir.
Vücut ısısı düşük olan kazazedeler battaniyeye sarılarak ısıtılmalıdır.
Uygun koşullar sağlanınca, kişi en kısa sürede hastaneye nakledilmelidir.
Doğru bilinen yanlışlar: Baş aşağı çevirmek işe yaramıyor
Boğulma sonrası halk arasında sıkça yapılan hatalara da dikkat çeken Uysal, “Kazazedeyi baş aşağı pozisyona getirerek akciğere dolan suyu çıkarmaya çalışmak zaman kaybıdır. Bu yöntem sadece mideye kaçan suyun boşalmasını sağlar, akciğerdeki suyu çıkarmaz. Ayrıca bu durum, yapay solunum ve kalp masajı gibi hayat kurtarıcı uygulamalarda gecikmeye neden olur,” dedi.
“Boğulma riski atlatanlar hastanede gözlenmeli”
Başhekim Uysal, boğulma tehlikesi atlatan kişilerin en az 24-48 saat hastanede gözlem altında tutulması gerektiğini vurguladı. Özellikle çocukların mutlaka yüzmeyi bilen kişilerin kontrolünde suya girmesi gerektiğini belirten Uysal, “Yüzmeyi çok iyi bilsek bile boğulma riskinin her zaman olduğunu unutmamalıyız. Akıntı, yorgunluk, ani kas krampları, kalp ve tansiyon rahatsızlıkları tehlike oluşturabilir,” diye konuştu.
Boğulma vakalarının önlenebilir kazalar arasında yer aldığını hatırlatan Dr. Uysal, yaz aylarında herkesin bu konuda daha bilinçli ve dikkatli davranması gerektiğini sözlerine ekledi.