Jeotermalde ezber bozan dönüşüm Trabzon’da konuşuldu: Doğal rezervuar bağımlılığı azalıyor
Akademi, teknoloji geliştiricileri, özel sektör ve kamu kurumlarını aynı çalışma platformunda buluşturan organizasyonda jeotermal enerjinin geleceğine yön verecek teknolojiler ve saha uygulamaları değerlendirildi. Çalıştayın öne çıkan başlıklarından biri, geleneksel “uygun doğal rezervuarı bulmak” yaklaşımının yerini “yer altındaki ısıya mühendislik yoluyla erişmek” anlayışına bırakması oldu. Etkinlikte ayrıca Manisa Acıdere AGS Projesi ve DsG’nin gelecek dönem planları da ele alındı.

Jeotermal enerjide yeni paradigma ele alındı
Anadolu İnovasyon ArGe Kurucu Ortağı, Hidrojen ve İleri Malzemeler Araştırmalar Grubu Lideri ve CTO’su Dr. Zeynel Öztürk, jeotermal enerji sektöründe yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Öztürk, geleneksel olarak uygun doğal rezervuarların aranmasına dayanan yaklaşımın giderek değiştiğini ifade etti.
Yeni anlayışın, yer altındaki ısıya mühendislik yöntemleriyle erişmek üzerine kurulduğunu belirten Öztürk, jeotermal enerjide teknolojik gelişmelerin uygulama alanını genişlettiğini söyledi. Bu değişimin, jeotermal enerji yatırımlarında doğal rezervuar bağımlılığının zamanla azalmasını sağlayabileceğini ifade etti.

Yeni teknolojiler jeotermalin sınırlarını genişletiyor
Çalıştayda Gelişmiş Jeotermal Sistemler (EGS), İleri Jeotermal Sistemler ve kapalı devre uygulamalar (AGS), sıcak kuru kaya sistemleri, dijital ikiz, yapay zekâ, ileri sondaj yöntemleri ve yeni nesil malzemeler değerlendirildi.
Dr. Zeynel Öztürk, organizasyonun farklı mühendislik ve bilim disiplinlerini aynı masa etrafında buluşturmak amacıyla düzenlendiğini belirterek, “Jeoloji, sondaj, kuyu mühendisliği, termodinamik, malzeme bilimi ve dijital teknolojileri aynı masa etrafında buluşturmak istedik” dedi.
Öztürk, Anadolu İnovasyon ArGe’nin Trabzon’da kurulmuş bir şirket olması nedeniyle DsG’nin çalıştaydan kongreye uzanacak yolculuğunu Trabzon’dan başlatmayı tercih ettiklerini ifade etti.

Türkiye’nin saha tecrübesine dikkat çekildi
Dr. Zeynel Öztürk, Türkiye’nin jeotermal enerji alanındaki mevcut birikimine de değindi. Sondajdan rezervuar yönetimine, ORC ve flash sistemlere kadar uzanan saha tecrübesinin, yeni nesil jeotermal teknolojilere uyum açısından önemli bir avantaj sunduğunu belirtti.
Türkiye’nin mevcut uygulama deneyiminin EGS ve AGS gibi yeni teknolojilerle bir araya gelmesinin, jeotermal enerji alanında yeni uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Çalıştayda hem mevcut saha tecrübesinin hem de yeni teknolojilerin birlikte değerlendirilmesi üzerinde duruldu.

Manisa Acıdere AGS Projesi’nde hedef 5 bin metre
DsG 2026 kapsamında dikkat çekilen projelerden biri Manisa Acıdere AGS Projesi oldu. Proje kapsamında mevcut durumda yaklaşık 2 bin 750 metre derinliğe ulaşan iki kuyu bulunduğu, sonraki aşamada ise hedefin 5 bin metre olduğu açıklandı.
Kapalı devre AGS sistemiyle yer altındaki ısının yüzeye taşınması planlanıyor. İlk pilot uygulamada yaklaşık 3 MW termal kapasiteyle hem elektrik üretiminin hem de sera uygulamalarının değerlendirilmesi hedefleniyor.
Yapılan modellemelerin sistemin yaklaşık 35 yıl boyunca kesintisiz ve sürekli enerji üretebileceğini gösterdiği belirtildi.

DsG 2027 İstanbul’da kongre formatında yapılacak
DsG 2026’nın önemli çıktılarından biri de organizasyonun süreklilik kazanması oldu. Etkinlik kapsamında alınan karar doğrultusunda DsG 2027’nin İstanbul’da daha geniş kapsamlı bir kongre formatında gerçekleştirilmesi planlandı.
Çalıştayda yapılan görüşmeler sonucunda uluslararası ölçekte iki yeni projenin başlatılması ve iki ayrı iş birliğinin hayata geçirilmesi yönünde karar alındığı belirtildi. Böylece Trabzon’da başlayan DsG sürecinin ilerleyen dönemde daha geniş bir yapıya kavuşması hedefleniyor.

“Önümüzdeki 10 yılda coğrafi bağımlılık azalacak”
Jeotermal enerjinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Zeynel Öztürk, önümüzdeki 10 yılda en önemli değişimlerden birinin coğrafi bağımlılığın azalması olacağını söyledi.
Öztürk, gelecekte “Burada uygun doğal rezervuar var mı?” sorusu yerine “Burada ekonomik olarak erişebileceğimiz yeterli yer altı ısısı var mı?” sorusunun öne çıkacağını ifade etti. Jeotermal enerjinin giderek daha geniş coğrafyalarda uygulanabilen, sürekli ve güvenilir enerji sağlayabilen bir teknolojiye dönüştüğünü vurguladı.

Trabzon’da gerçekleştirilen DsG 2026, yeni nesil jeotermal teknolojilerin, saha uygulamalarının ve uluslararası iş birliklerinin ele alındığı bir platform oldu. Çalıştayda alınan kararlarla birlikte DsG’nin gelecek yıl İstanbul’da kongre formatında devam etmesi planlanıyor.




