Dev Su Duvarı Olmayabilir: Uzmanlar Tsunaminin Gerçek Tehlikesini Anlattı
Akdeniz kıyıları için tsunami riski yeniden gündemde. UNESCO Tsunami Birimi Yetkilisi Jean-Pierre Duval’ın değerlendirmesine göre, 2022-2052 yıllarını kapsayan 30 yıllık süreçte Akdeniz’de 1 metreyi aşan bir tsunami dalgasının oluşma olasılığı yüzde 100’e yakın. Yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ekonomik potansiyelin bulunduğu kıyı bölgelerinde milyonlarca insanın yaşaması, riskin boyutunu artırıyor. Akdeniz’in kapalı bir deniz olması nedeniyle bazı senaryolarda dalgaların kıyıya 10 dakikadan kısa sürede ulaşabileceği belirtilirken, uzmanlar erken uyarı, tahliye planları ve toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekiyor.
Akdeniz için yüzde 100’e yakın tsunami olasılığı
Dünya’dan Başak Nur Gökçam’ın haberinde yer verilen değerlendirmeye göre UNESCO Tsunami Birimi Yetkilisi Jean-Pierre Duval, Akdeniz’de tsunami riskinin sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Duval, 2022 ile 2052 yılları arasındaki 30 yıllık süreçte Akdeniz’de yüksekliği 1 metreyi aşan bir tsunami dalgasının meydana gelme olasılığının yüzde 100’e yakın olduğunu ifade etti.
Bu değerlendirme belirli bir tarihte mutlaka büyük bir tsunami meydana geleceği anlamına gelmezken, Duval kıyı planlamalarının söz konusu risk dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti.
İlk dalgalar 10 dakikadan kısa sürede kıyıya ulaşabilir
Akdeniz’deki en önemli sorunlardan biri, olası bir tsunami sonrasında müdahale için kalan zamanın oldukça kısa olması.
Pasifik Okyanusu’nda tsunami dalgalarının bazı kıyılara ulaşması saatler sürebilirken, Akdeniz’de deniz tabanındaki kırılmalar veya kaymaların ardından ilk dalgaların bazı bölgelerde 10 dakikadan daha kısa sürede kıyıya ulaşabileceği belirtiliyor.
Haberde, Fransa Ulusal Uyarı Merkezi’nin potansiyel bir deprem sonrasında ilk bildirimi yaklaşık 15 dakika içinde yetkililere ulaştırabilecek şekilde tasarlandığı aktarılıyor. Bu durum, bazı senaryolarda dalganın resmi uyarıdan önce kıyıya ulaşabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
5 dakikalık kritik zaman farkına dikkat çekildi
Uyarı sisteminin yaklaşık 15 dakikalık bildirim süresi ile olası dalganın 10 dakikanın altında kıyıya ulaşabilmesi arasında oluşabilecek zaman farkı, uzmanların dikkat çektiği başlıklardan biri oldu.
Özellikle Fransız Rivierası gibi yoğun yerleşim ve turizm bölgelerinde merkezi uyarı sistemlerinin yanı sıra bireysel farkındalık ve hızlı tahliye planlarının da önem kazandığı belirtiliyor.
Bu nedenle kıyı bölgelerinde güvenli tahliye güzergâhlarının önceden belirlenmesi, halkın denizdeki olağan dışı hareketleri tanıması ve resmi uyarıyı beklemeden gerekli durumlarda kıyıdan uzaklaşması üzerinde çalışmalar yürütülüyor.
Aktif faylar ve deniz altı heyelanları risk oluşturuyor
Akdeniz’de tsunami oluşturabilecek farklı jeolojik mekanizmaların bulunduğu belirtiliyor.
Haberde, Ligurya Denizi’ndeki aktif fay hatları boyunca Fransa ve İtalya kıyılarına yakın noktalarda meydana gelebilecek depremlerin tsunami üretebileceğine dikkat çekiliyor.
Afrika ve Avrasya levhalarının hareketleri ile Kuzey Afrika açıklarında oluşabilecek kırılmalar da risk unsurları arasında gösteriliyor. Bu süreçlere deniz altı heyelanlarının eklenmesinin özellikle yerel ölçekte etkili ve yıkıcı dalgalar oluşturabileceği değerlendiriliyor.
“Dev bir su duvarı olmak zorunda değil”
Fransız Ulusal Araştırma Merkezi (CNRS) Deniz Jeolojisi Uzmanı Dr. Hélène Mercier, tsunami denildiğinde yalnızca filmlerde görülen dev bir su duvarının düşünülmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Mercier’in aktardığına göre tsunami, deniz seviyesinin hızlı şekilde yükselip alçalması, peş peşe gelen dalgalanmalar, birkaç santimetreden birkaç metreye ulaşabilen ani su baskınları ve güçlü akıntılar şeklinde de ortaya çıkabiliyor.
Bu nedenle kıyıda meydana gelen olağan dışı ve hızlı deniz çekilmesi veya yükselmesi gibi belirtilerin de tehlike işareti olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Nice çevresinde tahliye rotaları hazırlanıyor
Uyarı sürelerinin kısa olması nedeniyle Fransa’nın Nice kenti ve çevresinde araştırmacılar ile yerel yöneticilerin yalnızca erken uyarı sistemlerine güvenmek yerine tahliye süreçlerine de yoğunlaştığı belirtiliyor.
Kıyı bölgelerindeki yürüyüş ve tahliye güzergâhları haritalandırılırken güvenli sığınma alanlarının da belirlendiği aktarılıyor.
Çalışmalarda, denizde olağan dışı bir hareket gözlenmesi durumunda insanların kıyıdan hızlı şekilde uzaklaşmasını sağlayacak toplumsal farkındalık modellerine ağırlık veriliyor.
1,5 trilyon dolarlık kıyı ekonomisi de risk altında
Akdeniz kıyıları yalnızca milyonlarca insanın yaşadığı bölgeler değil, aynı zamanda yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ekonomik potansiyeli barındıran alanlar olarak öne çıkıyor.
Turizm, limanlar, ulaşım altyapısı ve kıyı yerleşimleri nedeniyle olası bir tsunami riski yalnızca can güvenliği açısından değil, ekonomik etkileri bakımından da değerlendiriliyor.
Uzmanların değerlendirmeleri, önümüzdeki 30 yıllık dönemde erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesinin yanı sıra kıyı planlaması, tahliye altyapısı ve toplumun afet farkındalığının güçlendirilmesini ön plana çıkarıyor.





