Trabzon’un efsane hocalarından…

Eğitim camiasında “ayaklı kütüphane” olarak bilinen araştırmacı - yazar…

Atatürk’ün 100. Doğum yılında Trabzon adına Türkiye Büyük Millet Meclisine davet edilen…

Adı, Ortahisar’da bir sokakla birlikte Pelitli Anadolu Lisesinde yaşatılan Hocaların Hocası…

Bizlere tarihi anlatırken ülke sevgisini ve uçsuz bucaksız Türk Dünyasını da aralara serpiştiren eşsiz insan…

Oğlu Çağatay BaliO’nu bizler de anlayamadık” derken haklıydı çünkü duruşuyla birikimiyle asırlar öncesinden başlattığı yolculuğa binlerce insanı da ortak etmiş ve bir marka haline gelmişti.

Tam elli yıl önce tanışmıştık Ahmet Can Bali Hocamızla…

Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü sınavlarında…

Ve ardından hayatımızın en zorlu yılları başlamıştı. Akşamları Sosyal Bilgiler Bölümünde okuyorduk ve çoğumuz gündüzleri çalışıyordu. Meselâ ben tornacıydım Çömlekçi’de… Bazıları sınıf öğretmeni, bazıları da memurdu…

Mezun olunca savrulduk yurdun dört bir yanına… Zaman aktı bir su gibi ve…

Süleyman Latif Yunusoğlu, Ömer Soysal ve Burhan Bekar arkadaşlarımız el attı bu işe… “Ellinci yılda buluşalım” dediler ve mekân belirlendi: Üstad...

Hocalarımız da yalnız bırakmamıştı bizi… Ali Hikmet Çalış, Cemal Yazıcı, İdris Engin, Nuri Yazıcı ve Ali Dündar

Sınıf arkadaşlarımızdan Tülay Örs, Ahmet Metin Şener, Nurettin Atalay, Aydın Bıyıklı, Cahit Yılmaz, Mehmet Seymen, Haydar Çoban, Şemsettin Albayrak ve ben BahaettinKabahasanoğlu şanslı sayılırdık çünkü yarım asırlık kardeşlerimizle buluşma mutluluğunu yaşıyorduk.

Elli yıl sonra bir araya gelmek kime nasip olurdu ki?”

Bazıları şehir dışındaydı, bazılarının sağlık sorunları vardı…

Bazıları ise… Onlar için dualar döküldü dilimizden…

Yemek, tatlı ve çayla birlikte hatıralar da paylaşıldı.

Farklı kentlerde yaşadığımız tecrübeler bir bir dile getirildi.

Fatih Eğitim Enstitüsünde yaşadıklarımız, 12 Eylül ve sonrası…

Sürgünler, yalnızlıklar, haksızlıklar, acılar…

Anlatacağımız çok şey vardı fakat muhataplarımızdan pek kimse kalmamıştı.

Otobüs hazır” dediklerinde anladık, birazdan Ahmet Can BALİ Hocamızın kabrini ziyaret edecektik.

Yanımızda yakınımızdaydı Ahmet Can Bali Hocamız…

Binlerce öğrenci yetiştirmiş…

Onca öğretmenin hayatına dokunmuştu.

Tarihe kayıt düşülen, Türk Dünyası üzerinde parıldayan bir adı kalmıştı geriye…

CAN BABA…”

Tam 35 yıl önce buraya defnedilmişti.

Atatürk’ün Milli Tarih Görüşü ve Trabzon’dan Atatürk’e adlı kitaplarının yanında çok sayıda basıma hazır çalışması vardı.

Genç sayılabilecek bir yaşta (62) aramızdan ayrılmıştı.

Mezarı başında dersteymiş gibi dinledik oğlu Çağatay Bali’yi…

Zaman zaman sesi titredi, gözleri doldu.

Biz anladık.

Bir evlat olarak babasını seven öğrencileri karşısında şüphesiz çok duygulanmıştı.

Çalışma disiplininden bahsetti, hayallerinden…

Hepimizin gözleri dolmuştu çünkü şehrimizin efsane “Can Babası” için toplanmıştık elli yıl sonra…

Arkadaşlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdı, hocalarımızlabuluşturduklarıve hatıralarımızı tazeledikleri için…

Bu arada sosyal medyada “50 yıl önceki öğrencileri olarak Ahmet Can Bali Hocamızı mezarı başında dualarla andık” paylaşımımızın altına çok güzel cümleler yazıldı.

Can Baba’nın oğlu Osman Gökhan Bali “… güzel ahlâklı vatanperver gençlik yetiştirebilmek ve yıllar sonra sevgiyle anılabilmek çok ama çok önemli bir haslettir. Rahmetli babam CAN BABA için duyarlılığınıza ahde vefanıza tüm kalbi duygularımla teşekkür ederim” yazarak memnuniyetini ifade etmişti.

Trabzon Eski Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu da “Nikah tanığım, Hocam, mahallemizin mümtaz insanı nurlar içinde uyusun” diye yazmış.

Ve onlarca övgü dolu söz…

Anladık ki kentlerin yetiştirdiği saygıdeğer evlatların tanıtımı, kent adına farkındalık oluşturabilir, çocuklar ve gençler için olduğu kadar ilgililer için de yeni bir kapı aralayabilir.

Gidilmesi, görülmesi ve değerlendirilmesi gereken o kadar kahraman var ki…

Hocaların Hocasıydı O…

Fatih Eğitim Enstitüsünde görevli akademisyen dostları da Can Baba’nın manevi huzurundaydı.

Cemal Yazıcı, İdris Engin, Nuri Yazıcı, Ali Hikmet Çalış ve Ali Dündar

Çok şey öğrenmişlerdi O’ndan…

Tarihi sevmişlerdi, eğitimi…

Ve şimdi sadece dualarla ulaşabiliyorlardı ağabeylerine.

Dönüş yolunda kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.

Sanki hocamızı ziyaretten geliyor gibiydik ve yine karşılaşacaktık Can Baba ileGanita’da, Meydan’da…

Can Baba’yı anmak bir güne sığmazdı.

Kültür sanat sohbeti yaparken hocamız da bizimleymiş gibi bir his vardı içimizde.

Hıdırnebi Yaylasına doğru yola çıktığımızda öncesinden sözleşmişçesine Türk tarihinden konuştuk, gelecekten…

Can Baba olsaydı neler söylerdi acaba?”

Hemen hepimizin kafasında aynı soru vardı.

Tepelere doğru ilerledikçe kısa kollu gömleklerin üstüne yelekler atıldı, montlar…

Tuğra restoranda yudumladık çaylarımızı.

Kalın bir sis tabakasının altındaydı Hıdırnebi…

Sahildeki günlük güneşlik hava yerini bardaktan boşanırcasına bir sağanak yağmura bırakmıştı ki aracımıza zor attık kendimizi.

15 ülkeden 650 halk oyuncusu Trabzon'da buluşacak
15 ülkeden 650 halk oyuncusu Trabzon'da buluşacak
İçeriği Görüntüle

Trabzon’a döndüğümüzde Atapark’ta aldık soluğu…

Belki Can Baba da buralarda bir yerde oturmuştur diye herhalde…

Ne zamandır özlediğimiz kültür sohbetini en sona saklamışız sanki.

Hem de en derininden…

Genel Türk Tarihi konusunda hepimizi heyecanlandıran bir bilgeydi Can Baba…

Koltuğunun altında görmeye alıştığımız ders notlarını kitap haline getirmeyi çok isterdi. Şimdi bu görev çocuklarına ve bizlere düşüyor.

Masalar birleştirildi, özellikle Nuri Yazıcı Hocamızı dinledik can kulağı ile…

Yeni bir yolculuğun askerleri gibi hissettik kendimizi. “Görev emri” almışçasına yine dağıldık ülkenin dört bir yanına…

Bu dünyadan bir Ahmet Can Bali geçti.

Türk Tarihi” denildiğinde akla gelen isimlerden biriydi.

Onunla daha çok sevdik uçsuz bucaksız coğrafyamızı ve gönülden bağlandık.

Seni unutmak mümkün değil Can Baba.

Emeğin çoktur üstümüzde…

Yaşadıkça yaşatacağız fikirlerini…

Ruhun şad, mekânın cennet olsun.

Tüm öğrencilerin ve yetiştirdiğin öğretmenler olarak minnetle, şükranla, rahmetle selamlıyoruz.

Kaynak: Bahaettin Kabahasanoğlu