CEHALET ÇUKURUNDAN CEHENNEM ÇUKURUNA!

Kimin kimi neden öldürdüğü, dostun kim, düşmanın kim belli olmadığı ilişkilerin adeta bir arapsaçına döndüğü sözüm ona demokrasi- özgürlük adı altında, birçok insanın -Petrol Savaşı- diye nitelendirdiği ben ve benim gibi düşünenlerin din-su savaşları diye adlandırdığı bir Suriye-Halep senaryosunu günlerdir tüylerimiz diken diken olmuş bir halde izlemekteyiz.

Öyle bir acıyı gelip burnumuza dayattılar ki adeta kendi acılarımızı erteleyip orada yaşayan çocukların derdine düşmüş durumdayız. Hele bir görüntü vardı! Minicik el kadar yavruya silahının namlusunu dayayıp onu korkutarak ağlatan, o ağladıkça keyiflenen o şeytan duygulu acuze şerefsizin görüntüsü eminim birçoğumuzun üzüntüden kahretti!” Be vicdansız gücün o minnak yavruya mı geçiyor? Nasıl bir şeytan kaçmış ki içinize bundan haz alıyorsunuz?” Diye diye dövünsem de feryatlarımın figanlarımın kesinlikle faydasız olduğunu artık çok iyi biliyorum.

Ortadoğu Coğrafyasında ne yazık ki görmeye alıştığımız bu görüntüler, Batı ve Abd’nin bir ideolojisi olmuş durumda. Plan, Büyük İsrail adına para oligarkları tarafından adeta taş üstünde taş bırakmadan, can üstüne can koymadan ilerlerken tüm bu savaşların sebebi olan İsrail’den yanı başında olanlara tek kelam ses çıkmaması sizce de enteresan değil mi?

Vaktiyle Mossad tarafından göreve getirilen Baba Esad’ın oğlu Junior Esad’ın yönettiği Suriye devletinin halkı olan mültecilere kucak açmamız ileride bizi nasıl bir kaos’a sürükleyecek bilemiyorum. Onları orada bırakmak vicdanla bağdaşmıyor. Ama diğer tarafta da gerçekler var! Zira içleri boşaltılan kasabaların halkları burada . Dolayısıyla boşalan yerlerde kimin kime hizmet ettiği belli değil. Zira her kafadan bir ses çıkmakta! Esad’ın, İran’ın, Hizbullah’ın, Rusya’nın, Özgür Suriye Ordusu’nun, El- Kaide’nin, Işid’in, Kürt Birliklerinin, ABD Öncülüğünde ki Fransa, İngiltere, Almanya, Suudi Arabistan’ın da içinde bulunduğu 60’a yakın ülkenin kıyasıya mücadele verdiği bu bir avuç toprakta durup dururken bu savaş neden çıktı? Kim kiminle savaşıyor? Düşman kim? Taaa ABD’nin orada ne işi var? Peki ya diğerleri?

Dedim ya tam bir ARAPSAÇI!

Yeryüzünde bulunan 200 devletten 55’ini oluşturan (cehaletle boğuşan diyeceğim ama cehaletlerini bile farkında olmayan) dünyanın aynı zamanda en fakir 35 ülkesini de içinde barındıran koskoca bir coğrafya. Ve vaktiyle Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in aldığı kararlar neticesinde din birliği haricinde bu coğrafyanın dışında kalarak, bıraksalar belki de başa oynayacak bir Türkiye… 

Bir uçtan bir uca top yekûn bir cehalet çukurunda debelenen bu coğrafya insanı, vaktiyle yanı başında yaşananlardan hiç ders almadığı İran-Irak Şii-Sunni çatışmasının aynına son sürat ayak uydurmuş şekilde yine cehaletine kaldığı yerden devam etmesi nasıl bir kafadır hala anlayabilmiş değilim! İmanın yanına aklı koymayan, oku denilen ilk ayetine rağmen okumak bir yana güzel dini hurafelerle donatarak aynı dinden olanı gözü kırpmadan katleden bir cahiller ordusu olarak aynı AllAh’a inanan kardeşini sırf vaktiyle birilerinin dayattığı mezhepler uğruna katlederek, Batı’ya olan piyon görevlerini büyük bir başarı ile ifşa etmekteler…

CIA eski başkan yardımcısı, aynı zamanda da yazar olan ve terörist Fettullah Gülen’in ABD’de deki Yeşil Kart alma sürecinde Fettullah Gülen’e güvenilir biri olduğuna dair kefil olup onun ABD’de kalmasını sağlayan kişi olan Graham Fuller der ki; “ Batı’nın (ABD’nin) kendisine meydan okuyan Müslümanları ki bu çok güç ve cılız bile olsa aynı şaşmaz kararlılıkla ezmeye, bu kişi ister Nasır, isterse Kaddafi, Humeyni ya da Saddam Hüseyin olsun . Bu inanca göre Batı ancak Müslüman âlemi tamamen miskinliğe gömülünce huzur bulacaktır.”

Müslüman Dünyası tam da bu coğrafyada yarım kalan işlerini tamamlamak isteyenlerin yıllardır izlediği politikalar sonucunda karanlığa gömülmüştür.
Aslında şu an Halep’te olanlar bir Haçlı zihniyetidir. Suriye ve Mısır Sultanı olan Selahaddin Eyyubi’nin 1187 yılında Kudis’ü Haçlılardan alarak şehirdeki Hıristiyan egemenliğine son vermesiyle başlayan nefret hala sürmektedir. İşte bu yüzden Müslümanların hiçbir şeyleri umurlarında bile değildir. Zaten Evanjelist inanca göre Müslümanlar insan bile değildir! Bu yüzden taşlar altında kalan o süt kuzusu çocukları umursamamaları!

İran sınırından, Akdeniz’e kadar olan bölgenin kara bağlantısı da tamamıyla kesilirse aşağı yukarı işlem tamamdır. Sonrasında sırada Anadolu vardır. Bu patlamalar, 15 Temmuz, ekonomik olarak üstümüze gelmeler, Hıristiyan kulübü AB ile kesilen ilişkiler…
 Diyorum ya her şeye rağmen çok güçlü bir devletiz. Yeter ki inancımızı, mantığımızı ve şuurumuzu kaybetmeyelim.