Liseli gençler dertli.
"Bizler bilek güreşinde iddialı gençleriz.
Okullar arası Bilek Güreşi yarışmasında Türkiye yarışması yapılıyor;
Amasya ve Tokat gibi iller dahi bu yarışmaya katılıyor.
Ama spor denilince hamsi gibi oynayan bizler nedense  o yarışmalarda yoğuz.
*
Neden yoğuz?
Çünkü birileri görevini yapmıyor da ondan yoğuz.
*
Oysa spor bizim gibi gençlere ahlak öğretir.
Sevgi, saygı öğretir.
Ezikliğini üstünde atmasını sağlar.
*
Kaldı ki, ilimizde vücut geliştirme ve bilek güreşi il temsilciliği bile var.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü var.
Onların bu ilgisizliklerinden çok üzgünüz" Dediler.
*
Bence de çok haklılar.
Bu ilgisizliğin son bulmasını,
Çok iyi bir hazırlık süreciyle Trabzonlu gençlerin seneye iddialı bir şekilde Türkiye şampiyonasına katılmalarının sağlanmasını bekliyorum.
*
Bu arada bilek güreşi yapan gençler," Belediyemize ait Kamacı Spor salonundan yararlanmak istiyoruz.
Bunun için bize bir masa, birkaç sandalye yeterlidir" diyorlar.
Sayın Başkana duyurulur.

RASİM İVEDİK

Bizim meşhur ROK.
Yani Rasim Ozan Kütahyalı, "Teröre karşı alışveriş yapın!" Dedi.
Hatta "dedi" değil, buyurdu.
*
ROK öyle demiş ise, şimdi çoluk çocuk cümbür cemaat alışverişe gideceğiz.
Allah razı olsun Bay ROK.
*
Ya deseydin ki, "size ölmeyi emrediyorum!"
Bu kış kıyamet nasıl da ölecektik?
Hadi öldük, bu kadar insan nereye gömülecektik?
Hadi gömülecek yeri bulduk, bizi kim gömecekti?
Hadi gömdüler, çeker miydi cihanın sırtı onca tabut-u cesim-i
 
İŞTE ARŞIN İŞTE HALEP
 
Halep'e bakıyorum;
Fotoğraflardan.
Gökyüzünden başlıyorum...
*
Bulutların arasından mavi gökyüzüne bakıyorum, hayat ne güzel.
Bu havada insanın yaşama sevinci muhteşem olmalı.
*
Zira mavi, insanın özgürlük duygularını kamçılar.
Dağlara çıkası gelir insanın.
*
Evet, Halep’i seyrediyorum...
Gökyüzü mavi.
Fotoğrafın aşağı kısımlarını görüyor;
İr ki li yo rum.
*
Üstte gök mavi.
Yerde ölüm var...
*
Yerde ağlayan çocuklar.
Ölü bebekler.
Feryat figan var.
İhanetler var her yerde...
*
Halep'i seyrediyorum, gözlerim yaş.
Halep'i seyrediyorum...
Ortada Halep yok!
 
TÜRKÜCÜ İSMAİL
 
"Bomba sesi, tank sesi, dedik bu neyin nesi?
Savaş çıktı zannettik, 15 Temmuz gecesi.
Gayet açık gayet net, ihanet var ihanet.
İhanet edenlere, olur mu hiç merhamet?
*
İşte durumdan derhal vazife çıkartan İsmail Türüt göreve başladı.
*
Çünkü o telaşlıdır.
Az canlıdır.
Önden gitmeyi, fark atmayı,
Varsa parsayı kapmayı sever.
*
Tüm bunlara rağmen
İsmail Türüt'ü severim.
Çünkü hemşerimdir.
Çünkü Trabzonsporludur.
Sıcakkanlıdır.
Ama maalesef çok politik,
Ve belirttiğim gibi çok ince hesapları ve yaklaşımları var...
*
Anında çayıra atlıyor.
Ama bilmiyor ki çayırda balık olmaz.
*
Bir ara Hrant Dink'in öldürülmesine de böyle alelacele "Oh oldu!" biçiminde
Türküler söyledi.
Oysa  "Sanatçıyım" diyen kimseye,
Ne gerekçeyle olursa olsun cinayeti övmesi hiç yakışmıyordu.
Ama görülen o ki, onun umurunda olan can değil, patlıcandı.
Yani o türkülerin o anki getirisi...
*
Şimdi yine esti gürledi Fetullah'a İsmail.
Darbecileri darp etti...
Sahnelerde şahlandı...
*
İyi de kardeşim,
Senin için derler ki o acayip FETÖ'cüydü.
*
Ne diyeyim;
Helal olsun sana, helal olsun!
Ula ula!
Kollar kallar!
Hop hop İsmail!
 
BURASI TÜRKİYE
 
Her an her şey olabiliyor.
Mesela, İlker Başbuğ Türkiye Cumhuriyeti ordusunda Genelkurmay Başkanı olabiliyor.
O görevi de layıkıyla yapabiliyor...
Herkese nasip olmayacak bir makam,
İlker Başbuğ'a nasip oluyor.
*
Oluyor ama daha da zoru bu makamdaki insanı Terörist olarak ilan edip,
Bazı güçler onu yıllarca kodeste tutabiliyorlar.
Çünkü burası Türkiye.
*
Mesela, eline kalemden başka bir şey almamış,
Ömrü hayatı insanlığa ışık tutmuş bir kimseyi hem de ölüm döşeğinde iken terörist ilan edilebiliyor.
*
Ya da gazeteci ve medya mensuplarını da acımasızca karalayıp,
Uluorta yaka paça içeri tıkıp sonra da,
"Ne var bunda yanlışlık olmuş işte" denilebiliyor.
Çünkü dedim ya burası Türkiye.
*
Ya da Bir mafya lideri, iktidarın saflarından muhaliflere "kan denizinde boğulacaksınız" diyebiliyor.
Ya da şimdilerde Büyük bir ülkede yargılanan bir zatın devletin bakanları vaktiyle "önüne yatarım" diyebiliyordu.
Dedim ya burası Türkiye.
*
Yani itibarlıysanız, itibarsızlaşabilirsiniz.
Ya da itibarsız iseniz, tersi olur, parlatılır yıldıza döndürülürsünüz.
 
AMAN DİKKAT!
 
Üzülerek belirtmeliyim ki hala yeterli ölçüde kontrol ve denetim yok.
*
Bir yakın dostum anlattı.
Üstelik aşırı AK Partilidir.
*
AK Parti’ye asla toz kondurmak istemez.
Hataları da olsa söylemez, söyleyemez...
Ama bu "sefer başka" diyor.
*
Anlattığına göre:
Belinde ruhsatlı silahı ile iyi korunması gereken bir resmi kuruma  gider.
Kapıdan girişte XR cihazı öter,
Ama o devam eder içeri girer...
*
İçeri girer ama içeride kimsecikler kendisine
Nereye kardeşim?
Dur!
Diyerek arama yapmaz.
*
Oysa anlattığına göre orada güvenlik için görevli vardır ve
telefonla konuşmaktadır.
*
Bizimkisi o hale o kadar üzülür ki,
Denetimsizliği iyice tespit etmek için tekrar dışarı çıkıyor,
Tekrar o XR kapısından içeri giriyor.
Yine değişen hiç bir şey yok güvenlik kapısında.
Görevliler maalesef belinde tabanca bulunan bizim tanıdığa yine müdahale etmiyor.
*
Şaşacaksınız ama, bizimkisi yine ertesi gün aynı kapıdan tekrar giriyor.
Ama yine "kontrol yok, yok,  yok..."Diyor.
 
Evet, kapı girişinde cihaz görevini yapıyor.
Taaat! Diye uyarıyor.
Ama görevli ne hikmetse o uyarıyı ciddiye almıyor.
*
Tabi kendisine inanmakta zorlanıyorum.
Üstelik daha çok sıcak bir felaketin akabinde...
"Abartıyorsun" diyorum.
Fakat o da elindeki görüntüyle beni inandırıyor.
*
Şimdi burası Trabzon.
Hassasiyeti yüksek bir kent.
Üstelik İçişleri Bakanı Soylu’nun memleketi.
Burada Allah korusun olabilecek bir musibet çok daha vahim sonuçlara dönüşebilir.
*
Cumartesi akşamı polislerimize yönelik saldırıya çok üzüldük.
Yandık...
Bayraklar yarıya indi,
Milletçe yas tuttuk.
Bir önceki yazımda da uzun, uzun meselelere değindim...
Ama ne olur; yeter artık!
Önlem alın lütfen!
 
BU DUYARSIZLIK NEYİN NESİ
 
10.Travel Turkey İzmir Turizm Fuar ve kongresine 81 il ve 77 ülkeden toplam 38 bin 587 kişi ziyaret etti.
8-11 Aralık tarihlerinde gerçekleşen turizm Fuarı İZFAŞ ve TÜRSAB ortaklığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde gerçekleşen etkinliğe, 
Seyahat acenteleri,
Tur operatörleri,
İş ve kongre turizmi,
Bakanlıklar,
Konsolosluklar,
Oteller ve tatil köyleri gibi sektörün tüm temsilcilerinin buluştuğu muhteşem bir katılım olmuş.
Ancak, aldığımız duyumlara göre ne yazık ki, Trabzon ilimiz bu fuarda maalesef layıkıyla temsil edilememiştir.
*
Standımızda görevlilerin pek görülmediği,
 Aktivitelerin bulunmadığı,
Tanıtım amaçlı
Kitap
Broşür,
CD veya hediyelik eşyaların olmadığı bir masa birkaç sandalye ile bu etkinlik geçiştirilmiştir.
*
Trabzon bu ilgisizliği ile ilini nasıl tanıtmış oldu?
Kaldı ki şehrin yegane kurtuluşu turizm olduğu halde,
Bu aymazlık anlaşılır gibi değildir.
*
Oysa ne çok sözümüz olabilirdi bu turizm fuarında.
Hangi ilin Sümela'sı var?
Hangi ilin Uzungöl gibi cennet köşesi var?
Ya da kaç ilin Ayasofya gibi tarihi değeri var?
Doğal güzellikleri var?
*
Ama öyle "Armut piş, ağzıma düş" anlayışıyla hiç bir yere varamayız.
Bu tür fırsatlar iyi değerlendirilmelidir.
Sayın Trabzon Valisi’nin bu konuda gereken hassasiyeti göstereceğini umut etmekteyim.