Müneccimlik” yapmıyorduk
Çalışana müjde geldi! Maaşlardan yapılacak kesinti rafa kalktı. "Yıllardır bu köşeden ısrarla haykırdık. "TES’in mevcut iktisadi ve sosyal şartlarda yürürlüğe girmesi mümkün değildir" dedik" diyen Karakaş, yazısında şu ifadelere yer verdi:
"Biz bu tespiti yaparken elbette “müneccimlik” yapmıyorduk. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki ihtisas komisyonlarında yürüttüğümüz çalışmalar bu gerçeği gösteriyordu. Tam 23 yıl boyunca kıdem tazminatı fonu, Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ve zorunlu tasarruf tartışmalarını bizzat masada takip ettik.
Görünen köy kılavuz istemez
Hem çalışan hem işveren hem de kamu bürokrasisi cephesindeki dinamikleri, rakamları ve saha gerçeklerini derinlemesine analiz ettik. Görünen köy kılavuz istemez. Saha gerçeklerini görmeden kâğıt üzerinde yapılan planlar eninde sonunda duvara çarpmaya mahkûmdur. Nitekim öngörülerimiz adım adım gerçekleşti ve sistem tamamen tıkandı.
2024 sonbaharını hedef gösteriyordu
Geriye dönüp baktığımızda karşımıza kronik bir tehir takvimi çıkar. 2023 yılında Resmî Gazete’de ilan edilen OVP, OKS’nin işveren katkılı TES’e dönüşümü için 2024 sonbaharını hedef gösteriyordu. Zaman geldi, takvimler işledi fakat o hedef tutmadı. Tarih hemen 2025 yılına kaydırıldı. Ardından 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı ile hedef bir kez daha ertelendi.
Mevzuat altyapısı kurulmamıştı
"OKS, işveren katkısını da kapsayarak ikinci basamak emeklilik sistemine dönüştürülecek" cümlesi sürekli tekrarlandı. Fakat ortada ne bir kanun teklifi ne hazırlanmış bir taslak ne de kamuoyuna açıklanmış net bir metin vardı. Meclis tatildeydi; açıldığında ise bütçe maratonu başlayacaktı. Takvim sıkışmış, mevzuat altyapısı kurulmamıştı. Sürekli ertelenen kararlar sonunda takvimi patlattı ve TES başlığı yeni OVP’den tamamen silindi.
Bir gram dahi mecal kalmamıştır
Gelişmiş ülkelerde emeklilik fonları trilyon dolarlara ulaşır ve ülke ekonomisine can suyu sağlar. Ancak bizde birikim ve tasarruf oranları ne yazık ki dip seviyelerdedir. Hükûmetin niyeti elbette devlet, çalışan ve işveren üçlüsünden yeni bir fon kaynağı oluşturmaktı. OVP bu adımı "tasarruf" başlığı altında sunuyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Çünkü çalışanın ve dar gelirlinin sırtında taşıyacak bir gram dahi mecal kalmamıştır. Tasarruf tedbirleri kâğıt üzerinde güzel durur. Fakat sahadaki acı gerçekler buna geçit vermez.
Aralardaki uçurum tam 9.313 TL
Asgari ücret bugün 28.075 TL seviyesindedir. Açlık sınırı ise 37.388 TL’ye ulaşmıştır. Aralardaki uçurum tam 9.313 TL’dir. Açlık sınırı asgari ücreti yüzde 33’nü aşmıştır. Mevcut kesintilere bir de yüzde 3 TES eklenirse maaş 27.084 TL’ye düşer. Ateş düştüğü yeri yakar! Sofrasında ekmeği küçülen çalışana "yarın emekli olacaksın" demek çare değildir.
Her gün yeni bir maliyet hesabı
Madalyonun diğer yüzünde ise işveren cephesi yer almaktadır. Yüksek enflasyon, artan faizler ve döviz kuru baskısı altında işveren her gün yeni bir maliyet hesabı yapmaktadır. Mevcut durumda SGK ve işsizlik primlerinin toplamı yüzde 37,75 seviyesindeydi. Ocak 2026 itibarıyla bu oran yüzde 38,75’e tırmandı. Eğer TES hayata geçseydi, yüzde 3 işveren ve yüzde 3 işçi payı ile toplam prim yükü yüzde 44,75’e fırlayacaktı.




