Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı dördüncü çeyrek iş gücü verileri, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik tablonun gençler üzerindeki ağır yükünü bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Özellikle "Ne Eğitimde Ne İstihdamda" (NEET) olarak tanımlanan grubun büyüklüğü, sosyal bir krizin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Toplamda 6,5 milyonu aşan NEET nüfusunun içinde en dikkat çekici ve endişe verici artış, artık hayatının en verimli döneminde olması beklenen 30-34 yaş grubunda yaşanıyor. Geçmiş yıllarda bu yaşlardaki bireyler kariyerlerinde yükselip aile kurarken, günümüzde milyonlarca genç baba evinde işsizlikle mücadele ediyor.
30-34 Yaş Grubunda Tarihi İşsizlik Rekoru
İş gücü istatistiklerine göre, 30-34 yaş aralığındaki 6 milyon 194 bin kişilik nüfusun yüzde 31,5’i ne bir okulda eğitim alıyor ne de bir işte çalışıyor. Bu oran, yaklaşık 1 milyon 950 bin gencin "ev genci" statüsüne geçtiğini gösteriyor. 2021 yılının son çeyreğinden bu yana ilk kez bu kadar yüksek bir seviyeye ulaşan rakamlar, ekonomik daralmanın ve istihdam piyasasındaki tıkanıklığın sadece 20'li yaşlardaki yeni mezunları değil, deneyim kazanmış veya kazanması gereken 30'lu yaşları da vurduğunu kanıtlıyor. Bu yaş grubundaki artış, işsizliğin kronikleştiğinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.
Diplomalı Ev Gençleri Dönemi Başladı
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Aziz Çelik, üniversite sayısındaki kontrolsüz artışın "diplomalı ev genci" kavramını yarattığını belirtiyor. Çelik, NEET oranının 30 yaş üzerine kaymasının, yükseköğretim sonrası işsizliğin ve geleceksizliğin derinleştiğini vurguladı. Çelik, "Ne eğitimde ne istihdam olmama hali gençlerin iş bulmaktan ümidini kestiğini gösteriyor. Aynı zamanda üniversite mezunlarının mezun oldukları programlarda işe yerleşmelerini de kolaylaştırmıyor" diyerek, gençlerin sadece işsiz kalmadığını, aynı zamanda iş bulma umutlarını da yitirerek iş gücü piyasasından çekildiklerini ifade etti.
Her Dört Evden Birinde Bir İşsiz Genç Var
Türkiye genelindeki 26,9 milyon hane dikkate alındığında, ortaya çıkan tablo toplumsal bir risk barındırıyor. İstatistiksel olarak her dört evden birinde ne eğitim gören ne de çalışan bir genç yaşıyor. 15-34 yaş grubundaki toplam 24 milyon gencin yüzde 27,1’i sistemin dışında kalmış durumda. Özellikle 25-29 yaş grubundaki yüzde 31,2’lik NEET oranı ile 30-34 yaş grubundaki yüzde 31,5’lik oran birleştiğinde, Türkiye’nin en dinamik nüfusunun büyük bir kısmının üretimden koptuğu görülüyor. Bu durum, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda ciddi bir psikolojik çöküşü de beraberinde getiriyor.